Çarşamba, Nisan 06, 2016

Okur Türleri

Bir tanesi Umberto Eco’dan tanımlı: “Örnek Okur, oyunda kalmayı bilen kimsedir, metinle birlikte doğar, o üsluba uyma yeteneği gösterir, yani başından itibaren kendisine önerilen metne dayalı oyunun kurallarını kabul etmekle bin yıl sonra bile olsa o kitabın ideal okuru olacak olan kişidir.” http://blog.kavrakoglu.com/tag/albert-einstein/ Bin yıl bölümü abartılı, çünkü Heidegger’in Herakliüt okumasının abartılılığını biliyoruz: Elde hepi topu, o da alıntının alıntısı olan, 10 fragman var, onu da yorumla babam yorumla. Ana metnin neredeyse 100 katı kadar yorumla. Bu, Sartre’ın bir kitaba, o kitap hacminde önsöz yazması gibi bir abartı. Tabii Eco böyle demişse, onun Aquinolu Thomas okumasını ve yorumlamasını bir daha gözden geçireceğim demektir (bakınız: Açık Yapıt). Gelelim sadede: Eco şunu demek istemişse haklıdır, diyorum: Sonuçta Kafka okurken, Kafka’nın metin üslubu ve kurallarına göre okumanız gerekir. Yani Kafka, buna değer biridir ve ayrıca başka türlü okununca, okumanın suyu çıkabilir: Onu etsever ve sekssever yapan aBD7li okur-yorumcu gibi. Bana gelince. Kafka, bana 11 yaşımda zorla okutuldu. Reddettim onu. Ancak, 30 yaşımda dönüp yeniden okudum. Marx’ı ve temel ekonomik metinleri de o yaşta okudum. Okumanın beni değiştirmeyeceğine emin olduğum durumda, dezenformasyona kapılmayacağıma emin olduğum yaşta. Kafka ise, yeterince karamsar olan beni, intihara taşıyabilirdi o yıllarda, 11-29 yaşımda yani. Ancak, bu kuralına göre okuma daha, kurmaca-dışı metinler için geçerlidir. Yani, bir bilimsel metni, diyelim evrim metnini İslam’a göre okursanız, cılkı çıkar. Bilginin % 99,99’unu inkar etmiş olursunuz. Dünya Sistemi’ni okumak içinse, 5 bin yıllık Dünya tarihi animasyonunu ezbere bilmeniz gerekir ki zihniniz yamulmasın. Zaten, o kavramsal çerçeve, size Dünya Sistemi’nde hatalar buldurmaya başladığında, kenid alternatif Dünya Sistemi’nizi yazmaya başlamış olursunuz. En zaından bende öyle oldu. Evet, poker masasında pişti oynanmaz. Ve Türkler bunu çok yaparlar. O nedenle Türkler çook yanlış okurlar. Kurmaca veya kurmaca-dışı farketmez... (4 Nisan 2016) 

Kapitalizm İşlemezken: FT's Non-Public 150

Bu liste, Financial Times’ın borsaya tümüyle kapalı şirketler listesi: İlk 10’a bakalım: Company Country Sector Estimated Market Value as of Dec 2005 ($bn) Type Type (1) “1 Saudi Aramco Saudi Arabia Oil gas 781 S State owned 2 Petróleos Mexicanos (Pemex) Mexico Oil gas 415 S State owned 3 Petróleos de Venezuela SA Venezuela Oil gas 388 S State owned 4 Kuwait Petroleum Corporation Kuwait Oil gas 378 S State owned 5 Petroliam Nasional Berhad (Petronas) Malaysia Oil gas 232 S State owned 6 Sonatrach Algeria Oil gas 224 S State owned 7 National Iranian Oil Company Iran Oil gas 220 S State owned 8 Japan Post Japan Postal services 156 S State owned 9 Pertamina Indonesia Oil gas 140 S State owned 10 Nigerian National Petroleum Corporation Nigeria Oil gas 120 S State owned” http://www.ft.com/cms/s/2/5de6ef96-8b95-11db-a61f-0000779e2340.html#axzz44sDoLE1o (Kaç tane ‘state owned / devlet malı’ var bakalım?) İlk 10 şirket, 3 trilyon dolar değerinde. Devamı ile hepsi, Dünya ekonomisi değeri eder. G-7 ekonomisi 10 kere tüketildi, bunlar 0 kere tüketildi. Anladınız mı Arap Baharı’nın kerrakesini?: ABD, elinin uzanamadığı tüm ciğerleri mundar ediyor, petrol fiyatlarının canına okuyarak. (Yine de, ilk 25’te bile, 5 tane ABD şirketi var.) OPEC üyesi ülkelerin, şirketlerini özelleştirmemiş. Diğerleri ise, trilyonlarca dolar. Burada en büyük ironi, Ortadoğu’daki 1 nolu ABD müttefiki Suudi Arabistan’ın, petrol fiyatı düşüşlerinden en büyük zararı görmesi, 10 trilyon dolarlık şirketin, daha özelleştirilmeden 1 trilyon dolara düşmesi durumu. Ki bu da, krallığın sonu demek olacak. Tebaa, beleş arpaya 100 yıldır alıştı çünkü. Başka bir şey daha olacak: Kapalı devre takas ticareti artacak ki bu da, globalizmin antitezi olan yerellik demek olacak. Petrol nasıl fiyatsal oynamaya açıksa, tüm mallar öyle. Üretici ve tüketici ülkeler, ikili anlaşmalarla, takas ticaret sabit kuru belirleyecek, 1 varil petrole 100 kilo kahve gibi. Bunun ikincil pazarla ve iç ikili anlaşmalar belirleyecek. Vurgulu şerh: Bu, Almanya’nın 1 imparatorluktan 100 prensliğe bölünmesi ertesinde, prensliklerin kendi aralarında oluşturduğu bir kurumlaşma idi zaten. Sonuç ne olacak o zaman?: ABD’nin ekonomik değeri dörtte bire düşecek. Vee asgari ücret, ortalama kişi başına harcanabilir aylık GSMH’yi geçecek. TC’de öyle örneğin zaten. Tarihsel bir şerh daha: Asgari ücretli insanlar dahil, Dünya’nın tüm 2.-7. Dünya halkları, 35 yıl boyunca, asgari ücretin en az yarısı cep telefonu faturası ödediler. Kişi başına et tüketimi ise artmadı hiç. Olsun, deniz bitti, yanlış hesap, Bağdat’tan değil ama kutuptan döndü. Çıkış: İspanya’nın hem gümüş enflasyonu yaratıp, hem de İpek Yolu rotasını ekonomik açıdan devredışı bırakması ile Dünya ekonomisi, 1500-1600 arasında aşırı büyürken, 1600 sonrasında çöktü, köpüğü patladı yani. Diğer bir deyişle: Kümülatif açıdan çöküşü katalizleyecek bir olgu her zaman olabiliyor ama o olgular her zaman çöküş katalizleyemiyebiliyor. 2000 çöküşünün katalizleyicileri: 1980’deki 2000 Askeri Stratejisi, 1980 neo-liberalizminin tüm Dünya’yı pazarlaştırma çabası, 1991 1. Irak Savaşı, 11 Eylül 2001, 2011 Arap Baharı dizisiydi. Yani kabaca, 10’ar yıllık 4 adım. 2020’de siyasi / askeri çöküş çok barizleşecek. 2029-2030’da asıl iktisadi Global Kriz gelecek. Yani kriz-çöküş, önce 25 hiç yıl görünmüyor gibi, sonra 25 yıl çok görünüyor gibi. Eğer o borsalaşmamış şirketler hala öyle kalmışsalar, 2030’da reel olarak hala aynı değerde veya daha değerli olacaklar. Bu metnin anafikri de buydu zaten. (4 Nisan 2016) 

