manipülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manipülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 21, 2013

Keriz Silkeleme



Bu, borsada manipülasyon yapanların operasyonları için bulunan kod adı.

Ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım, bunu 2011 gibi şöyle açımlamış:

Bizim borsamızda 3 grup oyuncu vardır. ‘Gerçek Oyuncular’ yerli ve yabancı ciddi yatırımcılardır. Borsada onlardan sonra profesyonelleşmiş ’Kurtlar’ ve de onları izlemeye çalışan, onlara özenen ‘Kuzular’ yer alır...

Kurtlar, önce yoğun alıma geçerek fiyatı yükseltirler. Kuzular’ın ağzının suyunun akmasını sağlarlar. ‘Gel-gel’ yaparlar. Kuzular, fiyatların daha da artacağı bekleyişinde alıma başlayınca, Kurtlar ‘ellerindeki malı satarak kâğıttan çıkarlar’. Böylece ‘kerizler silkelenmiş olur’.”


FED kararları ertesinde, Türkiye’nin 11 yıllık tatlı oyunu bitmiş ve acı oyun başladı.

Sözü edilen kurtlar, kurtluklarını hala yapıp, bizim kerizleri silkelemeye ve bizim kerizler de hala gönüllüce silkelenmeye hevesli gibi:

“Yatırımcılar için özetle durum şu: Ana senaryoda değişiklik olmadı; FED, tahvil alım programını azaltacak. Sorun sadece zamanlamasında. O nedenle kısa vadeli olumlu havaya fazla kapılmamak lazım. Kısa vadeli olumlu havanın etkisiyle artan likidite ve değerlenen TL’nin, sıcak paraya daha kolay ve daha kârlı çıkış fırsatı doğuracağını hatırda tutmakta fayda var.”


Bizim borsa hala yükseliyor:

“Borsa çıldırdı!

FED kararının ardından  gelişmekte olan piyasalarda ralli başladı. Bu ralliye ayak uyduran Borsa İstanbul, güne yüzde 4.8 yükselişle 78 bin 214 puandan başladı. Açılışın ardından borsada artış yüzde 6'yı geçti.”


Tamam, birileri eşek olursa, birileri de semer vurur ama eşekler ve hakemler Türk ve keriz silkeleyenler de gavur olunca, bizim hakemlere ne demek düşer acaba?

Sömürge valisi gibi, durumdan nemalanıyor olabilirler mi acaba?

Asıl önemlisi şu:

FED kararı ile ABD’den yurtdışına çıkan paraları geri toplamak için  gidişatta fren yapmış gibi yapıp, geri gelecek paraları daha da arttırıyorlar gibi.

İstanbul Borsası bugüne dek kezlerce dip ve doruk gördü. Diplerin temel nedeni olan kriz ve nakit eksilmesi durumu, şu an hala geçerli.

Görünen o ki 6-9 ay içinde birileri gene iflas edecek...


Cuma, Mayıs 31, 2013

Türkiye ve Borsa

Neo-globalist neo-liberalizmin kalesi borsa, Türkiye’de nerede imiş bir bakalım:

“Yerli bireysel yatırımcı sayısı 10 bin gerilemeyle bir milyon 75 bine indi.

Ancak bunlar arasında 1 lirası veya ihmal edilecek tutarda varlığı olan çok kişi bulunuyor. 10 bin liranın altında kalan bu tür hesap ve yatırımcı sayısı tam 860 bin ile en büyük grubu oluşturuyor. Bu 860 bin kişinin toplam varlığı ise 950 milyon lira. Bu rakamı da 860.295'e bölersek kişi başına ortalama 1.104 lira düşer. Bin lirayla kaç hisse senedi alınır ki? İhmal edilebilir bir büyüklük. 860 bin kişi bir araya gelse, orta büyüklükte bir halka arzı karşılarlar, o kadar.

Portföy büyüklüğü 10 bin lira ve üstünde olan yatırımcı sayısı ise sadece 215 bin kadar. Anlamlı sayılabilecek, arada bir de olsa işlem yapanlar ve işlem hacmine katkıda bulunanlar ancak bu kadar. Kısaca sermaye umulan bir piyasa aslında yerli sermaye fakiri. Piyasanın yerli gücü bu kadar.”


30 yıla yakın bir süre ve bu kadarcık bir sonuç.

Olağandır, keriz silkeleme ile kimbilik kaç kez kaç kişinin canını yaktılar hep. En gülüncü de, borsanın durumunu kötüleştirme olasılığı olan bir haber yapmak bile suç şu anda ama siteyen istediği operasyonu yapabiliyor. Tam, tavşana kaç, tazıya tut, durumu.

Bu da olağandır, çünkü halkımız kumarseverdir ve borsaya da bir kumar zihniyeti ile yaklaştı: ‘Ya tutturursam?’ hesabınca... Onlarca kişinin on bin dolar veya altı (yani küçük yatırımcı) ölçeğinde kaybını doğrudan izledim. Ancak, bunun sonuçları çığ etkisi ile oldu: KOBİ hesabınca, her 10.000 dolar kayıp, 1 kişinin işsizliği demektir sonuçta. Olağanda bu yatırım 100.000 dolardır ama KOBİ’ler holdinglerimizin onlarca katı kişiyi küçük yatırımlarla istihdam ederler.

Borsanın köpüğü kezlerce alındı ama borsanın yalnızca bir köpükten ibaret olduğu gerçeği de var. Borsa kazanıyorsa, şirketler tüm mal varlıkları satıldığında edeceklerinin 10 katına dek değer kazanırlar ve bu onların üretimine sıfır etki eder. Oyun burada. Borsa, sayayiyi büyütüyor falan değil. Bankalar da öyle. Tüketim de üretimi arttırmıyor, ithalatı arttırıyor. Bakınız son 30 yıllık veriler.

Sanayimiz çakma, borsamız çakma...

Eh, tabii ki total ekonomimiz de çakma o zaman...