eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Şubat 27, 2015

Marjinallik Üzerine Tezler



Önkoyut:
Marjinallik konusundaki genelgeçer klişe söylemlerin / paradigmaların canına okuyacağımızı baştan belirtmiş olalım. Aynı zamanda, tarihsel bir çöküş döneminde yaşadığımız için, bu sorgulama için en uygun zamanlardan birisinde olduğumuz kanısındayız, onu da belirtmiş olalım: Sodom-Gomor değil, Anti-Sodom-Gomor vaziyeti.
Girizgah:
Marjinalliği, nicel ve nitel olarak ayrı bakış açılarıyla irdeleyebiliriz:
Nicel açıdan marjinallik, toplumbilimin istatiksel bakış açısıyla, 3 standart sapmanın ötesidir, yani sağlı sollu toplam % 1,5’luk iki  dilimdir. Ancak, toplumsal marjinalliklerin çoğuna bu istatistik uymaz. Dahiler için on binde birlik, eşcinseller için onda birlik oran kabul edilir daha çok örneğin.
Marjinallik, adı üzerinde, marjın ötesi, sınırın ötesinde kalma, demektir. Da sınır nerededir, nereye konulur, nereden azıcık sola sağa, yukarıya aşağıya, öne arkaya nasıl kaydırılır acaba?
Marjinallik zaman ve mekan içinde görelidir. Sınır koyumu da öyledir.
Bir bakalım o zaman:
Karşılaştır ve karşıtlaştır:
Bir:
Eşcinsellik:
G-7 ülkelerinde eşcinsel evlilikler artık yasal, bu durumda onlar pratikte marjinal sayılamıyor böylelikle. Üstüne üstlük, aldatmalar ve boşanmalar da gırla gidiyor, aynen heterolarda olduğu üzere... Yani eşcinseller, özgürlüklerini normalleşme köleliğine dönüştürdüler çoktan.
2005 itibarıyla Los Angeles’ta (ABD), hanelerin onda biri eşcinsel çift veya tek imiş. Ancak, bu onda birin onda biri de, yani genelin yüzde biri de, aynı veya ayrı cinsten 3 veya daha çok birarada yaşama, yani biseksüelite veya poliseksüelite olarak deklare edilmiş. Aradan 10 yıl daha geçti ve o zamanda da, bu zamanda da bu durum, eşcinseller tarafından bile marjinal kabul ediliyor / edilebiliyor.
Neden peki?
Doyurucu yanıt henüz yok ortada.
Bu konuda karmaşa ve kargaşa da var:
14 yaşındaki biri, transseksüel ameliyat geçirdi. O kişi, bunu 18’inden önce, cinsel yaşam yapmayacak olduğu halde mi seçti? Yoo.
Peki, 18 yaşından küçük birinin cinselliğini, 18 yaşından büyük biriyle yaşaması durumunda, bu durum, 18 yaşın üstündeki kişi için suç oluyor mu?
Evet.
Bunun Müslüman kadın öğretmen örneği bile var:
Peki, 2 tane 18 yaş altı kişi, birbiriyle seks yaptığında, bu suç oluyor mu?
Hayır, kayda bile geçmiyor. G-7 ülkelerinde aktif sekse başlama yaşı 14 falan. On milyonlarca kişiden söz ediyoruz burada.
Daha da berbatı, o zamanki 18 yaş alıt Justin Bieber gibileri, yine 18 yaşın altındaki sevgililleriyle gayet erotik-ötesi pozlar veriyorlar ve icraat da mevcut.
Tepki var mı? Yasak var mı?
Yoo. Tam tersine, Youtube’da on milyon tıklama var.
Eşcinsellere sorulduğunda, sübyancılığın en büyük suçlardan ve en aşağılık davranışlardan biri sayıldığı ortaya çıkıyor.
Şimdi, burada marj nerede ve marjinallik nerede başlayıp nerede bitiyor? Yani, 1 hafta önce suç ama 1 hafta sonra değil mi? Taciz bunun neresinde? Öğrenci istememiş mi, soran var mı? İsteme hakkı yok mu, soran var mı?
Belirsiz. Zaten sorun da bu. Anket yapılsa bile, insanların düşünceleri açıkseçik, tutarlı veya uygulanabilir değil. Oysa sorulsa, herkes marjinallere karşı hoşgörülü olduğunu ve onlara yaşam hakkı tanıdığını söyler.
İki:
Marjinalliğin bir de ileri marjnallik versiyonu var ve ekonomi alanında tanımlı:
Tüm Dünya’da kime sorsanız, asgari ücretin altında insan çalıştırılmasına karşı çıkar ama bugün Vietnam’da asgari ücret aylık 25 dolar ve o sayede bir milyar 1. Dünyalı ucuza mal tüketiyor, yani bilfiil köle kullanıyorlar: Herkes köleliğe de karşı tabii ki ama 30 milyon falan kayıtlı köle var 21. Yüzyıl’da. TC’de ise, çocuk, iç göçmen, dış göçmen çalışanlara en çok yarım asgari ücret veriliyor ve fazla mesai ücreti verilmiyor: 1-3 milyon kişiden söz ediyoruz bugün ve burada. O en has Müslümanlar yapıyorlar bunları, hani kul hakkı yemenin cehenneme götüreceği arkadaşlar.