Panama-Leaks

Post-3-modern dönemin Wikileaks nedeniyle 2013’de (ikinciyle ve Snowden’le) bittiğini savlamıştık.
Bu, o dizinin üçüncü adımı oldu:
“Bu haliyle Panama Papers, 2010’deki ABD diplomatik yazışmalarının yayınlandığı Wikileaks’ten ve 2013’te Edward Snowden’in ABD istihbarat belgelerini ifşa etmesinden daha büyük.”
11, 5 milyon belge.
Kriz adımları:
Siyasi, askeri, ticari.
Tam Dünya Sistemi ve neo-liberalizm gibi yani.
Bu, bir dış casusluk değil, bir iç casusluk. İçeriden birileri bu bilgileri sızdırıyor dışarıya.
Devletlerin öz-hatası bu bilgileri saklamak.
O nedenle bu, devletleri yıkmaya yönelik tavır, hem Dünya Sistemi’nin, hem de neo-liberalizme atitez durumunda oluyor.
Ve bunu Bilgi Çağı kriterleri üzerinden yapıyor:
Bilgiyle.
Ve bu biçimiyle de ‘Ejderha Dövmeli Kız’, edebiyatın epistemolojik aksiyolojisi olarak, Martin Beck dizisinden 40 yıl sonra hala İsveç diyor bizlere...
Sanat; yaşamın, siyasetin, askeriyenin, ticaretin önünde gidiyor; dinin, ahlakın ve hukukun da...
Bu nedenle bu, bir neo-anti-epistemik-faşizm olmakta...
Yine de devletler, Hoca’nın güğümleri gibi, gümbür gümbür devrilmekte ve devletsizlik kargaşa getirmekte, özgürlük değil...
İşte bu nedenle bilgi, bu neo-Orta Çağ’da bir biçimde neo-kampüs üniversitelere yalıtılmak zorunda.
Ve bu neo-odaklar kesinkes internet değil.
Hammurabi Yasaları’nın taş versiyonuna dönme zamanı bile olabilir şimdi ve burada...
Dipnot:
Bu, ne bir son adım, ne de post-N-modern dizisinin bitirici bir moment.
O kriter, ne yazık ki ilk patlayan gerçek bir mini atom bombası olacak.
2020-2030 gibi bu gidişle.
Ardından kaos vakumu gelir 2030-2040 gibi. Sonra da, tarihsel sikluslar devam eder gider.
1789-2039 da, olağan bir 250 yıllık bir Dünya Sistemi’sel makro-evre olmuş olur o zaman.
Bundan sonraki ilk en-dip ve çıkış momenti olan 2200’e de daha çook yol var hala...
İlginç biçimde tarih, ilk kez tarih bilinci ile birlikte, bu krizlerden birine girme hakkı verdi bize. Psiko-tarih tasarımcısı Asimov, bir teknik hata yaparak, tarihi etkileyen tarihçilerin tarih bilinçliliğinin tarihi belirlerkenki etkilerini (Simplex yöntemi ile) tanımlamamıştır paradoksal olarak. Oysa kitle ona göre, tarihi etkilerken tarihi bilmemek zorundalık koşulundadır denklemin işlemesi için.
Not: ‘Simplex’, ‘simple + complex’ bireşimi bir sözcük mü acaba?
Ek bilgi:
Yıllık global GSMH kadar beyaz-kara para ve kara-kara parayı saklayan, mafyanın ve beyaz yakalıların toplamda 350 bin kişi olduğu açıklandı. (Milyonda 50 oran, yani kaymağın kaymağı gelir, yani ilk % 1’in ilk %o 1’i.)
Bu bilgilerle, bunun 3 bin 500 kişisi, yani % 1’i deşifre edildi. % 1’i saklı yollardan uzlaştı. Geriye kaldı % 98. Hala 65 trilyon dolar, milyar değil, o kadar trilyon dolar bir yerlerde.
Bu kadar para, er veya geç reel sektöre girecek, geçmişte mafya öyle yaptı çünkü. İşte komedi o zaman başlayacak: Stagflasyonun acaibi, eksi talep varken, yüz katı olan fiyatlar o zaman görülecek.
En çok sevilen metalar ise buğday ve petrol. Petrol talebi düşebilir ama buğday talebi hep artar, bu da ‘Neuromancer’daki, Afrikalı şişmiş ölülü açlar imajı öyküsünü akla getiriyor.
Kıyamet kopacak sa da, asıl o zaman kopacak işte.
Zincirlerini değil, buğdayını yitirecek 4.-7. Dünya halkları...
İşte o zaman neo-Kavimler Göçü, çekirge sürüsü istilası gibileşecek. TC’nin 2014-2015 gibi yaşadığı Suriyeliler istilası gibi ama o, gelmekte olanın çok çok küçük ölçekli olanıydı.

