patent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
patent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 27, 2015

Bill Gates'in Duble Beyaz Faşizmi



Gates / Microsoft ve Jobs / Apple dörtlüsü, son 40 yılda, 2 x 2 oranda ve yaklaşık ortalama 100’er milyar dolardan 400 milyar dolardan fazla, piyasadan para / artı-değer çektiler.
Şerh:
Bunun başka türlü bir hesabı şöyle olur:
Adam başı özet 35’er yıl diyelim. Başlangıç 0, sonuç 100 milyar dolar diyelim. Üssel büyümeyi doğrusal sayalım. Bu durumda toplam ciroları, 7 trilyon dolar olur. Verim belirsiz kalır.
Bu çekilen para, yarı yarıya oranda, 1. ve 3. Dünya’dan çıktı. 1. Dünya azalan girdiler için, bu çıkış ile 100 kat para yitirdiyse, 3. Dünya belki 1.000 kat para yitirdi. 1. Dünya yitirdiği parayı da, 3. Dünya’dan silahla ve teknoloji oyuncaklarıyla çıkardı çoktan. Yani, ikame / fırsat maliyeti olarak.
Bu bir.
+
Jobs şu an mevta.
Gates ise, kendini hayır işlerine sardırdı. Son 20 yıldır salgın hastalıkları yok etmeye uğraşıyorlar karısıyla. Çocuk felci virüsünü 2016 gibi yok etme aşamasına gelmişler.
Soru kipi o zaman:
3. Dünya’da bir kadının ortalama çocuk sayısı kaç?
5 gibi.
3. Dünya’da 0-5 yaş arası bebek ölüm oranı kaç?
Maksimim % 20 gibi.
Şimdi:
Doğum kontrolü mü arttırmak (çocuk sayısını 1,5’a düşürmek mi) yararlı, çocuk ölümlerini aşıyla azaltmak mı?
Doğum kontrolü olmazsa, ölüm kontrolü, yani savaş olur, şu an olduğu gibi. Çocuk ölümleri azalırsa, keriz tüketici sayısı artar. Gerisine siz karar verin.
Biz buna, ‘duble beyaz-neo-Krupp’sal-faşizm’ veya ‘duble neo-koloniyalizm’ diyoruz.
2. Sanayileşme’nin 9 öncü altkültüründen biri olan siberuzayın devlerinin eylediği budur.
O nedenle biz diyoruz ki:
Gates-Jobs terördür.
Ya da:

Terör var, terör var.

Cumartesi, Eylül 14, 2013

Apple Ters Köşeye mi Yatırdı?



Bir haber:

“... Az değinilen, ancak Apple’ın uzun dönemli başarısında büyük rol oynayacak bir teknoloji, iPhone 5S’in içinde yer alan ve tüm hareketleri algılayabilen yeni bir çip.

iPhone’un A7 işlemcisi içinde yer alan M7 adındaki çip, geliştiricilere sağlık-denetleyici cihaz ve uygulamalar yapmaları için fırsatlar sunarken, diğer elektronik cihazlar için de aynı imkanı veriyor. M7, aynı zamanda, gelecek yıl piyasaya sürülmesi beklenen, fitness ölçüm cihazı ve akıllı telefon aksesuarı iWatch’un önünü açan teknolojinin kendisi.

Forrester Research araştırma şirketinde mobil analisti olan Sarah Rotman Epps, ‘M7, çok daha güçlü giyilebilir cihazlara sahip olabileceğinizi ve iPhone’un çevresini takip etmek konusunda daha hassas olacağı anlamına geliyor... iPhone’un çekirdek yeteneklerini artıran M7, Apple veya bir başka firma tarafından yapılmış olması önemsenmeden, aynı zamanda telefonu giyilebilir akseuarlar için bir merkez haline getiriyor’ dedi.”


İlginç bir moment:

Hem bu ilk kez olmuyor, hem bu Apple’ın bu türden ilk hamlesi değil.

Intel, işlemci pazarında tekelleşirken böyle yapmıştı. (Şu an Intel artık geçildi.)

Apple da, akıllı saat pili tasarımmında böyle yapmıştı. (Şu an, o konudaki başlangıç düşüncesi kendine ait olan Apple, akıllı saatta geçildi.)

Apple şimdi de böyle yapmış:

Yani, bileşik ve yeni bir teknolojik ürünün alt-bileşenlerinden birinde uzmanlaşıp, o alanda tekeli ele almak.