Üç:
Uyuşturucu:
Uyuşturucu kullananlar, TC’de bile nüfusun % 5’i oldu artık. Depresyon uyuşturucusu kullananları da katarsak, onlar da % 5, etti mi % 10? Bir ülkede nüfusun % 10’u hapçı ve keş ise, nasıl olur da, o durum marjinallik olur ki? Genel kültürel bir durumdur o artık.
Üstelik anımsatırız: Dünya’da bazı ülkelerde bazı uyuşturucuların kullanımı ve satımı artık yasallaştırıldı.
Genegeçer ezberi bozalım:
Uyuşturucu öldürmez. Uyuşturucunun kulağına su kaçıranlar ölür. Uyuşturucu gurubu yazar William Burroughs, en öldürücü uyuşturucu olan eroini, 3-4 kez bırakıp ona geri dönmüştür yeniden. Ve çok uzun yaşamıştır, 70 yılın üzerinde.
Dört:
Ateizm:
Ateistler, TC’de % 1-10 kabul ediliyor. Oysa, kesin ölçüm yapılamıyor, çünkü insanlar bunu söylemeye cesaret edemiyor.
Ayrıca insanlar, deist, teist, panteist, animist oldukları halde, kendilerini ateist sanıyorlar ve sayıyorlar. Onlar için bu, ayrıntı yalnızca.
Türkiye’de Müslüman demokrat parti var hesapça. Peki, ateist demokrat bir parti kurulabilir mi şu an için TC’de?
Zinhar olmaz: Suç ve günah.
Bir not: Almanya’da ateistler, Dünya’nın en yüksek oranı olarak üçte birdeler ama Almanya’da Hristiyan parti varken, ateist parti yoktur.
Neden peki?
Sosyalist ateizmle demokrat atezm birbirinden farklı şeyler değil mi?
Reel sosyalizmlerde, engizitör ateizm yaşanmadı mı onyıllarca?
Beş:
Ensest:
Bu metin için, son örnek olarak, bu sıralar en keskin tepkileri alan ensest konusuna bir bakalım:
Ensest nedir?
Baba, anne, oğul, kız arasında, eşcinsel veya zıtcinsel ilişki kurulmasıdır.
Buradaki en büyük önyargı, bunun illa ki ancak ve ancak tecavüzle olabileceğidir.
Eski Mısırlılar gibi, bu konunun resmen onaylandığı kültürler de var oysa ki.
Eski Çinliler gibi, aynı soyadlı kuzenleri ensest-içi, ayrı soyadlı kuzenleri ensest-dışı tanımlı tutmak (yani birincisini yasaklamak da) da bir yol belki.
Gönüllü ve 18 yaş üstünde kurulan enseste karşı olmadığımızı ve aile-içi öz-akraba 4 kişinin arasındakiler dışındakilerin ensest pek sayılamayacağını önceden belirterek, konuyu genişletelim:
Ana bir baba ayrı ve ana ayrı baba bir kardeşler var. Onlar ne olacak peki?
Bizdeki hala, teyze, amca, dayı çocuklarıyla evlilik, Anadolu’da yüzyıllar boyu kullanıldı ve akraba evlilikleri sayesinde epeyi genetik engelli nüfusumuz oluştu. Ancak, buna ahlaken karşı çıkan yok hala.
Peki, yukarıdaki üvey kardeşler mi birbiriyle daha uzaktan / yakından akraba, yeğenler / kuzenler mi?
Pratik sonuç, her ikisinin istatiksel olarak eşit olduğu. Özellikle de, bizdeki gibi bu kuşaklar boyu yinelenirse, kuzenler kardeş kadar yakın genli / akraba olurlar, oldular da bizcesi. Yani Anadolu, toptan yüzyıllarca ensest yaşadı pratikte, Türk-İslam sentezi niyetine. Hiçbir ceza falan da verilmedi kimseye. Ancak bugün ve burada 2 kardeş ensest yapsınlar, onların canına okurlar, onları linç ederler, medyada mahvederler.
Bu bir rasyonalizasyon değil.
Bu bir soru kipi.
Bir örnekle soru kipini genişletelim:
Yaşayanınca bana bizzat anlatılmış bir ensest öyküsündeki soru kipleri:
Bir kız, kızkardeşiyle ikisinin de 18 yaşları öncesinde sevişmiş, orgazm olmuş ve bundan dolayı pişman olup olmamaya emin olamamış.
Bakirelik gitmiş mi?
Hayır.
Bu bir eşcinsel ilişki mi?
Belki. Onu bulmuş, sevişmiş. Erkek kardeşi yokmuş. Olsaydı, belki onunla sevişirdi.
O zaman ne olurdu?
Hipotetik durum. (Nasıl sıyırtıyorum ama?)
Peki bu kız, 18’inden sonra ne yaptı?
Erkek arkadaşıyla seks yaptı ama çok çok kalın olan kızlık zarını bir türlü del(dir)emedi. (Bu da onu dolaylı yoldan, az lezbiyenliğe, az biseksüelliğe taşıdı. Sözünü ettiğim, 30 küsur yıl öncesi TC’si.)
Ne yapılacak, matkap mı kullanılacak, kız zarlı mı bırakılacak?
İlah...
Yeterince öksürtücü oldu.