(4 Nsan 2016)

Nightwish = Escapist = Reha

Eğer adının anlamı ‘kaçıp kurtulan ise’ ve bir de Nightwish seviyor isen, bu parçayı yazarsın.
Tuhaf biri biçimde, başka bir Nightwish şarkısının gördüntülü resmi klibi de dahil olmak üzere hayranlar, epeyi çeşit klip yapmışlar ama hiçbiri şarkıya oturmamış.
Benim ilk seyrettiğim ‘Vampir Avcısı D’ animesinin planları ile olanıydı. O da olmamış.
En iyisi görüntüsüz olanı:
Nightwish Apocalyptico ile birlikte, yeni bir tür müziği inşa etti sayılır: Klasik-‘heavy metal’ sentezi. ‘Senfonik metal’ de deniyor. ‘Senfonik rak’tan epeyi onyıl sonra ortaya çıktı bu ikili.
Beni vuran yan, melodilik ve can yakıcılık. Genelde melodililik ruh okşar. Çıbanı dışarıdan okşar gibi. Oysa bu, çıbanı deşiyor ve can yakıyor.
Bu yanıyla da, neo-anti-faşist oluyor (anti-neo-faşist mi yoksa?), hem de tam da faşzim izleği / fay hattı üzerinden giderek / çatlayarak.
Fassbinder, pek dikkati çekmemişse de, bir Nordik idi. Ruh soğukluğu öyleydi en azından.
İşte bu yeni iki grup, klasik Atomüssü romanı çizgisi üzerinden bir neo-Nordik olma ile, bize eksodus sunuyor, sundu bile.
Ben de, bazı kaçıp kurtulmalarım için onları dinliyorum.
Bir de ağlıyorum, kendi çocuk ölümlerimin yasını tutarak...

(4 Nisan 2016) 

İstanbul’un 3. dalga kahvecileri

Bir haberimsi:
“Kahveyi çekirdek olarak alıp kendileri kavurur, farklı demleme yöntemleriyle içime hazır hale getirir. Bir diğer deyişle hazıra konmaz, kahvenin hammaddesiyle kendileri uğraşıp misafirlerine sunarlar. Son zamanlarda sık duyduğumuz 3. dalga kahvecilerin tanımı tam da bu.”
Reklam-haber olduğu buradan belli:
O insanlara gözü kapalı kahve çekirdeği yedirsek, hangisi olduğunu bilemezler. Bu bir.
Kahveye aroma katılmaz. Bu iki.
Tütüne de aroma katılmaz. Bu iki buçuk.
Neyin ne ve aslının ne olduğunu bilmeyen, 5. Dünyalı turist ve 40 yaş ergenleri için, bu yapılabilir.
Ancak, asıl kahve içicileri onlar değil.
Bugün Beyoğlu’ndan gerçek espresso bile yoktur. Kimse tadını bilmez çünkü. Satılanlar da çakmadır.
Kahveyi bilmek için, onu önce çiğ olarak göreceksin ve tadacaksın. Sonra elinle kavuracaksın. Sonra el değirmeninde çekeceksin. Kokusunu ve tadını ezbere öğreneceksin.
Sevdiğim bir örnek var.
Kahveci Mehmet filtre kahve yapmış, aynen Türk kahvesi.
Kolombiya alıyorsun, Brezilya alıyorsun, aynı.
Balık baştan kokuyor yani.
Bugün Beyoğlu’nda mırra da yok. Kebap çok ama. Adana-Urfa farkını da bilen yok yani. Çok çok acı süs biberi turşusunun Kürt işi değil, Tatar işi olduğunu da bilen yok yani.
Yani, alaturka mafiş, alafranga mafiş: Küllüm mafiş.
Para alıp haber yazmak kolay yani.
Dezenformasyon yapmamak zor yani.
Dipnot:
Burada üzücü olan şey, has (‘otantik’ denmiyor, dikkat) yaşama keyifleri ile çakma şeyleri birbirine karıştırmak, elifle merteği karıştırmak ne sözcük, ne olduklarını bilmemenin sözkonusu olması.
Ve bu durum, ‘shrap’ markasının, ‘sharp’ markasının orijinali sanılmasıyla hem ilintisi yok, hem de daha beteri.

(3 Nisan 2016)

Casuslar: Tencere Dibin Kara

Bir haber:
“Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı'nın (BND), dost ve müttefik ülkelere ait bakanlıkları, şirketleri ve uluslararası kuruluşları dinlediği iddia edildi.”
Kısa bir süre önce ise, CIA’in Merkel’i dinlediği ortaya çıkmıştı.
O laflar bizde boy boy, seni dinleyen atlı kovboy:
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
İt ite, it de kuyruğuna.
Alışmış kudurmuştan betirdir.
Akrep akrepliğini yapar zaten, sorun kurbağada: Akrebi sırtına almayacak.
En güzeli sonuncusu:
Tüm aldatanlar, kendilerinin de aldatılabileceğini hiç mi hiç akıllarına getirmezler:
Uyanık geçinen keriz hesabı.
Silkele kerizi silkele, dinle kerizi dinle.
Kimin eli, kimin cebinde?

(3 Nisan 2016)

Salı, Nisan 05, 2016

Violentango = Piazzolla

Adı ‘şiddetli tango’ anlamına geliyor.
Ancak bu, bir şiddet-değil.
En azından Piazzolla’nın tangoda tanımladığı anlamda bir şiddet değil.
Daha çok hırçınlık belki.
Müzik olarak ise, daha çok pop-tango ve çok çok az da meta-caz vektörü içermiş.

(3 Nisan 2016)

IŞİD, TC, ABD, Irak, Kürtler

Tam ‘körlerle sağırlar birbirini ağırlar’ bir savaşçık durumu:
“Musul yakınlarındaki Deniz Piyade üssü Firebase Bell, Amerikan kuvvetlerinin 2014’de Irak’a dönme kararı almasından bu yana kurulan ilk üs. Daha Pentagon üssün varlığını resmen doğrulamazken üs geçtiğimiz haftalarda yoğun bir şekilde IŞİD’in saldırılarına hedef olmuştu.”
Bizim Musul’daki varlığımız da aynı:
Resmen yok.
Bu arada, her 2 ülkenin de, bir yerlere asker göndermesi resmi izne bağlı. Meclisleri falan tarafından yani.
Kim takar Yalova kaymakamını ki?
En güzeli de, IŞİD’in Irak ordusunda muhbirlerinin olması:
“Gwer (Kuveyr) - Mahmur cephesi Peşmerge komutanlarından Tümgeneral Sirvan Barzani, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada IŞİD’in Irak ordusunda ihbarcıları olduğundan “yüzde yüz emin” olduğunu söyledi, ardından ‘Olayı soruşturmaya devam ediyoruz ve daha fazla kanıt toplamaya çalışıyoruz’ dedi.”
İşte orada dur.
İşin içine bir de Kürtler girdi mi tamam.
Örneğin Barzani, Musul civarındaki Türk kuvvetleri için, bir var, bir yok dedi.
Olayın trajikomiği şu:
Ölü cismen var ama ismen yok.
Niyazi çok yani.
4 tarafta da yani.
Kim kimle savaşıyor belli değil yani.
Kim kimin için ölüyor belli değil yani.
Tam ‘Suikastçının Dini’ (Assassin’s Creed) oyunu yani.
Godot gibi, neo-Hasan Sabbah da bir türlü gelemiyor yani.

