Gelecekbilimi, geleceği boş bırakan, henüz doğmamış olanların özgürlüğünü kısıtlamayan bir açıdan ele alıyorum.
Çarşamba, Nisan 06, 2016
Okur Türleri
Bir tanesi Umberto Eco’dan tanımlı:
“Örnek Okur, oyunda kalmayı bilen kimsedir, metinle birlikte doğar, o üsluba uyma yeteneği gösterir, yani başından itibaren kendisine önerilen metne dayalı oyunun kurallarını kabul etmekle bin yıl sonra bile olsa o kitabın ideal okuru olacak olan kişidir.”
http://blog.kavrakoglu.com/tag/albert-einstein/
Bin yıl bölümü abartılı, çünkü Heidegger’in Herakliüt okumasının abartılılığını biliyoruz:
Elde hepi topu, o da alıntının alıntısı olan, 10 fragman var, onu da yorumla babam yorumla. Ana metnin neredeyse 100 katı kadar yorumla.
Bu, Sartre’ın bir kitaba, o kitap hacminde önsöz yazması gibi bir abartı.
Tabii Eco böyle demişse, onun Aquinolu Thomas okumasını ve yorumlamasını bir daha gözden geçireceğim demektir (bakınız: Açık Yapıt).
Gelelim sadede:
Eco şunu demek istemişse haklıdır, diyorum:
Sonuçta Kafka okurken, Kafka’nın metin üslubu ve kurallarına göre okumanız gerekir.
Yani Kafka, buna değer biridir ve ayrıca başka türlü okununca, okumanın suyu çıkabilir: Onu etsever ve sekssever yapan aBD7li okur-yorumcu gibi.
Bana gelince.
Kafka, bana 11 yaşımda zorla okutuldu. Reddettim onu. Ancak, 30 yaşımda dönüp yeniden okudum.
Marx’ı ve temel ekonomik metinleri de o yaşta okudum. Okumanın beni değiştirmeyeceğine emin olduğum durumda, dezenformasyona kapılmayacağıma emin olduğum yaşta.
Kafka ise, yeterince karamsar olan beni, intihara taşıyabilirdi o yıllarda, 11-29 yaşımda yani.
Ancak, bu kuralına göre okuma daha, kurmaca-dışı metinler için geçerlidir.
Yani, bir bilimsel metni, diyelim evrim metnini İslam’a göre okursanız, cılkı çıkar. Bilginin % 99,99’unu inkar etmiş olursunuz.
Dünya Sistemi’ni okumak içinse, 5 bin yıllık Dünya tarihi animasyonunu ezbere bilmeniz gerekir ki zihniniz yamulmasın.
Zaten, o kavramsal çerçeve, size Dünya Sistemi’nde hatalar buldurmaya başladığında, kenid alternatif Dünya Sistemi’nizi yazmaya başlamış olursunuz. En zaından bende öyle oldu.
Evet, poker masasında pişti oynanmaz.
Ve Türkler bunu çok yaparlar.
O nedenle Türkler çook yanlış okurlar.
Kurmaca veya kurmaca-dışı farketmez...
(4 Nisan 2016)
Kapitalizm İşlemezken: FT's Non-Public 150
Bu liste, Financial Times’ın borsaya tümüyle kapalı şirketler listesi:
İlk 10’a bakalım:
Company Country Sector Estimated Market Value as of Dec 2005 ($bn) Type Type (1)
“1 Saudi Aramco Saudi Arabia Oil gas 781 S State owned
2 Petróleos Mexicanos (Pemex) Mexico Oil gas 415 S State owned
3 Petróleos de Venezuela SA Venezuela Oil gas 388 S State owned
4 Kuwait Petroleum Corporation Kuwait Oil gas 378 S State owned
5 Petroliam Nasional Berhad (Petronas) Malaysia Oil gas 232 S State owned
6 Sonatrach Algeria Oil gas 224 S State owned
7 National Iranian Oil Company Iran Oil gas 220 S State owned
8 Japan Post Japan Postal services 156 S State owned
9 Pertamina Indonesia Oil gas 140 S State owned
10 Nigerian National Petroleum Corporation Nigeria Oil gas 120 S State owned”
http://www.ft.com/cms/s/2/5de6ef96-8b95-11db-a61f-0000779e2340.html#axzz44sDoLE1o
(Kaç tane ‘state owned / devlet malı’ var bakalım?)
İlk 10 şirket, 3 trilyon dolar değerinde. Devamı ile hepsi, Dünya ekonomisi değeri eder. G-7 ekonomisi 10 kere tüketildi, bunlar 0 kere tüketildi.
Anladınız mı Arap Baharı’nın kerrakesini?:
ABD, elinin uzanamadığı tüm ciğerleri mundar ediyor, petrol fiyatlarının canına okuyarak.
(Yine de, ilk 25’te bile, 5 tane ABD şirketi var.)
OPEC üyesi ülkelerin, şirketlerini özelleştirmemiş. Diğerleri ise, trilyonlarca dolar.
Burada en büyük ironi, Ortadoğu’daki 1 nolu ABD müttefiki Suudi Arabistan’ın, petrol fiyatı düşüşlerinden en büyük zararı görmesi, 10 trilyon dolarlık şirketin, daha özelleştirilmeden 1 trilyon dolara düşmesi durumu.
Ki bu da, krallığın sonu demek olacak. Tebaa, beleş arpaya 100 yıldır alıştı çünkü.
Başka bir şey daha olacak:
Kapalı devre takas ticareti artacak ki bu da, globalizmin antitezi olan yerellik demek olacak. Petrol nasıl fiyatsal oynamaya açıksa, tüm mallar öyle. Üretici ve tüketici ülkeler, ikili anlaşmalarla, takas ticaret sabit kuru belirleyecek, 1 varil petrole 100 kilo kahve gibi. Bunun ikincil pazarla ve iç ikili anlaşmalar belirleyecek.
Vurgulu şerh: Bu, Almanya’nın 1 imparatorluktan 100 prensliğe bölünmesi ertesinde, prensliklerin kendi aralarında oluşturduğu bir kurumlaşma idi zaten.
Sonuç ne olacak o zaman?:
ABD’nin ekonomik değeri dörtte bire düşecek. Vee asgari ücret, ortalama kişi başına harcanabilir aylık GSMH’yi geçecek. TC’de öyle örneğin zaten.
Tarihsel bir şerh daha: Asgari ücretli insanlar dahil, Dünya’nın tüm 2.-7. Dünya halkları, 35 yıl boyunca, asgari ücretin en az yarısı cep telefonu faturası ödediler. Kişi başına et tüketimi ise artmadı hiç.
Olsun, deniz bitti, yanlış hesap, Bağdat’tan değil ama kutuptan döndü.