Yani Apple, akıllı saat pili ve M7 tasarımı ile teknolojinin evrimini hem belli bir yönde tasarlıyor, hem de o yöne gitmesi için onu zorluyor duruma geçti.

Karşılaştır ve karşılaştır yapalım:

Google ilk ara motoru olmamasına karşın, orada uzmanlaştığında, bugün için arayı çok açabilme şansını da yakalamış oldu ama Google bugün binde bir verimle falan çalışıyor. Diğerleri ise o kadarla bile çalışamıyor. Yani Google bu alanda zararlı konumda artık.

Burada sorun hep aynı:

En önde gidenin, birinci olmanın konumsal davranışıyla teknolojik evrimi durdurması ki bu hala 1970 modeli yazılım tasarımları kullanmamız gibi fahiş sonuçlar doğurdu çoktan.

Akıllı saat pili değil ama M7 teknolojisi de, çok önemli olan sağlıksal sanal taramayı dar bir alana sıkıştırabilir. Çünkü Apple, onu hızlı ve çok ucuza üretebilir ve satabilir duruma gelecek az zamanda. Sonra da diğerlerini frenleyecek. Kendi, gaza daha da basmayacak.

Tüm büyük devletlerin zaman içinde statikleşmesi gibi, tüm büyük şirketler de öyle oluyor.

Gördüğümüz moment bu ama kesin konuşmak için henüz zaman var. Tarih ve gelecekbilim bu, hiç belli olmaz.

Bir sonraki metne geçen bir ara şerh:

Giyilebilir bilgisayar seçimi, daha çok askeri bir seçim ve bunu askerler bile henüz yapmadı ya da kesinleştirmedi. Uzay teknolojisinin özel sektöre geçmesi türü bir dönüşümün habercisi olabilir bu ama bize pek de öyle gelmiyor açıkçası. Yine de, Apple’ın yeni CEO’larının o giyilebilir teknolojide birşeyler gördüğü kesin: Bunu kaale almamak olmaz.


Çarşamba, Eylül 11, 2013

Kol Saatı Bilgisayar ve Cep Telefonu



Apple bu işi kıvarana kadar birileri onu solladı bile:

“Nissan akıllı saat sunmaya hazırlanıyor

Teknoloji dünyasını sürükleyen yeni ‘trend’ akıllı saatler, sadece tüketici elektroniği şirketleri ve çip üreticilerinin değil, farklı sektörlerdeki şirketlerin de odağında. Otomobil üreticisi Nissan, yakın zamanda sunacağı akıllı saatin fotoğraflarını basına sundu.”


Bir araba üreticisi şirketin girdiği alana bakın...

Bu arada, Apple’ın belalı rakibi Samsung da atakta gibi... 5 Eylül 2013 tarihli bir haber:

“Samsung'un ‘Galaxy Gear’ adlı akıllı saati ile akıllı telefonu ‘Galaxy Note 3’ü için Berlin ve New York'ta eş zamanlı tanıtım programı düzenlendi.”


Peki, Apple bu sırada ne yapıyor?:

Hala, eski modellerle uğraşıyor ve onda da sorun yaşıyor.

“iPhone 5C'den son sızıntı

Apple'ın bugün düzenleyeceği etkinliğe saatler kala, tanıtılması beklenen iPhone 5C'ye ait olduğu iddia edilen video internete düştü. Çin video paylaşım portalı Youku'da beliren mavi iPhone 5C, iOS 7 ile çalışıyor.”


Bu durumlar, teknolojik bir üründen kazanabileceği tüm paraları kazanacağım derken, bir sonraki üründen kazanacağı çok daha fazla paraları heba etme durumunu imlemekte. Üstelik, o yeni ürünün ilk tasarımcısı da sensin.

Genelde şu olur:

Çarşıdaki pirince giderken, evdeki bulgurdan olma.

Şimdi olan bu:

Evdeki bulguru koruyacağım derken, hem evdeki bulguru, hem de çarşıdaki birinci kaybetme.

Belki, Apple’ın bir bildiği vardır. Belki, rahmetli Eyüp Efendi’nin ahı tutmuştur. Bilemeyiz.