(3 Nisan 2016)

Tuhaf 2 Rüya

03.04.16, 10:40.
Tuhaf 2 Rüya
(Dün gece görüldüler.)
Bir:
Zombilerden kaçıyorum. Önce ormanda, sonra kentin içinde. 1,5 saat 3 parçalı rüyada sürdü bu.
Hep arka arkaya, burun buruna, anı anına kaçmalı bir kovalamaca idi.
İki:

Taksim-Lamartine ivarı, 1-2 katlı binalı, salaş bir mekan. Kitapçı biri var. Azınlık bir kadından devralmış. Rüyda Halil Abi de var. O kitapçı ve diğer kitapçılar, gerçek yaşamdakiler değil ama Halil Abi öyle. Rüyanın devamında, oralarda bir azınlık lisesi var. Liseli çocukların yıllık toplantısının ardından, onlarla Taksim Parkı’na karşılık gelen yerde ama bir düzlükte kağıt-kumar oynuyorum. Kocaman bir salkım beyaz üzüm yiyorum.

Assassin’s Creed Alıntısı

Bilgisayar oyunları, bir türlü doğru dürüst film yapılamıyor. Bunun nedeni, Machinima ile oyunu sinemalaştırmayı becerdiler ama bir anti-Machinima yaratıp, dijital filmi oyun efektine dönüştüremediler.
Assassin's Creed, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çapraz medya. Baştan öyle olması tasarlanmış zaten. Bugünkü yönetmenleri aşıyor biraz.
Bugünlerde ortalıkta CIA-NSA savaşı türünden çizgiroman filmleri uçuşurken, en iyi ‘Assassin's Creed’ versiyonunun, ABD’li ilk başkan Washington'un diktatör olduğu öykü olduğunu düşünmüşümdür hep: Sıkı antitez olurdu ötekilere.
Bunu da, en iyi ya Wachowski-Tkywer kadrosu veya Tim Burton film yapabilirdi.
Olayın politik yorumunu kavrayabilecek yönetmen ise, benim bildiğim kadarıyla Yeryüzü'nde henüz yok. Fassbinder yaşasaydı, belki olurdu. Adam, daha 1974'te ilk internetli / siberuzaylı filmi yapmıştı. ‘Berlin Alexandr Meydanı’ ise, bir politik başyapıttır ve benim için sinema tarihinin bir nosudur.
Bir de böyle bakmak denenebilir yani: 120 yıllık sinema tarihi perspektifiyle.
Açıklama: ‘Altyazi.org’ notumdur. (Bu oyunun bu yıl filmi çıktı gibi, o nedenle yazıldı metin.)

(3 Nisan 2016)

Witcher 3 ve Oblivion

Müziği ve kadın-erkek koreografisi olarak bambaşka bir alanda yer alsa da bu parça, benim 3 modern dans ve kadın-erkek zirvemde 4. sırada yer alabilir pekala.
Bir ödül avcısı vardır. Cadı avlar.
Bir güzel cadı vardır. Güzel şarkı söyler.
Ödül avcısına cadıyı avlaması için ödeme yaparlar. O da gider, onu bulur. Cadı kaçar, ödül avcısı kovalar. Ödül avcısı, kendini korumak için, bağışıklık taşıdığı bir zehir içer.
Sonrası koreografidir, ‘Hyeongsa’nın tam antitezi bir koreografi:
Burada da savaş vardır ama ölümüne.
Birbirlerine delice saldırırlar. Birbirlerine delice zarar verirler.
Cadı, ödül avcısının kanını içtiği an, kendi ölüm fermanını da imzalamış olur. Gücü eksilir.
Ödül avcısı onu doğrar.
Muhteşem bir çapraz medya tasarımnda, muhteşem bir koreografi izleriz.
Önce adam kaçar, cadı kovalar; sonra adam kovalar, cadı kaçar.
İşte bu da, oblivion.
Bu da uçurumun kıyısında kendini kapıp koyvermek. Adam, ölümüne gidiyor olabileceğini bilir. Cadıyı bir bakıma sever de. Zaten öykünün sonunda, onun kellesini almaz gibidir.
Döğüşün sonundan gündoğumu ertesine kadarki acizlik, adamın galipken bile öylece yatıp kalışı, bir oblivion olur yine.
Koreografinin adı ise çok güzeldir:
Hatırlanacak bir Gece (A Night to Remember).

(3 Nisan 2016)

Oblivion, Faşizm, Engizisyon

Oblivion’un bir Arjantin duygusu olarak, hem faşizm, hem de engizisyon içerdiğini ve onlara karşı / yanında duyulan olduğunu ayırsadım.
Çünkü Arjantin tangosu, Piazzolla üzerinden ve cazlaştırılmış olarak, Arjantin faşizmini ve Arjantin katolikliğini içerir.
Saura, Piazzolla’nın bir müziğini, İspanya askeri faşizmine karşı sanat / estetiko-politik antitezi olarak kullanır ama sanırım Piazzolla böyle şeylerden uzak durdu.

(3 Nisan 2016)

Wolverine ve Oblivion

Anımsayınca içim eridi.
Bir oblivion duygusu durumu:
Öyküde özgün Wolverine vardır, bir android Wolverine vardır, bir de çocuk-android.
Çocuk-android Wolverine’e platonik aşıktır.
Android Wolverine, özgün Wolverine’i öldürmek için yapılmış ve gönderilmiştir. Çocuk-android onu durdurur. Kendini de patlamaktan durdurur.
Sahne muazzamdır:
Wolverine çocuk androide sarılır ve patlama durumunda çevreyi koruyup, kendisinin yok olabilmesini göze alır.
Bu, canavarca bir meta-sevgidir.
Bir oblivion’dur.
Benzeri bir duygu, Pulk Planet’te Hulk, kendini yiyen uzaylılara kendini yemelerine geceleri izin verir, gündüz kendini tamir eder. Böylelikle, uzaylılar evlerine dönebilir.
Bu da oblivion’dur.
Her ikisi de, uçurumun kıyısında kendini kapıp koyvermenin birer biçimidir.
Uçurumun kıyısında kendini kapıp koyvermek intihar veya uçurumdan düşmek demek değilidir. Acaip şeyler hissetmek, acaip işler yapmaktır.
Benzeri duyguyu, android Wolverine de çocuk-androide karşı besler. Çünkü çocuk onu yükseltgemiş ve adını Albevt koymuştur.
Hem özgün Wolverine, 100 metreden helikopterden atlayarak, hem de android Wolverine kanalizasyon feçesinin içine dalarak, acaip hisler sergilerler.