Çıkış:
İspanya’nın hem gümüş enflasyonu yaratıp, hem de İpek Yolu rotasını ekonomik açıdan devredışı bırakması ile Dünya ekonomisi, 1500-1600 arasında aşırı büyürken, 1600 sonrasında çöktü, köpüğü patladı yani.
Diğer bir deyişle:
Kümülatif açıdan çöküşü katalizleyecek bir olgu her zaman olabiliyor ama o olgular her zaman çöküş katalizleyemiyebiliyor.
2000 çöküşünün katalizleyicileri: 1980’deki 2000 Askeri Stratejisi, 1980 neo-liberalizminin tüm Dünya’yı pazarlaştırma çabası, 1991 1. Irak Savaşı, 11 Eylül 2001, 2011 Arap Baharı dizisiydi. Yani kabaca, 10’ar yıllık 4 adım. 2020’de siyasi / askeri çöküş çok barizleşecek. 2029-2030’da asıl iktisadi Global Kriz gelecek. Yani kriz-çöküş, önce 25 hiç yıl görünmüyor gibi, sonra 25 yıl çok görünüyor gibi.
Eğer o borsalaşmamış şirketler hala öyle kalmışsalar, 2030’da reel olarak hala aynı değerde veya daha değerli olacaklar.
Bu metnin anafikri de buydu zaten.
(4 Nisan 2016)
Panama-Leaks
Post-3-modern
dönemin Wikileaks nedeniyle 2013’de (ikinciyle ve Snowden’le) bittiğini
savlamıştık.
Bu, o
dizinin üçüncü adımı oldu:
“Bu
haliyle Panama Papers, 2010’deki ABD diplomatik yazışmalarının yayınlandığı
Wikileaks’ten ve 2013’te Edward Snowden’in ABD istihbarat belgelerini ifşa
etmesinden daha büyük.”
11, 5
milyon belge.
Kriz adımları:
Siyasi,
askeri, ticari.
Tam
Dünya Sistemi ve neo-liberalizm gibi yani.
Bu, bir
dış casusluk değil, bir iç casusluk. İçeriden birileri bu bilgileri sızdırıyor
dışarıya.
Devletlerin
öz-hatası bu bilgileri saklamak.
O
nedenle bu, devletleri yıkmaya yönelik tavır, hem Dünya Sistemi’nin, hem de
neo-liberalizme atitez durumunda oluyor.
Ve bunu
Bilgi Çağı kriterleri üzerinden yapıyor:
Bilgiyle.
Ve bu
biçimiyle de ‘Ejderha Dövmeli Kız’, edebiyatın
epistemolojik aksiyolojisi olarak, Martin Beck dizisinden 40 yıl sonra hala
İsveç diyor bizlere...
Sanat;
yaşamın, siyasetin, askeriyenin, ticaretin önünde gidiyor; dinin, ahlakın ve
hukukun da...
Bu
nedenle bu, bir neo-anti-epistemik-faşizm olmakta...
Yine de
devletler, Hoca’nın güğümleri gibi, gümbür gümbür devrilmekte ve devletsizlik
kargaşa getirmekte, özgürlük değil...
İşte bu
nedenle bilgi, bu neo-Orta Çağ’da bir biçimde neo-kampüs üniversitelere
yalıtılmak zorunda.
Ve bu neo-odaklar kesinkes internet değil.
Hammurabi Yasaları’nın taş
versiyonuna
dönme zamanı bile olabilir şimdi ve burada...
Dipnot:
Bu, ne
bir son adım, ne de post-N-modern
dizisinin bitirici bir moment.
O
kriter, ne yazık ki ilk patlayan gerçek bir mini atom bombası olacak.
2020-2030 gibi bu gidişle.
Ardından
kaos vakumu gelir 2030-2040 gibi. Sonra da, tarihsel sikluslar devam eder gider.
1789-2039 da, olağan bir 250 yıllık bir Dünya Sistemi’sel makro-evre olmuş olur
o zaman.
Bundan
sonraki ilk en-dip ve çıkış momenti
olan 2200’e de daha çook yol var
hala...
İlginç
biçimde tarih, ilk kez tarih bilinci
ile birlikte, bu krizlerden birine girme hakkı verdi bize. Psiko-tarih
tasarımcısı Asimov, bir teknik hata yaparak, tarihi etkileyen tarihçilerin tarih bilinçliliğinin tarihi
belirlerkenki etkilerini (Simplex yöntemi ile) tanımlamamıştır paradoksal
olarak. Oysa kitle ona göre, tarihi
etkilerken tarihi bilmemek zorundalık koşulundadır denklemin işlemesi için.
Not:
‘Simplex’, ‘simple + complex’ bireşimi bir sözcük mü acaba?
Ek
bilgi:
Yıllık
global GSMH kadar beyaz-kara para ve kara-kara parayı saklayan, mafyanın ve
beyaz yakalıların toplamda 350 bin kişi olduğu açıklandı. (Milyonda 50 oran,
yani kaymağın kaymağı gelir, yani ilk % 1’in ilk %o 1’i.)
Bu bilgilerle,
bunun 3 bin 500 kişisi, yani % 1’i deşifre edildi. % 1’i saklı yollardan
uzlaştı. Geriye kaldı % 98. Hala 65 trilyon dolar, milyar değil, o kadar
trilyon dolar bir yerlerde.
Bu kadar
para, er veya geç reel sektöre girecek, geçmişte mafya öyle yaptı çünkü. İşte
komedi o zaman başlayacak: Stagflasyonun acaibi, eksi talep varken, yüz katı olan fiyatlar o zaman görülecek.
En çok
sevilen metalar ise buğday ve petrol. Petrol talebi düşebilir ama buğday talebi
hep artar, bu da ‘Neuromancer’daki, Afrikalı
şişmiş ölülü açlar imajı öyküsünü akla getiriyor.
Kıyamet
kopacak sa da, asıl o zaman kopacak işte.
Zincirlerini
değil, buğdayını yitirecek 4.-7. Dünya halkları...
İşte o
zaman neo-Kavimler Göçü, çekirge sürüsü
istilası gibileşecek. TC’nin 2014-2015 gibi yaşadığı Suriyeliler istilası gibi
ama o, gelmekte olanın çok çok küçük ölçekli olanıydı.
(4 Nsan 2016)
Nightwish = Escapist = Reha
Eğer
adının anlamı ‘kaçıp kurtulan ise’ ve bir de Nightwish seviyor isen, bu parçayı
yazarsın.
Tuhaf
biri biçimde, başka bir Nightwish şarkısının gördüntülü resmi klibi de dahil
olmak üzere hayranlar, epeyi çeşit klip yapmışlar ama hiçbiri şarkıya
oturmamış.
Benim
ilk seyrettiğim ‘Vampir Avcısı D’ animesinin planları ile olanıydı. O da
olmamış.
