Marvel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marvel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 30, 2012

‘9th Wonders!’ = Proto-‘Heroes’: Bir Öte-Kurmaca Çizgiroman








Bu çizgiroman, ‘Heroes’ (Kahramanlar) dizisinin içinde geçen öte-kurmaca bir çizgiroman. Dizinin içinde, sayfaları görünüyor. Çizgiromanın yaratıcısı da dizinin kahramanı. Gerçek yaratıcısı ise başka biri.



Yaratıcıları, daha dizi tasarım aşamasındayken bile, çizgiromanını yapmayı tasarladıklarını belirtiyorlar. (Bakınız. Çizgiromanın Türkçe basımı, 2008).

Çizgiroman 34 öyküden oluşuyor. Her öykü, 5 veya 6 sayfadan oluşuyor. Haftada bir yayınlanmış. Böylelikle, aylık 24 sayfa olan klasik nüshaların hacmi / formatı düşünülmüş.

Her öykü, kahramanların diziden önceki öykülerini anlatıyor.

‘Heroes’u 2009 gibi izledim. İlk sezon tam olarak elimdeydi ama ancak 2 veya 3 bölüm izlemeye dayanabildim. Ergen bile değil, erin (ön-ergen = 11-14 yaş arası) işiydi.

Çizgiroman öyle değil. Hem bir öte-kurmaca formunda, hem de bir çizgiroman olarak derdinin ne olduğunu tam saptamış ve onu gayet uygunlukla yerine getirmiş. Öyküler çok açıkseçik ortada. Dizide öyle değil. Tipik ergen / erin işi ve diğer dizilerin / filmlerin taklitçiliği var.

Eğer, çizgiroman tek başına alınsa bile, tek başına sanatsal bir değeri var. Hazırlatırken farklı çizerler ve yazarlar kullanılmış. Bu tam bir kolaj etkisi yaratıyor. (Yine de ABD tipi çizgi, yeni aşamasında olsa da, diğerlerinden çok açıkseçik olarak ayrılıyor. Disney’imsilik hala oralarda egemen durumda.)

Öte-kurmaca, roman içinde roman veya dizi-film içinde çizgiroman gibi, kurmaca yanılsamayı okurun aklına getirmek için icat edilmiş bir şey ama burada kastını aşıyor ve bir ‘hiper-tekst’ oluyor ki o da bilgisayar bilimndeki anlamını aşarak kullanılıyor burada..



Bu çizgiromanın episodları, yalnızca 5 sayfa ve 20 karede, 300 sayfalık bir yazılı romanın ve bazı aynı hacimdeki çizgiromanların  anlatmayı başaramayabileceği bir öykü anlatma becerisi içeriyor. (Bu, reklamların sanat tüketicilerinin beynini giderek daha hızlı işlettiği saptamamla da uyuşan bir gerçek.)

Eğer, çizgiromanı yalnızca çizgiroman okuma veya yalnızca hayal kurmadan (gerçeklerden kaçmaktan) başka bir şey sayabiliyorsa, bu kitabı okura muhakkak öneririm.

Dipnot 1: Çizgiromanın Türkçe nüshası Gittigidiyor’da yok. O nedenle görsel malzeme kullanamadım.

Dipnot 2: Dizi Türkiye’de yayınlandığı sırada, çizgiroman hakkında kanalın sitesindeki bilgi.


Pazartesi, Mayıs 28, 2012

Çizgiromanda Şirketlerarası Kahramansal Çaprazlama / Melezleme


Çizgiromanda Batman-Superman gibi, aynı şirketin kahramanlarının birlikte yer aldığı maceralar varken, aynı zamanda Batman-Spawn gibi farklı şirketlerin karakterlerinin birlikte yer aldığı maceralar da var.


Buna neden gerek duyuluyor?:

Çok basit 2 nedenle böyle:

Bir: Okurlar böylesini istiyor.

Okurlar bunu istiyor, çünkü, 1990’larda Dünya’da tuhaf global toplu bilisiz bir çokkültürlülük başladı. Okurlar bundan etkilendi. (Bunun için başka bir metin yazmak gerekli.)