(3 Nisan 2016)

Tuhaf 1 Rüya

02.04.16, 22:55.
Tuhaf 1 Rüya
Bu sıralar rüyalarım gerçekten acaip oldu.
Açıkhava gibi, kapalı salon gibi bir yerdeyim. Sivil toplum toplantısı var.
Erimiş kalay damlası gibi bir şey, Foucault’nun sarkacı gibi bir rotada, çapı 30 metre gibi bir alanda, birkaç kere sekerek damlayarak yakarak dolanıyor.
Şimdi ben bu paragrafı yazınca gözüme çok acaip göründü. Görüntü gözümün önünde. 17:30-21:30 arasındaki uykumda gördüm bugün bunu.
Ben o tehlikeyi, sektirerek, rotasını az değiştirerek, insanlardan uzak tutuyorum. Damla erimiş kalıyor, yere değince ortalığı yakıyor, buharlar çıkıyor falan. Yaptığımı insanlar anlamıyorlar, alay ediyorlar.
Yorum.
Teröre ve felakete karşı, insanların absürd ve çaresiz davrandığına ilişkin metinler yazdım. Ancak bu, terör önleme olarak, çok çok absürd bir şey.
Ancak bu da, IŞİD’in giderek yeni ve daha acaip terör yöntemleri bulmasına ilişkin, fon-dip duygum olabilir.
Tuhaftır: Şu an bilinçlice düşünüp hissettiğimde, bu rüyadaki duygunun, Woodward çizgifilmine ve modern dansa karşıki duygumun aynısı olduğunu hissediyorum.

Bunun anlamam ve açımlayabilmem gerekli.

Pazartesi, Nisan 04, 2016

Suudi Arabistan'dan 2 trilyon dolarlık mega fon oluşturma çabası

Bir haber:
“Aramco'nun satılmasıyla (halka arzıyla oluşacak) oluşacak 2 triyon dolarlık fon, borsalarda işlem gören Apple, Google Alphabet, Microsft ve Berkshire Hathaway gibi dört devi satın alabilecek.”
100 yıldır akılları nerede imiş?
Proje, 20 yılda işlerlik kazanacakmış. Dünya ekonomisi 20 yıl daha dayanabilecek mi ki?
Aramco bu kaar eder mi?
Piyasadan bu kadar para çıkabilir mi?
Örnek:
Norveç, 40 yılda 1 trilyon dolarlık fon oluşturdu. Ki zaten ona özenmişe benziyorlar.
Boşta gezen para 65-70 trilyon dolar. Yarısı mafya kara parası, yarısı beyaz-kara para (kayıtsız ve vergisiz para).
Onlar % 30 komisyon ödemeye hazırlar ama piyasa bu şişmeyi kaldırmaya hazır mı?
Sonuçta borsadan söz ediyoruz. Yüzde birine düşebilen hisse senedi fiyatlarından söz ediyoruz.
Ancak tersinden bakarsak.
1 trilyon dolar toplasalar bile, onlara yeter.
Acaba Norveç o parayla hangi yatırımları yaptı?
Eski usül, 3 tane 1/3 kuralına uydu mu?:
Reel sektör, borsa, altın.
Uyduysa, işledi mi?
Bu soruların yanıtları, Arabistan’ın hikayesin yazacak.
Ancak biz, Arabistan gibi çöl coğrafyalı ve İslam gibi çöl kültürlü bir yerin, bu işi kıvırabileceğini düşünmüyoruz.
Haa, manipülasyonla olur bak.

(2 Nisan 2016)

Sanat Yazmanın Tesellisi

İnsanlar, faşizmlerde ve engizisyonlarda sanata sığınırlar.
Bosch, Bruegel, Dürer bir dizidir. Engizisyon için.
Kafka, Fassbinder bir dizidir. Faşizm için.
Ben, banata değil, sanat eserlerini eleştirmeşe ve onlardan düşünceler / duygular damıtmaya sığınıyorum. Bunlar panzehir oluyor.
Bu, arabeski yüksek dozda alıp bağışıklık kazanmak değil. B, konsantre güzelliğin epsilon olarak damıtılması.
Son 3-4 günde 15 tane eleştiri metni yazdım peşpeşe. Seri atış gibi, araya başka türden metin girmedi pek.
Ana yönelim vektörü çapraz medya idi.
Ancak, ana çıkış vektörü modern dans oldu.
2012’den sonra, 2,5. Ma’da takılıp kalmıştım. Çıkmaz yol olduğun kakar verdim. 3. Ma’yı sıfırdan yazmaya başladım. Kaplan karşıma çıktı. Sonra da, Woodward’ın ‘Oblivion’u.
Şu an az da olsa, 3. Ma’ya tutundum.
Daha önceki ‘Oblivion’ metinleriyle birlikte, yepyeni bir tao-yol-kitap demek oldu şimdiden.
Kulak arkamda da, destek atışı olarak, taosit-anarşist  Shevek-Mülksüzler var bir mülksüz olarak.
Bu kez de, beynen sağ bırakacağım kendimi sanırım.

Işığı gördüm sonunda çünkü. Ya da, ışığımı yarattım, da denebilir.
(2 Nisan 2016)

Oblivion-Woodward Notlamaları 4

İnternette arayınca, Woodward türü çalışmaların olmadığını gördüm. Oysa, Dünya’da Woodward’ın yaptığını deneyebilecek, en az 100 çizer var, o kesin.
Dolayısıyla aşağıdaki konuda karşılaştır-karşıtlaştır yapamayacağım.
+
Woodward’ın çizgi stili sabit, basit, belirgin, sınırlı ifadeli.
Aslında, dans çizmeye yakın veya yatkın değil. İkinci çizgifilm (onun olan) örneğinde bu anlaşılıyor.
+
Dolayısıyla, boş özneli soru.
Dans nasıl çizilir?
Çizin olarak.
Grafik olarak.
Çizgiroman olarak.
Çizgifilm olarak.
Çapraz medya olarak.
Motor duyu-dil olarak.
Sorulması tam 30 yıl gecikmiş bir soru dizisi bu. Her ülkeden yüzlerce çizerin çizgisini gördüm ama dans çizeri / çizebiliri yok aklımda hiç.
+
Peki, bu nasıl bir şey olabilir?
‘Basilisk’te çokça, ‘Hellsing’de azca yapılan ve kullanılan biçimde meta-çizgi ile.
‘Wolverine’de ve ‘Hulk Planet’te yapılan biçimde, meta-öykü ile.
‘Alaska’da (Ken Parker) yapılan biçimde, en naturalizm yaklaşım ile. Kadın-erkek bunu gerektiriyor. Oradaki ‘Mavi Melek’ uyarlaması gibi. (Ki o kadın-erkeksel açıdan bir üçlü öykü sayılır.)
‘Conan’daki en naturalist çizgi de uygun. O kadar akademik bir yaklşım, olayı bozabilir ama her zaman değil. Ondaki bir öyküdeki (grafik roman dizisi), tanrının gök ve yıldırım olması çizgi dizisi muazzam idi.
Ana akım dışı’na yönelen genel meta-vektör, sürrealizm yönünde gibi şimdilik.
Başlangıç için fena momentler değil.
Nokta. Es.