En iyisi
görüntüsüz olanı:
Nightwish
Apocalyptico ile birlikte, yeni bir tür müziği inşa etti sayılır: Klasik-‘heavy
metal’ sentezi. ‘Senfonik metal’ de deniyor. ‘Senfonik rak’tan epeyi onyıl
sonra ortaya çıktı bu ikili.
Beni
vuran yan, melodilik ve can yakıcılık. Genelde melodililik ruh okşar. Çıbanı dışarıdan okşar gibi. Oysa bu, çıbanı
deşiyor ve can yakıyor.
Bu
yanıyla da, neo-anti-faşist oluyor (anti-neo-faşist mi yoksa?), hem de tam da
faşzim izleği / fay hattı üzerinden giderek / çatlayarak.
Fassbinder,
pek dikkati çekmemişse de, bir Nordik idi. Ruh soğukluğu öyleydi en azından.
İşte bu
yeni iki grup, klasik Atomüssü romanı çizgisi üzerinden bir neo-Nordik olma
ile, bize eksodus sunuyor, sundu bile.
Ben de,
bazı kaçıp kurtulmalarım için onları dinliyorum.
Bir de
ağlıyorum, kendi çocuk ölümlerimin yasını tutarak...
(4 Nisan 2016)
İstanbul’un 3. dalga kahvecileri
Bir
haberimsi:
“Kahveyi
çekirdek olarak alıp kendileri kavurur, farklı demleme yöntemleriyle içime
hazır hale getirir. Bir diğer deyişle hazıra konmaz, kahvenin hammaddesiyle
kendileri uğraşıp misafirlerine sunarlar. Son zamanlarda sık duyduğumuz 3.
dalga kahvecilerin tanımı tam da bu.”
Reklam-haber
olduğu buradan belli:
O
insanlara gözü kapalı kahve çekirdeği yedirsek, hangisi olduğunu bilemezler. Bu
bir.
Kahveye
aroma katılmaz. Bu iki.
Tütüne
de aroma katılmaz. Bu iki buçuk.
Neyin ne
ve aslının ne olduğunu bilmeyen, 5. Dünyalı turist ve 40 yaş ergenleri için, bu
yapılabilir.
Ancak,
asıl kahve içicileri onlar değil.
Bugün
Beyoğlu’ndan gerçek espresso bile yoktur. Kimse tadını bilmez çünkü. Satılanlar
da çakmadır.
Kahveyi
bilmek için, onu önce çiğ olarak göreceksin ve tadacaksın. Sonra elinle
kavuracaksın. Sonra el değirmeninde çekeceksin. Kokusunu ve tadını ezbere
öğreneceksin.
Sevdiğim
bir örnek var.
Kahveci
Mehmet filtre kahve yapmış, aynen Türk kahvesi.
Kolombiya
alıyorsun, Brezilya alıyorsun, aynı.
Balık
baştan kokuyor yani.
Bugün Beyoğlu’nda
mırra da yok. Kebap çok ama. Adana-Urfa farkını da bilen yok yani. Çok çok acı
süs biberi turşusunun Kürt işi değil, Tatar işi olduğunu da bilen yok yani.
Yani,
alaturka mafiş, alafranga mafiş: Küllüm mafiş.
Para
alıp haber yazmak kolay yani.
Dezenformasyon
yapmamak zor yani.
Dipnot:
Burada
üzücü olan şey, has (‘otantik’ denmiyor, dikkat) yaşama keyifleri ile çakma
şeyleri birbirine karıştırmak, elifle merteği karıştırmak ne sözcük, ne
olduklarını bilmemenin sözkonusu olması.
Ve bu
durum, ‘shrap’ markasının, ‘sharp’ markasının orijinali sanılmasıyla hem
ilintisi yok, hem de daha beteri.
(3 Nisan 2016)
Casuslar: Tencere Dibin Kara
Bir
haber:
“Almanya
Federal İstihbarat Teşkilatı'nın (BND), dost ve müttefik ülkelere ait
bakanlıkları, şirketleri ve uluslararası kuruluşları dinlediği iddia edildi.”
Kısa bir
süre önce ise, CIA’in Merkel’i dinlediği ortaya çıkmıştı.
O laflar
bizde boy boy, seni dinleyen atlı kovboy:
Tencere
dibin kara, seninki benden kara.
İt ite,
it de kuyruğuna.
Alışmış
kudurmuştan betirdir.
Akrep
akrepliğini yapar zaten, sorun kurbağada: Akrebi sırtına almayacak.
En
güzeli sonuncusu:
Tüm
aldatanlar, kendilerinin de aldatılabileceğini hiç mi hiç akıllarına
getirmezler:
Uyanık
geçinen keriz hesabı.
Silkele
kerizi silkele, dinle kerizi dinle.
Kimin
eli, kimin cebinde?
(3 Nisan 2016)
Salı, Nisan 05, 2016
Violentango = Piazzolla
Adı
‘şiddetli tango’ anlamına geliyor.
Ancak
bu, bir şiddet-değil.
En
azından Piazzolla’nın tangoda tanımladığı anlamda bir şiddet değil.
Daha çok
hırçınlık belki.
Müzik
olarak ise, daha çok pop-tango ve çok
çok az da meta-caz vektörü içermiş.
(3 Nisan 2016)
IŞİD, TC, ABD, Irak, Kürtler
Tam
‘körlerle sağırlar birbirini ağırlar’ bir savaşçık durumu:
“Musul
yakınlarındaki Deniz Piyade üssü Firebase Bell, Amerikan kuvvetlerinin 2014’de
Irak’a dönme kararı almasından bu yana kurulan ilk üs. Daha Pentagon üssün
varlığını resmen doğrulamazken üs geçtiğimiz haftalarda yoğun bir şekilde
IŞİD’in saldırılarına hedef olmuştu.”
Bizim
Musul’daki varlığımız da aynı:
Resmen
yok.
Bu
arada, her 2 ülkenin de, bir yerlere asker göndermesi resmi izne bağlı.
Meclisleri falan tarafından yani.
Kim
takar Yalova kaymakamını ki?
En
güzeli de, IŞİD’in Irak ordusunda muhbirlerinin olması:
“Gwer (Kuveyr)
- Mahmur cephesi Peşmerge komutanlarından Tümgeneral Sirvan Barzani,
Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada IŞİD’in Irak ordusunda ihbarcıları
olduğundan “yüzde yüz emin” olduğunu söyledi, ardından ‘Olayı soruşturmaya
devam ediyoruz ve daha fazla kanıt toplamaya çalışıyoruz’ dedi.”
İşte
orada dur.
İşin
içine bir de Kürtler girdi mi tamam.
Örneğin
Barzani, Musul civarındaki Türk kuvvetleri için, bir var, bir yok dedi.
Olayın
trajikomiği şu:
Ölü
cismen var ama ismen yok.
Niyazi
çok yani.
4
tarafta da yani.