Tarih bunu gereksinilir kıldı:

Bunun basit bir açıklaması: 2. Sanayileşme’nin ve bilgi toplumunun toplu bilisizliğe birkaç epistemolojik / paradigmatik eşik birden atlatması. Yoksa bu tür avangard çabalar, hemen tüm sanat dallarında ve altdallarında, taa 1968’de başlamıştı.

İki: Kahramanlar ve öyküleri tükeniyor ya da pazar ömürleri bitiyor.

Burada ironik olan, bu çaprazlamanın / melezlemenin başta akıl edilememesi veya gerçekleşmemesi. Öyle olsaydı, daha başarılı sonuçlar ortaya çıkarılırdı.

Bunun temen nedeni de, farklı kahramanları bile, hepi topu 10 kişilik çekirdek bir kadronun yazıp çizmesi.

Ne zamanki çizgiromana, reklam, bilimkurgu roman, klip, senaryo, vd gibi alanlardan yazar transfer edildi, o zaman çokçeşitlilik mümkün oldu.

Bununla kastedilen farklılığın illa ki çoğullukla gerçekleşeceği değil. Tek bir kişi bunu kendi zihninde de yapabilir. Okurlar sonul ürünü anladığına göre, bu zaten mümkün demektir, çünkü okur yaratıcıdan daha geride bir algılama düzeyine sahiptir ama artık son model okurlar yaratıcıları geçti, çünkü pazarda herşeye çok hızlı ve çok kolay ulaşılıyor. Yaratıcının 6 ayda yarattığı yeniliği, okur 6 dakikada öğreniyor.

Konunun asıl yönleri şu:

Bir: Çokkahramanlılığın getirdiği anlatı zenginliği.

İki: Çizgiroman kahramanlarının ‘1602’ dizisinde olduğu gibi, farklı yerzamanlarda yeniden ve aşırı yorumlamanmasın yaratıcılığı ki bunun olanaklarını ne şirketler, ne de okurlar kavramış değil henüz.

Üç. Bu açıkçası, kültürel bir rönesans. Ancak acıklı bir biçimde bu oluşum-süreç, ‘ölecek prematüre bir alt-kültür’ ve ‘uygarlığın günbatımında son bakışta aşk’ biçiminde tezahür ediyor.

İşte bu konu, tümüyle başka bir metnin konusu ama bu metnin anafikri de bu.

(21 Mayıs 2012)

Pazar, Mayıs 06, 2012

Hulk ve Alter-Egoları


‘Hulk’ bir çizgiroman kahramanıdır. 5. sınıf gibi bir düzeydeki çizgiroman kahramanıdır. Daha çok kötü yanın öne çıkmasıyla ilgili bir tiplemedir. İlk yaratıcısı (Stan Lee) onu ‘Dr. Jekyll and Mr. Hide’ ve ‘Frankenstein’ karışımı bir tipleme saymıştır.

Çizgiromanda diğer birçoğunun arasında yeni bir ‘trend’ daha var ve bu çizgiromanda da ortaya çıkmış:

‘Stand-alone’ kompleksi olan, ‘alter-egolar’lı duruma getirilmiş kahramanlar, birbiriyle tutarlı olmayan öykülerde, ‘limited series’ler olarak (başı, ortası, sonu tam olan öykülerde) dile getiriliyor. İnanılmaz bir estetiko-politiko yorumuna açık bir dizi ortaya çıkıyor.

Diğer bir deyişle tek bir çizgiroman, birbiriyle ilintisiz / episodik 10 parçadan oluşturulabiliyor ve bu da hem 10 bütün arasında, hem 10 parça arasında yepyeni ‘karşılaştır-karşıtlaştır’ları mümkün kılıyor.

Hulk’ın da böyle 2 macerası var:

Bir: Hulk/Thing: Hard Knocks #1-4 (Kasım 2004 – Şubat 2005).

İki: Hulk Gezegeni (Planet Hulk).


Birincide iyi yan kötü yana yoga ile üstün geliyor.

İkincide iyi yan, kötü yana ölümcül bir kötülük yaparak, onu tüm güçlerinin işlemediği yeni bir gezegene bırakıyor.