(2 Nisan 2016)

Oblivion-Woodward Notlamaları 3

Kadın-erkek modern dans çiftlemesi örneklemesi alıntı:
Bunlardan 3 tanesini örnekleyeceğim:
300’deki kahin kız dansı, 1 dakika:
Piazzolla’nın Oblivion’unun çizgifilm (Woodward) yorumu, 4 dakika:
Hyeongsa’nın 1 kadın ve 1 erkek arasındaki kılıç döğüşü planı, 3,5 dakika:
Hepsini de ½ hızda izlemenizi öneririm. Etkisi ivmeleniyor.”
Bence, ‘300’deki kahin kız dansı planı, çizgiromanlaştırlamaz veya çizgiromanlaştırılmasa daha iyi, çapraz medya açısından yani.

Ancak, ‘Hyeongsa’daki kılıç planı ise, çok iyi bir çizer tarafından olmak kaydıyla, muhakkak çizgiromanlaştırılmalı. (‘Asssassin’s Creed’in çizgiroman çizeri değil öneğin. Conan’ın en naturalist – akademik çizimlisini yapan çizer olabilir ama.)
(2 Nisan 2016)

Oblivion-Woodward Notlamaları 2

Çizgifilm, ayrı ayrı olarak tasarlanmak üzere, eşcinsel kadın ve rekek çiftleri için de düşünülebilir.
Wittgenstein ve sevgilisi ? (İletişim Yayınları) gibi.
+
‘Gece x gündüz’ gibi, ‘4 x mevsim’ gibi de tasarlanabilir.
+
Çizgi tarzı: Woodward’ın çzigi anlayışı ile benim grafikonlar çakıştı mı?
Bengü’nün benim grafikonlardan uyarladığı ve daha dolgun kontur çizgili çizimler vardı. Onlar olabilir mi veya düşünülebilir mi?
+
Dansçı (en az ibir öyle olan) çiftler değil:
Duncan-Yesenin gibi.
+
Alaturka örnek:
Leman Sam ve ‘Sarhoş’.
Bunun Kaplan’ın ‘Delikanlım’ otoromanına uyarlamak mümkün mü?

(1-2 Nisan 2016)

Pazar, Nisan 03, 2016

NEK: Biyoloji

Yaşamsal evrimin Dünya gezegenindeki karbon atomlarının limit tamanını yaşam çevriminden dışa dönüştürmesi, bir Verhulst denklemi olabilir.
Yani, milyonda birlik bir karbon yaşam-içi çevrimi de, bir evrim etkeni olabilir.
Aynı zamanda, limit milyonda milyonluk da öyle. Ki böyle olduğu zamanlar vardı.
Her ikisinin de evrimi arttıran ve eksilten süreksiz dağılımları olsa gerek.
Her ikisinin de kendini etkileyen neden-sonuç döngüleri olsa gerek.
Sonuçta Yeryüzü’nde evrim sürüyor. İnsan sonra da yeni türler evrildi. (Kanada’daki tatlı sudan tuzlu suya evrilen balık gibi. Bonobolar gibi.)

(2 Nisan 2016)

Tuhaf 1 Rüya

02.04.16, 07:20.
Tuhaf 1 Rüya
Bir mekandayım ama bir berber değil.
Bir berber kız kulağımı kesti. Kesme anlamında. Sol kulağımın dış parçasını, 3 x 1,5 santimlik parçasını kopardı ve yara kanadı.
Ev klinik gibi bir yermiş.
Annem ve babam evdeydi ve mekan onlarındı ama mekan ne İzmir, ne de İstanbul idi.
Ortalıkta 1 zenci ve 1 Uzakdoğulu dolanıyordu aval aval.

Ben elimde kulak parçası, telefon etmelerini bağırdım ve uyandım.

Üçlemeye Güzelleme

Olamamış bir üçleme:
Ghost in the Shell 3.
Bunun nasılı ayrı 3 metinde irdelendi. (Yapılamayacağının öngürüsü, yapılmış öngörünün o olamadığı yorumu ve neden yapılamadığının açımlanması dizisi ve 5 yıl içinde yazılmış olarak.)
2,5.’da dingildeyen üçleme:
Sprawl Üçlemesi: Gibson.
Neuromancer, Count Zero, Mona Lisa Overdrive.
Zaten üçüncü, bir ‘overdrive’ değil, ‘underdrive’ idi.
Yani, 2 tam 1 yarım olarak = 2,5.
Kendini aş(tırıl)mış ve yedilemiş üçleme:
Vakıf Üçlemesi ve/ya Yedilemesi: Asimov.
Bir editör çıkar kalkar ve yazara 40 yıl sonra bir üçlemeyi bir yedilemeye aştırır.
Ek bilgi: Birinci örnek, zaten bir film / çizgifilm / çizgiroman / çapraz medya iken, diğer ikisi yalnızca roman olmakta.
Buradan çıkan sonuç:
Çapraz medya, baştan öyle tasarlanırsa ama tasarlandığı biçimiyle, yalnızca tek bir tür olarak tasarlanmışlardan daha iyi / / güzel nitelikli çapraz medya sonucunu veriyor. En azından şimdilik.
Gelelim üçleminin güzellemesine.
Üç, asimetrik bir sayı.
İki az, dört çok olmakta. Üç, yeterli ve dengeli.
Yazılma açısından da, gözlenmiş ki bir çırpıda bitirilebiliyor. Ya da baştan öyle tasarlanabiliyor, tam olarak yani.
O nedenle:
Bilimkurguda üçlemeye güzelleme.

(2 Nisan 2016)

Ghost in the Shell 3 Neden Olamadı?