Kim
kimle savaşıyor belli değil yani.
Kim
kimin için ölüyor belli değil yani.
Tam
‘Suikastçının Dini’ (Assassin’s Creed) oyunu yani.
Godot
gibi, neo-Hasan Sabbah da bir türlü
gelemiyor yani.
(3 Nisan 2016)
Tuhaf 2 Rüya
03.04.16, 10:40.
Tuhaf 2 Rüya
(Dün
gece görüldüler.)
Bir:
Zombilerden
kaçıyorum. Önce ormanda, sonra kentin içinde. 1,5 saat 3 parçalı rüyada sürdü
bu.
Hep arka
arkaya, burun buruna, anı anına kaçmalı bir kovalamaca idi.
İki:
Taksim-Lamartine ivarı, 1-2 katlı binalı, salaş bir mekan. Kitapçı biri var. Azınlık bir kadından
devralmış. Rüyda Halil Abi de var. O kitapçı ve diğer kitapçılar, gerçek
yaşamdakiler değil ama Halil Abi öyle. Rüyanın devamında, oralarda bir azınlık
lisesi var. Liseli çocukların yıllık toplantısının ardından, onlarla Taksim
Parkı’na karşılık gelen yerde ama bir düzlükte kağıt-kumar oynuyorum. Kocaman
bir salkım beyaz üzüm yiyorum.
Assassin’s Creed Alıntısı
Bilgisayar
oyunları, bir türlü doğru dürüst film yapılamıyor. Bunun nedeni, Machinima ile
oyunu sinemalaştırmayı becerdiler ama bir anti-Machinima yaratıp, dijital filmi
oyun efektine dönüştüremediler.
Assassin's
Creed, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çapraz medya. Baştan öyle olması
tasarlanmış zaten. Bugünkü yönetmenleri aşıyor biraz.
Bugünlerde
ortalıkta CIA-NSA savaşı türünden çizgiroman filmleri uçuşurken, en iyi ‘Assassin's
Creed’ versiyonunun, ABD’li ilk başkan
Washington'un diktatör olduğu öykü olduğunu düşünmüşümdür hep: Sıkı antitez
olurdu ötekilere.
Bunu da,
en iyi ya Wachowski-Tkywer kadrosu veya Tim Burton film yapabilirdi.
Olayın
politik yorumunu kavrayabilecek yönetmen ise, benim bildiğim kadarıyla
Yeryüzü'nde henüz yok. Fassbinder yaşasaydı, belki olurdu. Adam, daha 1974'te
ilk internetli / siberuzaylı filmi yapmıştı. ‘Berlin Alexandr Meydanı’ ise, bir
politik başyapıttır ve benim için sinema tarihinin bir nosudur.
Bir de
böyle bakmak denenebilir yani: 120 yıllık sinema tarihi perspektifiyle.
Açıklama:
‘Altyazi.org’ notumdur. (Bu oyunun bu yıl filmi çıktı gibi, o nedenle yazıldı
metin.)
(3 Nisan 2016)
Witcher 3 ve Oblivion
Müziği
ve kadın-erkek koreografisi olarak bambaşka bir alanda yer alsa da bu parça,
benim 3 modern dans ve kadın-erkek zirvemde 4. sırada yer alabilir pekala.
Bir ödül
avcısı vardır. Cadı avlar.
Bir
güzel cadı vardır. Güzel şarkı söyler.
Ödül avcısına
cadıyı avlaması için ödeme yaparlar. O da gider, onu bulur. Cadı kaçar, ödül
avcısı kovalar. Ödül avcısı, kendini korumak için, bağışıklık taşıdığı bir
zehir içer.
Sonrası
koreografidir, ‘Hyeongsa’nın tam antitezi bir koreografi:
Burada
da savaş vardır ama ölümüne.
Birbirlerine
delice saldırırlar. Birbirlerine delice zarar verirler.
Cadı,
ödül avcısının kanını içtiği an, kendi ölüm fermanını da imzalamış olur. Gücü
eksilir.
Ödül
avcısı onu doğrar.
Muhteşem
bir çapraz medya tasarımnda, muhteşem bir koreografi izleriz.
Önce
adam kaçar, cadı kovalar; sonra adam kovalar, cadı kaçar.
İşte bu
da, oblivion.
Bu da
uçurumun kıyısında kendini kapıp koyvermek. Adam, ölümüne gidiyor olabileceğini
bilir. Cadıyı bir bakıma sever de. Zaten öykünün sonunda, onun kellesini almaz
gibidir.
Döğüşün
sonundan gündoğumu ertesine kadarki acizlik, adamın galipken bile öylece yatıp
kalışı, bir oblivion olur yine.
Koreografinin
adı ise çok güzeldir:
Hatırlanacak
bir Gece (A Night to Remember).
(3 Nisan 2016)
Oblivion, Faşizm, Engizisyon
Oblivion’un
bir Arjantin duygusu olarak, hem faşizm, hem de engizisyon içerdiğini ve onlara
karşı / yanında duyulan olduğunu ayırsadım.
Çünkü
Arjantin tangosu, Piazzolla üzerinden ve cazlaştırılmış olarak, Arjantin
faşizmini ve Arjantin katolikliğini içerir.
Saura,
Piazzolla’nın bir müziğini, İspanya askeri faşizmine karşı sanat /
estetiko-politik antitezi olarak kullanır ama sanırım Piazzolla böyle şeylerden
uzak durdu.
(3 Nisan 2016)
Wolverine ve Oblivion
Anımsayınca
içim eridi.
Bir
oblivion duygusu durumu:
Öyküde
özgün Wolverine vardır, bir android Wolverine vardır, bir de çocuk-android.
Çocuk-android
Wolverine’e platonik aşıktır.
Android
Wolverine, özgün Wolverine’i öldürmek için yapılmış ve gönderilmiştir.
Çocuk-android onu durdurur. Kendini de patlamaktan durdurur.
Sahne
muazzamdır:
Wolverine
çocuk androide sarılır ve patlama durumunda çevreyi koruyup, kendisinin yok
olabilmesini göze alır.
Bu,
canavarca bir meta-sevgidir.
Bir
oblivion’dur.
Benzeri
bir duygu, Pulk Planet’te Hulk, kendini yiyen uzaylılara kendini yemelerine
geceleri izin verir, gündüz kendini tamir eder. Böylelikle, uzaylılar evlerine
dönebilir.
Bu da
oblivion’dur.
Her
ikisi de, uçurumun kıyısında kendini kapıp koyvermenin birer biçimidir.
Uçurumun
kıyısında kendini kapıp koyvermek intihar veya uçurumdan düşmek demek
değilidir. Acaip şeyler hissetmek, acaip işler yapmaktır.
Benzeri
duyguyu, android Wolverine de çocuk-androide karşı besler. Çünkü çocuk onu
yükseltgemiş ve adını Albevt koymuştur.