İstop.

Pazar, Ocak 25, 2015

Halil Kandok Güzellemesi



Önnot:
Halil Kandok ile karşılaşıp karşılaşmadığıma emin olamıyorum. Tanıdığım birine benziyor ama yaşlılıktan emin olamıyorum.
Metin:
Marjinaller, birbirlerine karşı birçok hata yapar. Bu hataların bir bölümü normallerinkine benzer ilginç biçimde.
Günümüz TC’sinde öteki olarak azınlık olarak; eşcinseller, ateistler ve anarşistler, en nefret edilenler ve en dışlananlar durumundalar.
Kandok eşcinsel, Ülkü ateist ve oto-anarşist. Metin veri tabanı olarak bu bazda irdelense gerek.
Kandok’un eşcinsel ve marjinal olarak yaptığı hata şu:
Kendisinin azınlık ve siyasal mücadeleci biri olarak, kendiliğinden ideolojik durumları anlayabileceğini varsayması. Oysa, herkes gibi onun da, tarihsel bilgileri epeyi eksik gibi görünüyor.
Şöyle demiş:
“Halil Kandok: Benim eşcinselliğimin ülkücü olmakla, dindar bir ideolojiyle ne alakası olabilir ki? Ve üstelik bu ideolojiler eşcinsel düşmanıyken, beni kabul etmeyen siyasi tarzlarla ben nasıl varolabilirim ki?”
Birçok doğru ve yanlış içiçe geçirilmiş onun düşüncelerinde.
Örnekleyelim:
Bazı Museviler, Hitler döneminde Nazi olmuş. Eşcinsellik, ne Almanlık’ta, ne Musevilik’te hoşgörülen bir şey değil ama hem Musevi, hem de Alman eşcinseller olmuş aynı dönemde. Yani, çapraz durumlar oluşmuş
Bu sırada bazı Alman-değiller, bazı Musevi-değiller, bazı eşcinsel-değiller, Alman veya Musevi eşcinsellerin ülkeden kaçmasına yardımcı olmuş. Bunların bazıları da, bu nedenle toplama kamplarında öldürülmüş.
Sonrası mı?
Fassbinder gergefi:
Eşcinsel olup olmadığı bilinmeyen bazı Museviler, Nazisel ‘abwehr’de, bazıları proto-Mossad’da, bazıları KGB’de, bazıları CIA’de çalışmış. Eşcinsel olsalar bile, o 4 ülkede, kendilerine yapılacak olanı eşcinsellere yapmışlar: Onlara zulüm etmişler.
Yani, eşcinsel olmakla bazı siyasal düşüncelerin durumu karşılıklı istatiksel bağımsızlıktır (yani, ‘birbirini etkilememe’dir).
Gelelim bize:
Bizde uygulanmıyor ama erkek eşcinseller, namazda en arkadaki çocukların arkasında saf tutabilir. (Bunun tuhaflığını Müslüman şeriatçıların görmemesi de ayrı konu.) Bunu AKP’lilerin bilmemesi veya uygulamaması bir şeyi değiştirmez. Şeriat değil, alaturka yavşaklık olur yalnızca.
Eh, tabii ki eşcinsel ülkücüler de oldu.
Eh, tabii ki eşcinsel Müslümanlar da oldu. Bunun en az birinin bakanlık yaptığını da biliyoruz.
Bunlar kitaplara ve kayıtlara geçmiş şeyler.
Bu durumda, hoşgörüsüzlüğü tersine çeviriyoruz:
Kandok, Müslüman ve/ya ülkücü bir eşcinsel, daha önce kendisine zulmetmiş olsa da, o zulüm görürse, ne yapacak?
Herkes, mazlum rolünü pek sever de, zalim rolünü üstüne giyen pek çıkmaz nedense.
Bu durumda, bir marjinal olarak diğer marjinallere hoşgörüsüz demeyelim ama anlama çabasıyla yaklaşmaz duruma düşmüş.
Bu bir.
Pozitif de bakalım:
“Bu belki de cinsiyetçi sisteme bir tepki ya da gerçekten insan kendini heteroseksist sistemden soyutlayınca, cinsiyet diye bir şeyin olmadığının bilincine varıyor. Bir kere toplumsal anlamda bir cinsiyetle hiç alakam olamaz. Yani kadın ve erkek rollerine karşıyım ama ben şu anda kendimi gerçekten hiçbir cinsiyet kimliğinde hissetmiyorum.”
Eh, işte bu. Özgür ve oto-anarşist kimliksizlik bu. Çünkü tüm eşcinsel kurumların ve yayın odaklarının, kimlik baskılaycı / tanımlayıcı yöndeki mahalle baskısı ortada.
Ancak, acaba Kandok, özgürlüğü uğruna, hemcinslerini terkedebilir mi? Negatif egzistans olabilir mi?
Burada, acımasızca görünse de şunu panoramalayacağız:
Ülkücüler şöyle diyor:
‘Ne mozaiği lan, mermer mermer.’
Eşcinsel kurumlar şunu diyor:
‘Ya bizdensin, ya da değilsin.’
Tabii ki birden çok eşcinsel kurum ve yayın odağı olduğunu da, aralarındaki iktidarsal köşe kapmacalarını da kayıtlamak gerekli burada.
Ülkücüler adam vururlar, eşcinseller kalpten vururlar. Hangisi daha büyük zulüm: Bedensel mi, zihinsel mi / duygusal mı?
Afrika’da bir genç kabileden dışlanldı mı, ormana gider, oturur ve ölürmüş.
İşte, bunu yapmayın eşcinseller. Özellikle de sizden olanlara.
En son intihar eden trans-’ın intiharında, eşcinseller de rol almış gibi.
Kandok, bunların neresinde acaba?
Özgürlüğünde mi?
Kolay gelsin Kandok. İşin zor. Biliyorum.

