sulh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sulh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 25, 2012

Ticaret ve Savaş


Nedense, ticaretin barışçı bir şey olduğu sanılıyor.

Öyle mi?

Bu konuda en eğlenceli örneği Vikingler veriyor:

Yeni bir kavimle karşılaşınca, önce onlarla savaşıyorlar, onları yenemezlerse, onlarla ticaret yapıyorlar: Bence adil bir yaklalışm.

Bilinen en eski ve en uzun ticaret rotası İpek Yolu. Neredeyse binyıllar boyunca; soyan (haydut), soyulan (kervancı) ve koruyan (asker) olarak, acaba kaç milyon kişi o yolda can verdi?

Ne için?

Birileri rektumunu ipek mendille silsin diye. (Lüks malların bazı kişiler için, yemekten daha acil olduğunu biliyorum.)

Daha da abartlı bir örnek var:

Cezayir-Senegal arasındaki, 50-55 gün süren ve dünyanın en büyük ve en acımasız çölünün (Büyük Sahra’nın) geçildiği ticaret rotası: Develerin yarısı telef olurmuş o yolda.

Dünya’da / tarihte ne kadar oranda savaşta, savaşçıların veya atların yarısı öldü ki?

Bu yol da binlerce yıldır varmış.

Tarihteki en büyük salgınlar, o çok ünlü Avrupa veba salgını da dahil olmak üzere, hep ticaret yolları üzerinden yürümüş. Tüm tarihte salgın hastalıktan ölüm oranı tüm nüfusun (100 milyar kişinin) dörtte biri imiş.

Hangi savaş 1 milyar kişi öldürdü ki?

Mahşerin 4 atlısı vardır:

Savaş, salgın, kıtlık ve ecel.

Diğerlerini açımladık. Bugün ticaret adına (turizm dahil), kaç ülkenin halkları kıtlık çekmekte?

WHO ve FAO, biyoyakıta geçme nedeniyle birkaç milyar kişinin açlığa sürüklendiğini çoktan açıkladı bile.

Kahve, kakao, tütün, vd doyurmayan bitki plantasyonları, doymak için gerekli bitkiler üretilecek alanları doldurup, kaç milyon kişiyi açlığa sürükledi acaba?

Nasıl ki savaşmayıp sevişmek, nüfus fazlalığı yaratıp, bizi darma duman ediyorsa; savaşmayıp ticaret yapmak da, bizi darma duman etmekte.

Dipnot: Bu metin, tam da dünya global ticaretin kırılma noktasına gelip, 3-5 yıl içinde yarıya düşüp, milyonlarca kişiyi işsizlikten sokağa dökmek üzereyken yazıldı. İşbu metnin yazarı, bunun tarihsel bilincinde, kaydını düştü ve o seçeneği yeğliyor: Ticaret devesine diken, ticaret insanına liken.

Cuma, Kasım 23, 2012

Eski Savaşlar, Yeni Silahlar




Savaş bildiğiniz savaş, binyıllardır sürüp gitmekte. Silahlarsa bir acaip, habire değişmekte.

Skorsky nam şahsın icadı olan helikopter, o yaşarken de, o öldükten sonra da bir türlü mükemmel duruma getirilemedi. Konu yüzyılı aşkın bir süredir çözülemedi. Bir olasılık, zeplinlerin modifikasyonu ve dikine inip kalkan uçaklar, helikoptere değişik ve kalıcı bir çözüm getirebilecek.

Konumuz açısında çok ilginç 2 örnek var, 2’si de ülkemizle ilgili:

Bir: PKK icadı olan, omuzda taşınabilir ve ateşlenebilir helikoptersavar.

“Operasyonda ele geçirilen mühimmat ve malzemelere ilişkin bilgilere de yer verilen açıklamada, PKK  mensuplarınca helikopterlere karşı kullanılmak üzere üretilen 1 adet el yapımı 'zagros' silahı...”


Bu silahın dürbünü, tetiği ve namlusu, 3 ayrı silahtan sökülüp monte edilmiş.

Bu, Somali icadı, omuzda taşınan ve soba borusundan bozma LAW’dan sonra, ileri teknolojiye geri teknolojilerin uyarlama yanıtının diğer bir örneği olmuş.

İki: Tatar yayı olarak da anılan, çok eski bir silahın yeni bir modikifasyonu.



O silahı kullanan bizim ordumuz olmakta. (Linkteki ve metne ek konmuş foto da onun.)

Üç: Yıllardır ikisinin karışımı bir silah düşlerim: 10 kiloluk bir patlayıcı kullanacak ve omuzda taşınabilir, artı sessiz bir silah. Bununla, gerekli öndüzenekleri kurarsan, İkiz Kuleler’i tek başına aşağı indirebilirsin veya İstanbul’u atombombalayabilirsin.

Asker milletiz vesselam.

Peki, hangisi daha etkili?

İlki ile helikopter düşürürsün, medyada haber olur, moral bozar.

İkincisi ile önderlerden birini öldürürsün, adamın kendi bile öldüğünü anlamaz.

Üçüncüsü, daha yapılmadı ama bir şey düşünüldüyse, muhakkak yapılır, hele hele bir silahsa.

Terör ve medya geştaltı: Bu da, başka bir metnin konusu olsun.

Dipnot: Benim gibi asker kaçağı ve bedellici olan Engels de, silah tasarımı ile yakınen ilgilenirmiş vesselam.