Hem
özgün Wolverine, 100 metreden helikopterden atlayarak, hem de android Wolverine
kanalizasyon feçesinin içine dalarak, acaip hisler sergilerler.
(3 Nisan 2016)
Tuhaf 1 Rüya
02.04.16, 22:55.
Tuhaf 1 Rüya
Bu
sıralar rüyalarım gerçekten acaip oldu.
Açıkhava
gibi, kapalı salon gibi bir yerdeyim. Sivil toplum toplantısı var.
Erimiş
kalay damlası gibi bir şey, Foucault’nun sarkacı gibi bir rotada, çapı 30 metre
gibi bir alanda, birkaç kere sekerek damlayarak yakarak dolanıyor.
Şimdi
ben bu paragrafı yazınca gözüme çok acaip göründü. Görüntü gözümün önünde.
17:30-21:30 arasındaki uykumda gördüm bugün bunu.
Ben o
tehlikeyi, sektirerek, rotasını az değiştirerek, insanlardan uzak tutuyorum.
Damla erimiş kalıyor, yere değince ortalığı yakıyor, buharlar çıkıyor falan.
Yaptığımı insanlar anlamıyorlar, alay ediyorlar.
Yorum.
Teröre
ve felakete karşı, insanların absürd ve çaresiz davrandığına ilişkin metinler
yazdım. Ancak bu, terör önleme olarak, çok çok absürd bir şey.
Ancak bu
da, IŞİD’in giderek yeni ve daha acaip terör yöntemleri bulmasına ilişkin,
fon-dip duygum olabilir.
Tuhaftır:
Şu an bilinçlice düşünüp hissettiğimde, bu rüyadaki duygunun, Woodward
çizgifilmine ve modern dansa karşıki duygumun aynısı olduğunu hissediyorum.
Bunun
anlamam ve açımlayabilmem gerekli.
Pazartesi, Nisan 04, 2016
Suudi Arabistan'dan 2 trilyon dolarlık mega fon oluşturma çabası
Bir
haber:
“Aramco'nun
satılmasıyla (halka arzıyla oluşacak) oluşacak 2 triyon dolarlık fon,
borsalarda işlem gören Apple, Google Alphabet, Microsft ve Berkshire Hathaway
gibi dört devi satın alabilecek.”
100
yıldır akılları nerede imiş?
Proje,
20 yılda işlerlik kazanacakmış. Dünya ekonomisi 20 yıl daha dayanabilecek mi ki?
Aramco
bu kaar eder mi?
Piyasadan
bu kadar para çıkabilir mi?
Örnek:
Norveç,
40 yılda 1 trilyon dolarlık fon oluşturdu. Ki zaten ona özenmişe benziyorlar.
Boşta
gezen para 65-70 trilyon dolar. Yarısı mafya kara parası, yarısı beyaz-kara
para (kayıtsız ve vergisiz para).
Onlar %
30 komisyon ödemeye hazırlar ama piyasa bu şişmeyi kaldırmaya hazır mı?
Sonuçta
borsadan söz ediyoruz. Yüzde birine düşebilen hisse senedi fiyatlarından söz
ediyoruz.
Ancak
tersinden bakarsak.
1
trilyon dolar toplasalar bile, onlara yeter.
Acaba
Norveç o parayla hangi yatırımları yaptı?
Eski
usül, 3 tane 1/3 kuralına uydu mu?:
Reel
sektör, borsa, altın.
Uyduysa,
işledi mi?
Bu
soruların yanıtları, Arabistan’ın hikayesin yazacak.
Ancak
biz, Arabistan gibi çöl coğrafyalı ve İslam gibi çöl kültürlü bir yerin, bu işi
kıvırabileceğini düşünmüyoruz.
Haa,
manipülasyonla olur bak.
(2 Nisan 2016)
Sanat Yazmanın Tesellisi
İnsanlar,
faşizmlerde ve engizisyonlarda sanata sığınırlar.
Bosch,
Bruegel, Dürer bir dizidir. Engizisyon için.
Kafka,
Fassbinder bir dizidir. Faşizm için.
Ben,
banata değil, sanat eserlerini eleştirmeşe ve onlardan düşünceler / duygular
damıtmaya sığınıyorum. Bunlar panzehir oluyor.
Bu,
arabeski yüksek dozda alıp bağışıklık kazanmak değil. B, konsantre güzelliğin
epsilon olarak damıtılması.
Son 3-4
günde 15 tane eleştiri metni yazdım peşpeşe. Seri atış gibi, araya başka türden
metin girmedi pek.
Ana
yönelim vektörü çapraz medya idi.
Ancak,
ana çıkış vektörü modern dans oldu.
2012’den
sonra, 2,5. Ma’da takılıp kalmıştım. Çıkmaz yol olduğun kakar verdim. 3. Ma’yı
sıfırdan yazmaya başladım. Kaplan karşıma çıktı. Sonra da, Woodward’ın
‘Oblivion’u.
Şu an az
da olsa, 3. Ma’ya tutundum.
Daha
önceki ‘Oblivion’ metinleriyle birlikte, yepyeni bir tao-yol-kitap demek oldu
şimdiden.
Kulak
arkamda da, destek atışı olarak, taosit-anarşist Shevek-Mülksüzler var bir mülksüz olarak.
Bu kez
de, beynen sağ bırakacağım kendimi sanırım.
Işığı gördüm sonunda çünkü. Ya da, ışığımı yarattım, da denebilir.
(2 Nisan 2016)
Oblivion-Woodward Notlamaları 4
İnternette
arayınca, Woodward türü çalışmaların olmadığını gördüm. Oysa, Dünya’da
Woodward’ın yaptığını deneyebilecek, en az 100 çizer var, o kesin.
Dolayısıyla
aşağıdaki konuda karşılaştır-karşıtlaştır yapamayacağım.
+
Woodward’ın
çizgi stili sabit, basit, belirgin,
sınırlı ifadeli.
Aslında,
dans çizmeye yakın veya yatkın değil. İkinci çizgifilm (onun olan) örneğinde bu
anlaşılıyor.
+
Dolayısıyla,
boş özneli soru.
Dans
nasıl çizilir?
Çizin
olarak.
Grafik
olarak.
Çizgiroman
olarak.
Çizgifilm
olarak.
Çapraz
medya olarak.
Motor
duyu-dil olarak.
Sorulması
tam 30 yıl gecikmiş bir soru dizisi bu. Her ülkeden yüzlerce çizerin çizgisini
gördüm ama dans çizeri / çizebiliri
yok aklımda hiç.
+
Peki, bu
nasıl bir şey olabilir?
‘Basilisk’te
çokça, ‘Hellsing’de azca yapılan ve kullanılan biçimde meta-çizgi ile.
‘Wolverine’de
ve ‘Hulk Planet’te yapılan biçimde, meta-öykü
ile.