Çünkü, kabuk-gövde ve hayalet-zihin metaforları buharlaştı. Üstelik, bunu dizinin kendisi yaptı.
2. şöyle bitiyordu:
Bir taş bebek, bir köpek, bir seks androidi, bir kabuk-gövde = insan zihnine ev’lik yapan bir kukla vardı.
Tüm bunlar, insan metaforunu karşılayamadı.
Bir öncekinde de, kadın-erkek ikilemi buharlaştırılmıştı.
Geriye irdelenip buharlaştırılacak bir metafor birlemesi veya ikilemesi bırakılmadı.
Oysa, birincinin sonunda kadın çocuk-gövde ile reenkarnasyon yapmış idi. Dolayısıyla, 3. olabilecek 1,5. atlanmış oldu öykü bölümü / parçası olarak.
Sonra Batu var = savaşçı = batarya. Kadın savaşçı ve erkek savaşçı ikilemi ve praksisi sanıldığının çok çok tersine olarak, bir türlü açımlanamadı dizide.
Asıl 3. öykü, Batu’nun enginleşme veya enginleşmeme ikilemi olacaktı. Çünkü Motoko zaten enginleşme peşindeydi, heklenmiş olsa bile. Oysa, bir erkeğin tahayyülü olarak erkek-savaşçı Batu, gözünün önünde enginleşen ve aşık olduğu / yücelttiği Motoko olmasına karşın, enginleşmeyi ret ve inkar etti.
Şerh: Bir kadının tahayyülü olarak erkek-savaşçı Shevek, enginleşmeye doğru uçarak gitti ve enginleşti de (bakınız: Mülksüzler, Le Guin).
Zaten, uzun vadede Oshii, bu eseri yaratabilme açısından dışarıya savruldu bir yaratıcı olarak.
Bu demek değil ki bir başkası bunu 10 veya 50 yıl sonra yapmayacak. Yeniden-yorum ve aşırı-yorum öyküleriyle dolu öykü tarihi.

(2 Nisan 2016)

Oblivion-Woodward Notlamaları 1

Çeşitleme 1:
Kadın-erkek ikilisi, Arendt-Heidegger olabilir.
Çizgifilmdeki kadın-erkek yer değiştirmiş olur.
Heidegger’in nazileşmesi, erkeğin opaklaşması olur.
Bu, asıl çizgifilmdeki gibi sondakinin yerine, zamansal üçte ikide olur.
İstenirse: Arendt’in eşkenazlaşması (Kötülüğün Bayağılığı), kadının opaklaşması olur. Zamansal dörtte üçte.
İstenirse: Işık-saydam olma, kadın ve erkekte yer ve zaman değiştirebilir. Sonunda, birbirlerine son kez dönerler ve bağlanırlar. Ölürler, perde.
İstenirse: İkisi birden, aynı çizgifilmde yapılabilir ama nasıl? Hangi sırayla?

(1-2 Nisan 2016)

Cuma, Nisan 01, 2016

Marvel Faz 3 ve DcComics Yeniden Doğuş

Her ikisi de, 2015’te bu ataklara giriştiler.
Koyutlar:
Bu, çapraz medya değil. Bu, Star Wars’un voltdisneyleştirilmesi ve çizgiromanın yeniden ergenleştirilmesi.
Bunun, yetişkinler için grafik roman aşamasından sonra gelmesi, 2 geri adım birden demek.
Ticari açıdan da başarısız bir adım. Ergenlere mal satma dönemi bitti.
Gelelim estetiko-politiklere:
Bir: Yanki faşizmi.
İki: ABD güzellemesi.
Üç: Tarihin 10 adım birden gerisine düşüş.
Dört: Senaryo açısından / üzerinden eblehleşme güzellemesi. Özellikle de, HBO dizileri türünden sonra, triple eblehleşme.
İktidar seçkinleri arasındaki iç savaş, estetiko-politik eşlenik moment.
Gerisi boş çizgi ve boş söz: 30 yıllığına: 2015-2045 için.
Sonuç:
‘Dark Horse’lar artacak. Bir zamanlar bu ikisi de, en bir numara değildi.
Tek kişilik internet işlerine doğru zorlanmışlık artacak.
Çapraz medya açısından ise, filmden çizgiroman yapma dönemi yeniden başladı. Diğer 999.998 olasılık-olanak ise, düşünülmüyor bile.

(1 Nisan 2016)

3 Kuran, 3 Ülke, 3 Yorumcu

Bir ateistim.
Kuran dinlemeyi severim ama.
3 icraya taparım:
Bir:
Abdullah İbrahim, İmam ki asıl adı Kuran idi:
İki:
Bryan Eno, Kuran:
Üç:
Bir de, Oya-Bora’nın Bora’sının tekbirine. Ruhi Ayangil yönetiminde, BÜMK korosundan 1979 gibi dinlemiştim ‘Ümmeti Sala’ formunda.
Evet, Batı’nın kalesi ve Hristiyan sömürgesi sayılan bir yerde, kiliseden bozma bir yerde tekbir dinlemiştim.
Ateizmim de güçlenmişti. Hala da güçleniyor.
İlk ikisi, bunu yaptıkları için, ölüm tehdidi almıştı. Biri Hristiyan, biri Müslüman. Bora’yı bilemem.
Aka Gündüz Kutbay da, 1970’lerde ney ile Zikir’i cazlaştırmıştı.
Evet, o zaman özgürlük vardı, o zaman Dünya Müziği vardı, o zaman New Age vardı, o zaman caz vardı, o zaman 3. Dünya vardı, o zaman onur vardı, sanat onuru.
Ve:
Hiç kimse onları silemedi tarihten.
Proleter-entellektüel burada ey tarih...
Sevgili kitle, nerelerdesin sen bakıim?

(1 Nisan 2016)

Çapraz Medya, Sanatlar, 2000

2000 momentiyle 9 sanat dalı tanımlıydı.
2000 momentiyle >999 altsanat dalı tanımlıydı.
2000 momentiyle, bunların >999.999 permütasyonları tanımlıydı.
Bunlardan birini irdeleyeceğiz:
Woodward, Piazzolla, Grupo Elegia.
Yanki çizgiromancının tektip çizgifilmciliği, cazlaştırılmış (Latin Amerika faşizmi ve arabeski olarak) tango, karma bir grup icracı ve yorumcu: Grupo Elegia - Natalia Shkil-violín, Mars Yamalov-violín, Sergey Shkil-contrabajo, Elvira Yamalova-piano (2011).
Tasarım-derleme: Woodward.
21. Yüzyıl’da tek başına sinema ve çapraz medya yapılabiliyor.
Kendin için, sanat için, gelecekbilim için.
Woodward ile, tam 30 yıl sonra gördüm ki grafikonlarda çakışmışız. Benim grafikonlar motor duyu-dil birimleri / momentleri olmakta. O ise, bunu çizgifilm yapabilmiş, çünkü bir profesyonel. Ben ise, bir amatör olarak karelerde / kadrajlarda kaldım.
Geriye kaldı 999.998.
Modern dans tarihinde en az 1 bin tane koreografi icrası var böyle, görsel kayıtlı olarak. Woodward’ın tarzı, özellikle İngiliz ve Hollanda modern dans tiyatrosunun kinetikliğine yatkın.