Dipnot: Bunu yapmadığın zaman, benim yaptığım gibi, anti-faşist biri olarak, o faşist Ülükcüler’le iletişim kurabiliyorsun. İletişim de, eşcinsellik dahil, tüm farklılıklara hoşgörü yaratıyor. Her zaman değil tabii. Arkanı hep kollayacaksın. Sonuçta bir marjinalsin. Kurbağa nasıl ki akrebi sırtına alıyorsa ve her seferinde ikisi de ölüyorsa, bir marjinal bir normali asla ve kata sırtına almamalı, sırtını da ona dönmemeli. Bakınız: Hayat Bilgisi ünite 3 falan.

Pazar, Mart 04, 2012

Üniseks ve Enterseks

Cinsiyet dediğin, acaip bir mevzu. Özellikle de Türkler için:

Yedikçe acıkan obezler veya ‘karnı tok, gözü aç’ küçük burjuvalar gibiler bu konuda.

O nedenle, bu ülkede ve bu dilde bu konu zor anlatılacak durumda ya, deneyelim bakalım.

1960 doğumluyum. Ergenliğime ve etkin cinsel yaşama 20’li yaşlarımda girdim. Zihinsel oarak da 45 yaş civarında çıktım.

Genellikle bir konu benim için zihinsel olarak önem kazanınca, o konu ile ilgili kültürel malzeme muhakkak karşıma çıkar.

Bu kez de öyle oldu. İnternet üzerinden Türk aseksüellerle tanıştım. Ancak, yukarıda saydığım Türklük acaipliklerine, bizim aseksüeller de bir katkıda bulunuyorlardı: Kadınlar, seks yapmak istemiyorlardı ve çocuk sahibi olmak istiyorlardı.

Sonuçta bu konudaki düşüncelerim nedeniyle, en kısa zamanda konuyla ilgili siteden kovuldum.