‘Alaska’da
(Ken Parker) yapılan biçimde, en
naturalizm yaklaşım ile. Kadın-erkek bunu gerektiriyor. Oradaki ‘Mavi
Melek’ uyarlaması gibi. (Ki o kadın-erkeksel açıdan bir üçlü öykü sayılır.)
‘Conan’daki
en naturalist çizgi de uygun. O kadar akademik bir yaklşım, olayı bozabilir ama
her zaman değil. Ondaki bir öyküdeki (grafik roman dizisi), tanrının gök ve yıldırım olması çizgi dizisi muazzam
idi.
Ana akım dışı’na yönelen genel meta-vektör, sürrealizm yönünde gibi
şimdilik.
Başlangıç
için fena momentler değil.
Nokta.
Es.
(2 Nisan 2016)
Oblivion-Woodward Notlamaları 3
Kadın-erkek
modern dans çiftlemesi örneklemesi alıntı:
Bunlardan
3 tanesini örnekleyeceğim:
300’deki
kahin kız dansı, 1 dakika:
Piazzolla’nın
Oblivion’unun çizgifilm (Woodward) yorumu, 4 dakika:
Hyeongsa’nın
1 kadın ve 1 erkek arasındaki kılıç döğüşü planı, 3,5 dakika:
Hepsini
de ½ hızda izlemenizi öneririm. Etkisi ivmeleniyor.”
Bence,
‘300’deki kahin kız dansı planı, çizgiromanlaştırlamaz veya
çizgiromanlaştırılmasa daha iyi, çapraz medya açısından yani.
Ancak,
‘Hyeongsa’daki kılıç planı ise, çok iyi bir çizer tarafından olmak kaydıyla,
muhakkak çizgiromanlaştırılmalı. (‘Asssassin’s Creed’in çizgiroman çizeri değil
öneğin. Conan’ın en naturalist – akademik çizimlisini yapan çizer olabilir
ama.)
(2 Nisan 2016)
Oblivion-Woodward Notlamaları 2
Çizgifilm,
ayrı ayrı olarak tasarlanmak üzere, eşcinsel kadın ve rekek çiftleri için de
düşünülebilir.
Wittgenstein
ve sevgilisi ? (İletişim Yayınları) gibi.
+
‘Gece x
gündüz’ gibi, ‘4 x mevsim’ gibi de tasarlanabilir.
+
Çizgi
tarzı: Woodward’ın çzigi anlayışı ile benim grafikonlar çakıştı mı?
Bengü’nün
benim grafikonlardan uyarladığı ve daha dolgun kontur çizgili çizimler vardı.
Onlar olabilir mi veya düşünülebilir mi?
+
Dansçı
(en az ibir öyle olan) çiftler değil:
Duncan-Yesenin
gibi.
+
Alaturka
örnek:
Leman
Sam ve ‘Sarhoş’.
Bunun
Kaplan’ın ‘Delikanlım’ otoromanına uyarlamak mümkün mü?
(1-2 Nisan 2016)
Pazar, Nisan 03, 2016
NEK: Biyoloji
Yaşamsal
evrimin Dünya gezegenindeki karbon atomlarının limit tamanını yaşam çevriminden
dışa dönüştürmesi, bir Verhulst denklemi olabilir.
Yani,
milyonda birlik bir karbon yaşam-içi çevrimi de, bir evrim etkeni olabilir.
Aynı
zamanda, limit milyonda milyonluk da öyle. Ki böyle olduğu zamanlar vardı.
Her
ikisinin de evrimi arttıran ve eksilten süreksiz dağılımları olsa gerek.
Her
ikisinin de kendini etkileyen neden-sonuç döngüleri olsa gerek.
Sonuçta
Yeryüzü’nde evrim sürüyor. İnsan sonra da yeni türler evrildi. (Kanada’daki
tatlı sudan tuzlu suya evrilen balık gibi. Bonobolar gibi.)
(2 Nisan 2016)
Tuhaf 1 Rüya
02.04.16, 07:20.
Tuhaf 1 Rüya
Bir
mekandayım ama bir berber değil.
Bir
berber kız kulağımı kesti. Kesme anlamında. Sol kulağımın dış parçasını, 3 x 1,5
santimlik parçasını kopardı ve yara kanadı.
Ev
klinik gibi bir yermiş.
Annem ve
babam evdeydi ve mekan onlarındı ama mekan ne İzmir, ne de İstanbul idi.
Ortalıkta
1 zenci ve 1 Uzakdoğulu dolanıyordu aval aval.
Ben
elimde kulak parçası, telefon etmelerini bağırdım ve uyandım.
Üçlemeye Güzelleme
Olamamış
bir üçleme:
Ghost in
the Shell 3.
Bunun
nasılı ayrı 3 metinde irdelendi. (Yapılamayacağının öngürüsü, yapılmış
öngörünün o olamadığı yorumu ve neden yapılamadığının açımlanması dizisi ve 5
yıl içinde yazılmış olarak.)
2,5.’da
dingildeyen üçleme:
Sprawl
Üçlemesi: Gibson.
Neuromancer,
Count Zero, Mona Lisa Overdrive.
Zaten
üçüncü, bir ‘overdrive’ değil, ‘underdrive’ idi.
Yani, 2
tam 1 yarım olarak = 2,5.
Kendini
aş(tırıl)mış ve yedilemiş üçleme:
Vakıf
Üçlemesi ve/ya Yedilemesi: Asimov.
Bir
editör çıkar kalkar ve yazara 40 yıl sonra bir üçlemeyi bir yedilemeye aştırır.
Ek
bilgi: Birinci örnek, zaten bir film / çizgifilm / çizgiroman / çapraz medya
iken, diğer ikisi yalnızca roman olmakta.
Buradan
çıkan sonuç:
Çapraz
medya, baştan öyle tasarlanırsa ama tasarlandığı biçimiyle, yalnızca tek bir
tür olarak tasarlanmışlardan daha iyi / / güzel nitelikli çapraz medya sonucunu
veriyor. En azından şimdilik.
Gelelim
üçleminin güzellemesine.
Üç,
asimetrik bir sayı.
İki az,
dört çok olmakta. Üç, yeterli ve dengeli.
Yazılma
açısından da, gözlenmiş ki bir çırpıda bitirilebiliyor. Ya da baştan öyle
tasarlanabiliyor, tam olarak yani.
O
nedenle:
Bilimkurguda
üçlemeye güzelleme.
(2 Nisan 2016)
Ghost in the Shell 3 Neden Olamadı?
Çünkü,
kabuk-gövde ve hayalet-zihin metaforları buharlaştı. Üstelik, bunu dizinin
kendisi yaptı.
2. şöyle
bitiyordu:
Bir taş
bebek, bir köpek, bir seks androidi, bir kabuk-gövde = insan zihnine ev’lik yapan bir kukla vardı.