İkincide bir sahne var ki imgelem mi gerçek mi olduğu anlaşılamıyor:

Hulk tüm diğer süper kahramanlara girişiyor ama ne girişme...

Zaten ana-reel öyküde de ‘Gümüş Kayakçı’ ile önce kapışıyor, sonra barışıyor.

Yeni yorumların momentleri bu:

Bir: Yeni bir iyi-kötü diyalektiği.

İki: Yeni bir çizgiroman öykülemesi.

Tabii asıl eksik şu:

Habire kurtarılan kitlenin süper kahramanlara karşı tutumları ki tüm öykülerde süper kahramanlar kitleyi kurtarırken, onlarda epeyi telefat da yaratır.

Hulk’ın ikinci öyküdeki durumu ise özelleşiyor:

Kendine saldıran herkesi öldürüyor, saldırılmadan saldırmıyor. Kimsenin safını tutmuyor. Yani bu açıdan Hulk, en azından bu macerada bir kurtarıcı değil, bir sağ kalıcı (survivor) ki bu da yeni bir yorum momenti.

Bu durum, süper kahramanların siyasete bulaştırılmaları melo-komikliği ile özellikle karşılaştırılınca, daha ilerici (progresif) bir kültürel moment, özellekle de gündelik yaşamın yorumunda. (Örneğin, Superman’in komünist olması komik bile değildi.)

Dipnot:

Bir:

Çizgiromanın bir de 2010 yapımı çizgifilmi var:


Önce teknik açıklama:

İlk kez ‘Heman’de gördüğüm, ‘anime-Disney kırması’ embesil çizgileme formu, buradaki çok ciddi politik öyküleme yorumunu silip götürmüş.

Sonra öyküsel açıklama:

Film, çizgiromandan nüanslı olarak, bir tür ‘nihilo/anarko-Dune’ öyküsüne dönüştürülmüş. Çok ilgi çekici bir yorum olabilirdi ama doğrudan ergen ve çocuk hedefli ürün olduğu için, ana serbest çağrışımlı yaratıcılığın neredeyse tümü budanmış.

İki. ‘Hulk Gezegeni’ öyküsünün ön-hazırlık öyküsü, çizgiromana siyasal yorum katılınca olacak rezilliklere çok iyi bir örnek:

“Kendilerini diğer kahramanlardan daha sorumlu ve yetkili gören ve ‘Illuminati’ adını veren bir grup (Reed Richards, Prof. X, Iron Man, Doc. Strange, Submariner, Black Bolt) Marvel tarihinin en başından beri çok gizli toplantılar yaparak, en karanlık anlarda tarihin gidişatını değiştirmek üzere devreye girmektedirler. Bu gerçekler, Marvel okurlarınca ‘Civil War’un hemen öncesinde keşfedilmişti. Bu grup, yaklaşık bir yıl önce ‘Bruce Banner / Hulk'u kandırmış ve yörüngede, insanlığı kurtaracak küçük bir göreve göndermek bahanesiyle dış uzaya yollamıştı. Amaç Hulk'u, onun kimseyi incitemeyeceği, hiç bir tehlikenin de ona zarar veremeyeceği cennet gibi bir gezegene göndermek olsa da, bir şeyler yanlış gitmiş ve yeşil dev bir savaş gezegeninde bulmuştu kendisini. Burada gladyatörlükten imparatorluğa yükselmiş (Planet Hulk), ama kendisine Illuminati tarafından kurulan hain (!) tuzağı da hiç bir zaman unutmamıştı.”


 (Bu durumda, Hulk’ın o süper kahramanları parçaladığı sahne de, kurgu da olsa, kurgu-kurgu da olsa, ideolojik açıdan reel bir durumu imliyor. Yani süper kahramanlar gerçekten birbiriyle savaşıyor.)

Süper kahramanlar arasında bile bazıları daha eşittir. Daha çok eşitlerin yeri, dünya hegemonluğudur. Daha az eşit olanların yeri, sürgündür veya cezaevidir.  Bu durumda kurtarılanların yeri, ancak toplama kampı olabilir.

Ancak bu, bir alter-ego yorumu değil, alter-ideoloji yorumudur.