feminizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
feminizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 14, 2015

Kadına Laf Edenler Erkek Olsa



Körlerle sağırlar birbirini ağırlar:
Dön baba dönelim Çalışlar demiş ki:
“Kadınlar geri kalıyorsa sorumlusu erkeklerdir.”
Yek yee. Anan güzel mi?
Bu ülkede kadınlar oy hakkını, devrimi yapmış ve kadınlara oy hakkını 1945’te tanımış Fransa’dan, önce kazanmış oldu, mücadelesiz. Atatürk verdiği için.
Verdi de ne oldu?
CHP kadın milletvekili Nur Serter ne dedi?:
“Çipras yakışıklı çocuk.”
AKP Nevşehir milletvekili Murat Göktürk ne demiş?:
“Kadın-mücadele kelimesi, sizce şiddeti çağrıştırmıyor mu?”
Evet, çağrıştırıyor: Erkek şiddetine karşı kadın şiddeti, yani nefs-i müdafaa.
“Kadınlara bir şey verilmemeli.”
Kimin malını kimden esirgiyor?
“Kadınlar kendi gayretleriyle bunu elde etmeliler. Kadın hak etmeli.”
Kendi ne yapmış? Milletvekiliğini nasıl hak etmiş?
Çalanlara ses çıkarmayarak. Bir şeylerin çalınmasına pasif katılımda bulunarak. Yakalayanlar içeri atılırken, ona da sessiz kalarak...
Bırakın bu ayakları normal bozuntuları, normal erkek bozuntuları.
Al seni, vur öbürüne.
Kadın dediğin marjinal olur.
Yani çok basit:
Eski porno film kadın oyuncusu Cicciolina, hem Çalışlar’dan, hem de AKP  milletvekili Göktürk’ten, hem de ilk kadın başbakanımız Çiller’den daha fazla milletvekili olmayı hak ediyor TBMM’de.

Yemiyor normal erkekler yemiyor: Kafanız kuma gömülü, arkanız açıkta...


Pazartesi, Aralık 29, 2014

Laleper Aytek Sergisi



Fotoğrafta; kurmaca, belgesel, sahte-belgesel ayrımı ilginç biçimlerde işletilebiliyor. Sergi, bu yönden irdelenecek.
Sergi, belgesel olma savında bir sahte-belgesel olmuş ve bunu da hafiften kurmaca üzerinden yapmış.
Aytek, çok onyıldır hala, lümpen matriyarki ve matriyarkal şeyselleşme / lümpen feminizm çizgisinde dolaşan bir fotoğrafçı. Açımlama: Ödüllendirilen bir kadın iken, cezalandırılan bir kadınmış gibi davranırdı.
Gösteren-gösterilen ilintisini bozarsanız, sonuç ya David lynch’in ‘Ateş Benimle Yürür’ünün giriş planı gibi olur, ya da eksi kültürel artı-değer’li şeyselleşme. Bu sergi için yanıt: b) şıkkı.
Aytek’te, gösteren-gösterilen ilintisi kopuk. Kendi Paris’liliğini ve/ya Parisli-değil’liğini tanımlayamamış. Paris’in nesnesini gösterememiş. (Gönüllü şeyselleşmiş) Kendi’sini göstermiş. Paris’i göstermek, Eyfel Kulesi’ni göstermek değildir, belki eski biçimde ‘clochard’ göstermektir. Sergi, Dünya’nın tüm büyükkentlerine ait olduğu önesürülebilecek fotoğraflarla dolu.

Toplam sonuç: Bizcesi bu, yabancılaşma değil; bu, sattığı düşünülen ama modası geçmiş bir malı satma çabası. (Post-modern yabancılaşma ve ‘ne olsa gider’ anlayışı.)