Tüm
bunlar, insan metaforunu karşılayamadı.
Bir
öncekinde de, kadın-erkek ikilemi buharlaştırılmıştı.
Geriye irdelenip buharlaştırılacak bir metafor
birlemesi veya ikilemesi bırakılmadı.
Oysa,
birincinin sonunda kadın çocuk-gövde ile reenkarnasyon yapmış idi. Dolayısıyla,
3. olabilecek 1,5. atlanmış oldu
öykü bölümü / parçası olarak.
Sonra
Batu var = savaşçı = batarya. Kadın savaşçı ve erkek savaşçı ikilemi ve
praksisi sanıldığının çok çok tersine olarak, bir türlü açımlanamadı dizide.
Asıl 3.
öykü, Batu’nun enginleşme veya
enginleşmeme ikilemi olacaktı. Çünkü Motoko zaten enginleşme peşindeydi,
heklenmiş olsa bile. Oysa, bir erkeğin
tahayyülü olarak erkek-savaşçı Batu, gözünün önünde enginleşen ve aşık
olduğu / yücelttiği Motoko olmasına karşın, enginleşmeyi ret ve inkar etti.
Şerh: Bir kadının tahayyülü olarak erkek-savaşçı
Shevek, enginleşmeye doğru uçarak gitti ve enginleşti de (bakınız:
Mülksüzler, Le Guin).
Zaten,
uzun vadede Oshii, bu eseri yaratabilme açısından dışarıya savruldu bir
yaratıcı olarak.
Bu demek
değil ki bir başkası bunu 10 veya 50 yıl sonra yapmayacak. Yeniden-yorum ve
aşırı-yorum öyküleriyle dolu öykü tarihi.
(2 Nisan 2016)
Oblivion-Woodward Notlamaları 1
Çeşitleme
1:
Kadın-erkek
ikilisi, Arendt-Heidegger olabilir.
Çizgifilmdeki
kadın-erkek yer değiştirmiş olur.
Heidegger’in
nazileşmesi, erkeğin opaklaşması olur.
Bu, asıl
çizgifilmdeki gibi sondakinin yerine, zamansal üçte ikide olur.
İstenirse:
Arendt’in eşkenazlaşması (Kötülüğün Bayağılığı), kadının opaklaşması olur. Zamansal
dörtte üçte.
İstenirse:
Işık-saydam olma, kadın ve erkekte yer ve zaman değiştirebilir. Sonunda,
birbirlerine son kez dönerler ve bağlanırlar. Ölürler, perde.
İstenirse:
İkisi birden, aynı çizgifilmde yapılabilir ama nasıl? Hangi sırayla?
(1-2 Nisan 2016)
Cuma, Nisan 01, 2016
Marvel Faz 3 ve DcComics Yeniden Doğuş
Her
ikisi de, 2015’te bu ataklara giriştiler.
Koyutlar:
Bu,
çapraz medya değil. Bu, Star Wars’un voltdisneyleştirilmesi ve çizgiromanın
yeniden ergenleştirilmesi.
Bunun,
yetişkinler için grafik roman aşamasından sonra gelmesi, 2 geri adım birden
demek.
Ticari
açıdan da başarısız bir adım. Ergenlere mal satma dönemi bitti.
Gelelim
estetiko-politiklere:
Bir: Yanki
faşizmi.
İki: ABD
güzellemesi.
Üç: Tarihin
10 adım birden gerisine düşüş.
Dört: Senaryo
açısından / üzerinden eblehleşme güzellemesi. Özellikle de, HBO dizileri
türünden sonra, triple eblehleşme.
İktidar
seçkinleri arasındaki iç savaş, estetiko-politik eşlenik moment.
Gerisi
boş çizgi ve boş söz: 30 yıllığına: 2015-2045 için.
Sonuç:
‘Dark
Horse’lar artacak. Bir zamanlar bu ikisi de, en bir numara değildi.
Tek
kişilik internet işlerine doğru zorlanmışlık artacak.
Çapraz
medya açısından ise, filmden çizgiroman
yapma dönemi yeniden başladı. Diğer 999.998
olasılık-olanak ise, düşünülmüyor bile.
(1 Nisan 2016)
3 Kuran, 3 Ülke, 3 Yorumcu
Bir
ateistim.
Kuran
dinlemeyi severim ama.
3 icraya
taparım:
Bir:
Abdullah
İbrahim, İmam ki asıl adı Kuran idi:
İki:
Bryan
Eno, Kuran:
Üç:
Bir de,
Oya-Bora’nın Bora’sının tekbirine. Ruhi Ayangil yönetiminde, BÜMK korosundan
1979 gibi dinlemiştim ‘Ümmeti Sala’ formunda.
Evet, Batı’nın kalesi ve Hristiyan sömürgesi
sayılan bir yerde, kiliseden bozma
bir yerde tekbir dinlemiştim.
Ateizmim de güçlenmişti. Hala da güçleniyor.
İlk
ikisi, bunu yaptıkları için, ölüm tehdidi almıştı. Biri Hristiyan, biri
Müslüman. Bora’yı bilemem.
Aka Gündüz
Kutbay da, 1970’lerde ney ile Zikir’i cazlaştırmıştı.
Evet, o
zaman özgürlük vardı, o zaman Dünya Müziği vardı, o zaman New Age vardı, o
zaman caz vardı, o zaman 3. Dünya vardı, o zaman onur vardı, sanat onuru.
Ve:
Hiç
kimse onları silemedi tarihten.
Proleter-entellektüel burada ey tarih...
Sevgili
kitle, nerelerdesin sen bakıim?
(1 Nisan 2016)
Çapraz Medya, Sanatlar, 2000
2000
momentiyle 9 sanat dalı tanımlıydı.
2000
momentiyle >999 altsanat dalı tanımlıydı.
2000 momentiyle,
bunların >999.999 permütasyonları tanımlıydı.
Bunlardan
birini irdeleyeceğiz:
Woodward,
Piazzolla, Grupo Elegia.
Yanki
çizgiromancının tektip çizgifilmciliği, cazlaştırılmış (Latin Amerika faşizmi
ve arabeski olarak) tango, karma bir grup icracı ve yorumcu: Grupo Elegia -
Natalia Shkil-violín, Mars Yamalov-violín, Sergey Shkil-contrabajo, Elvira
Yamalova-piano (2011).
Tasarım-derleme:
Woodward.
21. Yüzyıl’da tek başına sinema
ve çapraz medya yapılabiliyor.
Kendin
için, sanat için, gelecekbilim için.
Woodward
ile, tam 30 yıl sonra gördüm ki grafikonlarda çakışmışız. Benim grafikonlar
motor duyu-dil birimleri / momentleri olmakta. O ise, bunu çizgifilm
yapabilmiş, çünkü bir profesyonel. Ben ise, bir amatör olarak karelerde /
kadrajlarda kaldım.