Üniseks desen, transvestiliğin başka bir versiyonu.

Şimdi de bu enterseks konusu gündeme geldi:

“Bir erkek çocuk gibi büyütüldüğünü söyleyen Adeleh, çocukluk yıllarında kendisini kız gibi hissettiğini söyledi.

Ergenlik yıllarında bir kliniğe giden Adeleh'e, ameliyat geçirmeden kadın olarak yaşaması tavsiye edilmiş. Ancak Adeleh'in cinsel kimliğini arayışı burada son bulmamış.

20'li yıllarında tekrar erkek olarak yaşamaya başlamış ve Adam adını almış. Geçirdiği tüm bu değişimlere rağmen yanlış cinsiyette olduğunu düşünen Adeleh, Tayland'a giderek bir dizi estetik ameliyat geçirmiş.

Cinsel kimliğini bulması ise Tayland'dan İngiltere'ye döndüğünde, 28 yaşında gerçekleşmiş.

Yaşamının 40 yılını erkek olarak geçiren Caroline Kinseywho ile tanıştığında, kendisinin de onun gibi bir 'intersex' yani çift cinsiyetli olduğunu anlamış. Kendisine, hem psikolojik, hem de fiziksel olarak iki cinsin de özelliklerini taşıdığı anlatılan Adeleh de, ender görünen bu cinsel kimliği ile yaşamaya karar vermiş.”

Öncelikle tanım sorunu:

Çift cinsiyetlilere ‘hermafrodit’ denir, ‘intersex’ (ara-cins) değil. Hermafrodit, Eski Yunan mitolojisinde Hermes ve Afrodit’in birleşmesinden doğmuştur. Hermafroditlik genetik bir sonuçtur.

Zihinsel olarak, kendini çift cinsiyetli hissetmenin, aktif biçimi biseksüalite olarak zaten var.

Ancak Jung’cu anlamda, kadındaki erkek animus’tur, erkekteki kadın anima’dır. Bu, Latince’deki cinsiyet eklerinin yer değiştirilmesiyle yaratılmıştır.


Geleneksel eşcinsellikte de aktiflik ve pasilfik var, hem kadın eşcinselliğinde, hem erkek cinselliğinde. Her ikisini de olanlar da var, yalnızca birini olanlar da var.

Vakamız ise biraz edebi olmuş. Kosinski de konuya aynı biçimde yaklaşır ve bir romanında bir erkek cinselliğnde doyumu yalnızca erkekten dönme bir kadınla yaşar, çünkü bir erkeği yalnızca bir erkek anlayabilecektir ona göre...

Dönelim kendime:

Yaşamıma bedensel olarak 20 kadın girdi. Zihinsel-dost olarak da 20 yaş kadın daha girdi. Sevgililer dostları daima gömmeye çabaladı.

14 yaşımdan 51 yaşıma zihnen ve bedenen dengemi yitirmeye çabaladıkça, dengem daha çok yitirdim. Artık denge aramıyorum.

Polarize olan cinsellikte bir denge çok zor. Her 2 kişi de yaşam ve zaman içinde sürekli değişiyor. Günümüz hızlı koşullarında yıllara bağlı uzunlukta bir süre boyunca çift kalabilmek imkansız.

Gerçek durum da bu:

G-7 ülkelerinde insanların % 25’i yalnızca yaşıyor. Evliliklerin % 50’den çoğu boşanmayla sonuçlanıyor.

Kendim veya bir başkası çin düşünüyorum da:

Ne üniseks, ne de enterseks yaşamak cinselliğe bir çözüm değil, çünkü bu denklemin rasyonel kökü yok. (Sanal kökü olabilir ama bu sanallık siberuzay sanallığı değil de, beyindaşlık gibi bir şey: 2 Curie’ye nasip olduğu rivayet edilir.)

Oğuz Atay’ın dediğini yaptık: Genel panoramayı çizdik, o resmin içine kendimizi de kondurduk: Onun, Bilgi ileyken bilgisiz, Sevgi ileyken sevgisiz kalması ironisi gibi.

Eşcinsel evliliğine izin verilmeden önce de, eşcinsellerin boşanacağını biliyordum. Hem boşanacaksan, hem de çocuk yapaksan, onyıllarca düzlerden / heterolardan farklı olduğunu önesürmenin mantığı kalmaz.

Adel’in de, yeni elma şekerini yalayıp bitirip, şekerin onlarca katı olan sapını bir tarafına yiyince, göstereceği tepkisini meraklı bekliyoruz.