Salı, Haziran 18, 2013

Yakın Geleceğin Teknolojileri





Başlıklar (İngilizce alfabetik sırayla)

Tarım

Biyoloji ve tıp

Eğlence

Elektronik

Enerji

İnternet teknolojileri ve haberleşme

Üretim

Malzeme bilimi

Askeri

Sinirbilim

Robotbilim

Ulaşım

Tarım Alt Başlıklar (İngilizce alfabetik sırayla)

Tarım robotu

Deneme aşamasında.

Kapalı ekolojik sistemler

Özellikle uzayın kolonileştirilmesinde çok işlevsel. ABD’de 2 kez denendi. Başarılı olamadı. Parametreler kontrol edilemedi, hesapta olmayan gelişmeler yaşandı. (İronik olarak Ferhan Şensoy, bir tiyatrocu olarak ABD’ye gider ve bu projenin içine girer, çünkü Nuh’un Gemisi konulu bir oyun yazmıştır: Bakınız ‘İngilizce Bilmeden Hepinizi Ay Lav Yu’)

GDO

Ticari ürün çok. Yasaklama da çok. GDO’lu ürünlerin tarlalarından saçılan artıklar genetik sonuçlara başladı bile.

Mutfak kuluçka makinesi

Yapay et için ön aşama.

Yapay et

Deneme aşamasında. Farklı projeler başardığını duyurdu ama ticari sonuç yok ortada.

Tarım programının bilgisayarla optimizasyonu

Karışıklıklar var, çünkü tarımda denetlenemeyen parametre çoktur.

Dikey tarım

Yatay değil de, dikey tarla gibi düşünülebilir. Alan darlığı nedeniyle işlevsel. Uzay tarımında da kullanılacak.

Açıklama:

Birinci Sanayileşme tarımda traktör demekti. İkinci Sanayileşme ise tarımda açlık demek. 2010 itibarıyla, Dünya insan nüfusunu doyururken, önlenebilir çökme noktasını geçtik. Yani, kuraklık ve kıtlık kaçınılmazlaştı. Bunun tek çözümü yapay tarım. Yoksa, toplu ölümler yaşanacak (aslında yaşanıyor da).

Bunun tek yolu da, on kiloluk balkabağından bin kiloluk balkabağına başarılmış geçişin tüm ürünlerde gerçekleştirilebilmesi. Şimdiye dek elde edilebilen en büyük buğday ürün artışı on kat yalnızca.

İkinci sanayileşme makina yapabilen makinalar demek. Bu da tarım yapabilen makinalar yapabilen tasarımlar demek. Henüz bu aşamada değiliz. İlginçtir ki olmamız gerekirdi ama değiliz.


Perşembe, Haziran 06, 2013

Ütü 1 Sent


“Rezistans 19,99 dolar.”

Bu, 1970’lerin (ABD basımı mizah dergisi) ‘Mad’inin absürd esprilerinden biriydi. (Hala çıkıyor.)

Bunun kezlerce gerçek olduğunu gördüm.

Oradaki espri, küçük puntolu satış sözleşmeleri üzerineydi.

Ancak, ana espri de bu durum için geçerli oldu:

“Apple’ın 2014 sonuna doğru piyasaya sürmesi beklenen akıllı saati iWatch hakkındaki iddialar, yeni bir gelişmeyle iyice güçlendi. Apple’ın, birkaç ay önce iWatch için ‘kıvrımlı batarya’ patenti başvurusu yaptığı ortaya çıktı.”


Açıklama ise şöyle:

“Batarya içindeki yüzeylere, 85 derece sıcaklıkta kıvrımlı tabakalar kullanılarak milimetre kare başına en az 0.13 kilogram kuvvet uygulanmasıyla, batarya hücresinde kıvrım oluşturulabilir.”

İlk sorumuz şu olabilirdi:

Bunun patenti alınabilir mi?

Şu andaki ABD’li veya global hukuksal eğilim öyle demek ki...

Şekilden görünen, pillerin birbirine geçeceği. Bir de, saat tabanına oturtulacakları.

Bir soru daha:

Elektronik saat üreticileri, örneğin Swatch gibileri, neden bunu (böylesine ergonomik bir tasarımı) akıl edemediler şimdiye dek?

Sonuçta pil, saatından daha çok para getirecek olabilir.

‘Mad’ esprisi buydu.


Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Telif Kriterleri 2


Telif kriterlerinde en önemli maddelerden birini vade oluşturuyor.

Havanda su dövülüyor, her kafadan bir ses çıkıyor ama ortada dayanaklı savlama yok.