Geriye
kaldı 999.998.
Modern
dans tarihinde en az 1 bin tane koreografi icrası var böyle, görsel kayıtlı
olarak. Woodward’ın tarzı, özellikle İngiliz ve Hollanda modern dans
tiyatrosunun kinetikliğine yatkın.
(1 Nisan 2016)
Modern Dans İçin 3 Zirve
30 küsur
yıldır modern dans ile uğraşırım. Daha çok kuramı ile.
Dansın,
folklorün, balenin birincil takıntısının kadın-erkek çifti olması, kuramsal
olarak da, motor duyu-dil semantiği olarak da bana ters, eksik, yanlış gelir.
Yine de
bazı koreografiler ve icraları çenemi düşürür.
Bunlardan
3 tanesini örnekleyeceğim:
300’deki
kahin kız dansı, 1 dakika:
Piazzolla’nın
Oblivion’unun çizgifilm (Woodward) yorumu, 4 dakika:
Hyeongsa’nın
1 kadın ve 1 erkek arasındaki kılıç döğüşü planı, 3,5 dakika:
Hepsini
de ½ hızda izlemenizi öneririm. Etkisi ivmeleniyor.
Son
ikisinde müzik çok etkili.
Birinci
de ise, çekimin suyun içinde yapılmış olması çok önemli.
Motor
duyu-dil açısından, 9,5-10 / 10 derecede mükemmel düzeydeler.
Burada
sinerji var:
Dansçılar,
koreograf, müzisyen.
İkinci
bir çapraz medya örneği. Üstelik, ticari-sanat değil, sanat-sanat çapraz medyası örneği.
(1 Nisan 2016)
Meclis gündemi: İnsan kopyalamaya vize yok
Bir
haber:
“ ‘Biyoloji
ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması
Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokol’, Meclis
Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi.”
Olabilir.
Bilimsel gelişmelere ayak direyebilirler.
Sonrası
ilginç:
“...1998
yılında imzalanan ve etik bağlamda sakıncalı görülen ölü veya canlı bir insanın
genetik olarak kopyalanmasına yönelik her türlü müdahaleyi yasaklayan protokol...”
18 yıl
yani.
AKP
2002’den beridir var ve 14 seneden beridir yani.
14
yıldır AKP’li Türkiye’de insan klonlamak hukuki olarak serbestmiş yani.
Muhafazakarlığa
geli.
Pragmatizme
gel.
Oportünizme
gel.
"İnsan
kopyalanması teknik olarak mümkün olmakla birlikte, ihtiyaç olmaktan çıktı.
Organ üretmek aslında dünyada da çok kolay değil, başarılmadı diyebilirim.”
Cehalete
gel. Geel vatandaş geel.
"Gebze
Teknolojik Araştırma Merkezi zaten çeşitli hayvanları klonladı. Bunlar et, süt
ve çeşitli proteinlerin üretimine yöneliktir. Ama bu teknolojilerde de aslında
istenen seviye yakalanamamıştır dünyada. Yani çok fazla verimi düşük, çok fazla
hata üreten teknolojiler."
Günahı
çeyrek işlemişler yani.
Adamlar,
4 tonluk inek üretmiş, bizimkilerin dediklerine bak.
İşte bu,
tam da bir inkar kültü olmakta.
(1 Nisan 2016)
Perşembe, Mart 31, 2016
Facebook ölüm ve yas duygusunu nasıl etkiliyor?
Önbilgi:
Dikkati henüz çekmiyor ama Blogger’a koyduğunuz herşey de silinmeden kalıyor.
Fotoğraf ve ses kaydı da koymak mümkün oraya.
Bir
haber:
“Facebook’taki
ölü üye sayısı hızla artıyor. 2012’de, yani Facebook kurulduktan 8 yıl sonra 30
milyon üyesi ölmüştü. Bazı tahminlere göre, günde 8 bin üye ölüyor.”
Yılda 3
milyon kişi ediyor. Oysa ilk sayı, yılda 4 küsur milyon kişi ediyor. Demek ki
aslında yılda 5 milyon kişi.
Facebook’un
2 milyar kişilik üye sayısı sabit kalırsa, 400 yıl demek bu. Dolayısıyla,
haberdeki şu saptama yanlış:
“Bir
süre sonra Facebook’un ölü üye sayısı, yaşayanların sayısını geçecek.”
Dünya’nın
en uzun süreli şirketi 400 yıl yaşamadı çünkü.
Asıl
durum da ayrıca şu:
Facebook’un
sahibi, çok değil 50 yıl sonra ölmüş olacak. Ondan sonra nasıl olsa silerler.
Sonsuza dek böyle gitmeyeceği kesin.
Sorun,
Zuckerberg’in henüz yaşarken ne yapacağında. Er veya geç bir mahkeme, Facebook
kayıtlarının mahremiyet olduğuna karar verip sildirecek. Belki yüz bininci
başvuruda böyle olacak ama olacak. ABD’liler dava açmayı pek severler çünkü.
Bir
kullanıcının teyzesinin ölümünden sonra hissetttikleri şunlarmış:
“Teyzemin
ölümünden bir gün sonra, bana bıraktığı Shakespeare kitaplarının içinde bir not
bulmuştum: “Kitabın senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bu da benim
sana hediyem olsun. Sevgiler… Teyzen Jackie”
Çok
duygulanmış, hemen bilgisayarımda onun Facebook sayfasını açmıştım. Kuzenim,
fillerle ilgili bir video paylaşmıştı. Teyzem filleri çok severdi. Sonra eski
öğrencilerinin ve akrabalarının bıraktığı notları okudum.”
Çok
şeyselleşmiş bir duygulanım. Ölümü küçümseme bu. İnkar kültü bu.
Ben, yaşadığını
sandığım eski bir arkadaşımın öldüğünü Facebook’tan öğrendiğimde çöktüm. Çöktüm
ötesi oldum.
Yas mı?
“Viktor
Mayer-Schonberger insanın unutma becerisinin önemli olduğunu söylüyor.
Unutmanın geçmişin zincirlerinden kurtulmamızı, o anı yaşamamızı sağladığını
belirtiyor.”
Bu,
riyakarlık ve şarlatanlık olmakta. Adamlar, anı yaşamımızı istiyorlar, çünkü
bize bir şeyler satacaklar. Yaslı birine çok az şey satabilirsiniz çünkü.
Bu arada
çok önemli bir durum var:
Facebook’tan
önce de, vefat etmiş sevdiklerimizin yazıları, resimleri ve sesleri kayıtlı
olarak mevcuttu. Facebook onu 1 tık yakında tutuyor. Olağanda, o anıları uzak
çekmecelere saklarız.
Haber
zayıf. Konu hakında doyurucu bilgi ve yorum getirememiş.
(31 Mart 2016)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)