(1 Nisan 2016)

Modern Dans İçin 3 Zirve

30 küsur yıldır modern dans ile uğraşırım. Daha çok kuramı ile.
Dansın, folklorün, balenin birincil takıntısının kadın-erkek çifti olması, kuramsal olarak da, motor duyu-dil semantiği olarak da bana ters, eksik, yanlış gelir.
Yine de bazı koreografiler ve icraları çenemi düşürür.
Bunlardan 3 tanesini örnekleyeceğim:
300’deki kahin kız dansı, 1 dakika:
Piazzolla’nın Oblivion’unun çizgifilm (Woodward) yorumu, 4 dakika:
Hyeongsa’nın 1 kadın ve 1 erkek arasındaki kılıç döğüşü planı, 3,5 dakika:
Hepsini de ½ hızda izlemenizi öneririm. Etkisi ivmeleniyor.
Son ikisinde müzik çok etkili.
Birinci de ise, çekimin suyun içinde yapılmış olması çok önemli.
Motor duyu-dil açısından, 9,5-10 / 10 derecede mükemmel düzeydeler.
Burada sinerji var:
Dansçılar, koreograf, müzisyen.
İkinci bir çapraz medya örneği. Üstelik, ticari-sanat değil, sanat-sanat çapraz medyası örneği.

(1 Nisan 2016)

Meclis gündemi: İnsan kopyalamaya vize yok

Bir haber:
“ ‘Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek İnsan Kopyalanmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokol’, Meclis Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi.”
Olabilir. Bilimsel gelişmelere ayak direyebilirler.
Sonrası ilginç:
“...1998 yılında imzalanan ve etik bağlamda sakıncalı görülen ölü veya canlı bir insanın genetik olarak kopyalanmasına yönelik her türlü müdahaleyi yasaklayan protokol...”
18 yıl yani.
AKP 2002’den beridir var ve 14 seneden beridir yani.
14 yıldır AKP’li Türkiye’de insan klonlamak hukuki olarak serbestmiş yani.
Muhafazakarlığa geli.
Pragmatizme gel.
Oportünizme gel.
"İnsan kopyalanması teknik olarak mümkün olmakla birlikte, ihtiyaç olmaktan çıktı. Organ üretmek aslında dünyada da çok kolay değil, başarılmadı diyebilirim.”
Cehalete gel. Geel vatandaş geel.
"Gebze Teknolojik Araştırma Merkezi zaten çeşitli hayvanları klonladı. Bunlar et, süt ve çeşitli proteinlerin üretimine yöneliktir. Ama bu teknolojilerde de aslında istenen seviye yakalanamamıştır dünyada. Yani çok fazla verimi düşük, çok fazla hata üreten teknolojiler."
Günahı çeyrek işlemişler yani.
Adamlar, 4 tonluk inek üretmiş, bizimkilerin dediklerine bak.
İşte bu, tam da bir inkar kültü olmakta.

(1 Nisan 2016)

Perşembe, Mart 31, 2016

Facebook ölüm ve yas duygusunu nasıl etkiliyor?

Önbilgi: Dikkati henüz çekmiyor ama Blogger’a koyduğunuz herşey de silinmeden kalıyor. Fotoğraf ve ses kaydı da koymak mümkün oraya.
Bir haber:
“Facebook’taki ölü üye sayısı hızla artıyor. 2012’de, yani Facebook kurulduktan 8 yıl sonra 30 milyon üyesi ölmüştü. Bazı tahminlere göre, günde 8 bin üye ölüyor.”
Yılda 3 milyon kişi ediyor. Oysa ilk sayı, yılda 4 küsur milyon kişi ediyor. Demek ki aslında yılda 5 milyon kişi.
Facebook’un 2 milyar kişilik üye sayısı sabit kalırsa, 400 yıl demek bu. Dolayısıyla, haberdeki şu saptama yanlış:
“Bir süre sonra Facebook’un ölü üye sayısı, yaşayanların sayısını geçecek.”
Dünya’nın en uzun süreli şirketi 400 yıl yaşamadı çünkü.
Asıl durum da ayrıca şu:
Facebook’un sahibi, çok değil 50 yıl sonra ölmüş olacak. Ondan sonra nasıl olsa silerler. Sonsuza dek böyle gitmeyeceği kesin.
Sorun, Zuckerberg’in henüz yaşarken ne yapacağında. Er veya geç bir mahkeme, Facebook kayıtlarının mahremiyet olduğuna karar verip sildirecek. Belki yüz bininci başvuruda böyle olacak ama olacak. ABD’liler dava açmayı pek severler çünkü.
Bir kullanıcının teyzesinin ölümünden sonra hissetttikleri şunlarmış:
“Teyzemin ölümünden bir gün sonra, bana bıraktığı Shakespeare kitaplarının içinde bir not bulmuştum: “Kitabın senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bu da benim sana hediyem olsun. Sevgiler… Teyzen Jackie”
Çok duygulanmış, hemen bilgisayarımda onun Facebook sayfasını açmıştım. Kuzenim, fillerle ilgili bir video paylaşmıştı. Teyzem filleri çok severdi. Sonra eski öğrencilerinin ve akrabalarının bıraktığı notları okudum.”
Çok şeyselleşmiş bir duygulanım. Ölümü küçümseme bu. İnkar kültü bu.
Ben, yaşadığını sandığım eski bir arkadaşımın öldüğünü Facebook’tan öğrendiğimde çöktüm. Çöktüm ötesi oldum.
Yas mı?
“Viktor Mayer-Schonberger insanın unutma becerisinin önemli olduğunu söylüyor. Unutmanın geçmişin zincirlerinden kurtulmamızı, o anı yaşamamızı sağladığını belirtiyor.”
Bu, riyakarlık ve şarlatanlık olmakta. Adamlar, anı yaşamımızı istiyorlar, çünkü bize bir şeyler satacaklar. Yaslı birine çok az şey satabilirsiniz çünkü.
Bu arada çok önemli bir durum var:
Facebook’tan önce de, vefat etmiş sevdiklerimizin yazıları, resimleri ve sesleri kayıtlı olarak mevcuttu. Facebook onu 1 tık yakında tutuyor. Olağanda, o anıları uzak çekmecelere saklarız.
Haber zayıf. Konu hakında doyurucu bilgi ve yorum getirememiş.

(31 Mart 2016)