Emeklilik konusunu örnekleyelim:

Ortalama 1 çalışan, ortalama A yıl yaşamla, ortalama B yıl prim ve sigorta ödemekle, toplamda kaç yıl emeklilik hak eder?

Eskiden sonsuz hak idi. Şimdi limit sıfır hak var.

Buradaki kriter şu olabilir:

B yıl boyunca C primi ve D sağlık sigortası ödemesi ile enflasyon katılarak reel sıfır kazançla kaç yıl ödeme yapılması gerektiği sigortacılık ve bankacılık istatistik listelerinde bellidir.

Tabii kesin konuşmaktan kaçınılıyor, o zaman aslında devletin ve özel sektörün emekçileri iliğine kemiğine sömürme niyetinde olduğu kanıtlanacak.

Gelelim telif hakkına:

Öncelikle, yazar ve mirasçıları 100’er veya daha fazla yıl yaşayabileceği için, makul bir barajı aşmış bir yazarın kendisinin ve ailesinin müreffeh bir yaşam sürebileceği kesindir ama bu ayıp bir şey değildir.

Buradaki kriter şu olabilir:

Bir menkul veya gayrımenkul değer, sonsuza kadar miras bırakılabiliyorsa, aslında telif (yani menkul) değer de sonsuz kadar telif miras bırakılabilmeli.

Asıl manevi açıdan şu önemli: Ülkesinde zulüm görüp, eserlerinin ülkesinde yayınını yasaklayan (örneğin Thomas Bernhard gibi) bir yazarın vasiyeti, bence sonsuza kadar geçerli olmalıdır. (Burada Osmanlı’dan Türkiye’ye geçiş de hesaba katılıyor, tarihsel / ülkesel miras olarak).

Patentlerde patent vadesi genelde 20 yıl ama zaten teknolojik bir ürünün pazar vadesi o kadar bile değil. Burada önemli olan sorun, tek tek bireysel mucitlerin icatlarının patentini alamayacak parasızlıkta ve hukuksal bilgisizlikte olmalarında ve şirketlerin keneliğinde. Bugün Edison’un sayılan birçok buluşu kendisi intihal etmiştir. Gasp etmiştir de denebilir (özellikle Tesla vakasında).

Bir de teknoloinin izin verdiği ama göz önüne alınmayan yeni bir durum var:

Bir yazar kendini derin uykuya veya komaya aldırabilir ve ölü sayılmaz. Zaten böylelikle isteyen yazar (eğer yeterince telif alacaksa) yüzlerce yıl boyunca telif alabilir.

Gelelim en dert konuya:

Şirketlere.

Kültür bürokrasisi ve kabzımalları, dağıtım tekeline sahip oldukları içn, üretimi kendilerinin yönettiğini sanırlar. Bu epistemolojik faşist bir tavırdır. İstedikleri yazarı eser yayını açısından yaşarken gömme hakkını kendilerinde görürler.

İşin yatırımı birim satış ederinin % 10’u iken, şirketlerin % 90, telif sahibinin % 10 alması ticaret ahlaklarının ve ahlaksızlıklarının hiçbirine sığdırılamaz.

Şirketlerin bahanesi şudur:

Yayınladığımız film de olsa, kitap da olsa, % 99’u pratikte zarar etmektedir.

Bizim yanıtımız da şudur.

E, o zaman bat. Bu işi bilmiyorsun demektir o zaman.

Şimdi genel sorunsal şu:

İnsanların boş zaman harcamaları diğer harcamalarının toplamını yakalamaya başladı. Diğer bir deyişle, asıl toplam dünya kültürel harcama cirosu 1 trilyon doları çoktan geçti ve şirketler buna çok geç aydı. Şimdi yalnızca son treni yakalamaya debeleniyorlar.

Benim bu konudaki kişisel eylem tercihim şu:

Yalnızca benim telif veya derleme olarak üretebileceğim bazı kültürel ürünleri yok ettim. Yalnızca bir zamanlar bende olduklarına ilişkin kanıt ve kayıt bıraktım.

Bu konudaki kişisel seçimimin adı budur:

Oto-anarşist tavır.

Ya hediye ederim, ya da yok ederim (bakınız ‘Mülksüzler’ ve Shevek).

Dipnot: Yaşamımın telif eser üretebildiğim son 25 yılını başkalarının telif eserlerini satarak geçirdim. Kendi eserlerimden ise telif kazanamadım.