Darwin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Darwin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 26, 2016

NEK: Biyoloji: Doğrulanan Evrim Tahminim

Benim savlarım şuydu:
Neahderthaller alttürlere sahip olmuş olabilir. Çekik gözlülük insana onlardan gelmiş olabilir.
Yeni olasılıklar ise şunlar:
Dr Ryan Bohlender ve ekibinin çalışmalarının sonuçlarının linki:
Denisovanlar, Neanderthaller’den farklı genetikte. Onlar da insana katkıda bulunmuş. Artı, belki bir tür daha insan genetiğine katkıda bulunmuş.
Ara bilgiler şunlar:
Neanderthaller de, Denisovanlar da mağara kültürü insanları. Dünya’nın ilk sanat eserleri de mağara duvarlarında. Tamam, kapalı hava açık havadan daha koruyucu ama kazıma olayı aynı sayılır ve mağarada da su var. Yani insanlar, sanatın başlangıcını onlardan almış olabilirler.
Çekik gözlülük gibi, mor-siyah ten rengi gibi, aşırı kıvırcık saçlılık, yassı basık burunluluk gibi bazı nadir ve çok belirgin genetik özellikler var. Onları izlemek daha kolay. Sarışınlık da öyle.
Ancak, sarışınlık ve açık tenlilik arasında ilinti az gibi.
O nedenle ben bir ara, sarışın bir Neanderthal alttürü bile düşündüm ama bunu yazmadım arada. Açık tenliliği ise Denisovanlar’a mal ederdim, çünkü en çok açık tenliler (Gürcüler) onlara en yakın bölgede.
Açık renk tenliliğin Gürcü ve Nordik tipi gibi 2 ayrı türü var. Siyah saçın ise onlarca ayrı türü var. Kıvırcık saçlılığın bir türü, aşırı kıllı beden de demek: Buna Babil-Asur-Med tipi diyorum ben.
Tüm bunlar da, Basra Körfezi üzerinden az bilinen bir tür çaprazlaması rotası imliyor bize. Alanlar (MS 400 Kuzey Hazar) bile aslen oralı sanılıyormuş eskiden.
Sumerliler’in en azından bir bölümünün Ortadoğu’ya denizden ve güneyden artı doğudan gelmişlik olasılığı da var. Onların dili özgün ve yalıtık ama proto-Aramca’yı yaratıyor. Bu da bir topolojik yoğrulma demek.
Tüm bunlar, bizlere yeni modelleme olanakları sağladı.

(27 Ekim 2016)

Salı, Temmuz 05, 2016

Türsel Yol Ayrımı

Bir karşılaştır-karşıtlaştır:
Avrasya’da Homo Sapiens – Neanderthal gen geçişimi % 4 olarak yaşanmış. Avrasya’yı o zamanki global nüfusun yarısını temsil ediyor sayalım. O zaman bu, global ölçekte % 2 yapar.
Bugünkü kültürlerarası ve ırklararası gen geçişimi de kabaca aynı oranda.
Bu, kriter olabilecek bir sayı:
Yok olacak olan insan türünün yol çatallanmasının kriteri.
İnsan-sonrası tür ise, asıl adını en erken bugünden 10 bin yıl sonra alacaktır ancak.
Uzayda yerleşik insan sonrası türler ise, çok çok daha sonra insanlarla sözü geçen gen etkileşimini yaşayacaktır.
(2 Temmuz 2016)

Perşembe, Ocak 01, 2015

İnsan Türü Nasıl Yok Edilebilir?



Önbilgi: Bu metin, Celal Şengör’ün insan türünün er veya geç yok olacağı savının değillenmesi için yazıldı.
İnsan türünün nasıl yok olabileceğini bilebilmek için, insan türünün daha önceleriki yok oluşlara yaklaşışı örneklerini incelemek yararlı olabilir.
Hala rivayet düzeyinde olan bir sav şu:
İnsan türü en az 2 kez, 200.000 yıl önce ve 50.000 yıl önce, Ortadoğu Afrika’da (Tanganika Gölü civarında) yerleşikken, doğal koşullarını zorlaması nedeniyle, yok olma veya nüfusunun sıfıra doğru azalması tehlikesini yaşadı. Her ikisi de, insansal eksodusu yarattı. Birincisi başaramadı ama ikincisi başardı. Ondan sonraki sürede, insan türünün doğal koşullarla tümden yok olması tehlikesi henüz kayıtlı değil.
İnsan türünün en büyük ölüm nedeni salgın hastalıklar (açlık veya savaş değil). Yalnızca sıtmanın, bugüne kadar yaşadığı kabul edilen 100 milyarın 25 milyarını mezara gönderdiği tahmin ediliyor. Onun dışındaki hastalıklar ve salgınlar, daha çok yerel olarak etkili olmuş ve o bölgedeki nüfusun üçte biri ile yarısını öldürmüş.
Ara / ek bilgi: Önümüzdeki 100-200 yıl içinde yeni bir global sagın hastalık bekleniyor ve onun için tahmin edilen toplu ölüm oranı % 5. Yani, şu andaki durumuyla maksimum 350 milyon ölü.
İnsan türünün kendi eliyle yok edilebilirliği, 2 atom bombasından (1945) beridir bir gerçek. Bir gerçek daha var: İnsan türü 1957’de uzaya ilk yapay uyduyu göndererek Evren’i kendi evi yaptı ve günümüz tahminleriyle Samanyolu Gökadası’nın kolonileştirilmesi için, 1-2 milyon yıl arasında tahminler içeren bir süre biçiliyor.
Şu anda Yeryüzü’ndeki tüm nükleer silahlar patlasa ve tüm Yeryüzü nükleer kalıntıyla kaplansa bile, eldeki teknolojik koşullarla, eğer istenilirse, nüfusun en az % 1’i kurtarılır ve 70 milyon kişi insanlık uygarlığının tayşınması ve aktarılması için yeter de artar bile.
İnsan türünün asıl yok edici aday adayı iklim değişikliği ama sanıldığının tersine global ısınma değil, yeni bir buzul çağı insan türünün sonunu getirebilir ve bu, çok değil 50-100 senede sonuca varabilir. Bunun nedeni, Dünya’nın yüzeyinin (yani denizlerin) geçmişinde en az 1 kere tümüyle (ekvator bölgesi dahil) donması. Böyle bir süreç, Dünya nüfusunun %o 999’unu gömebilir. Ancak insan türü, 7 milyonla da sürebilir.
Tüm bunlar olmadan önce insan türü Evren’e yerleşmiş olacak. Ön şerh: 2100 itibarıyla maksimum 1.000 insan uzayda tümüyle sürüdürlebilir bir yaşam ortamı yaratmış olabilir.
Gelelim insan türünün terör eliyle yok edilmesine: Şu an maksimum 3-5 milyon kişi bir kerede öldürülebilir, çünkü ancak o kadar insan tek bir nedenle ve göreli dar bir alana birikiyor: Bu, Brezilya’da bir konserin plajda yapılması ile gerçekleşti. Dolayısıyla, 3-10 kilometrekarelik bir alan 3-5 dakikalığına 100 derecenin üzerine çıkarıldığı an, tüm o insanlar ölür ki bu da zor ama imkansız değil.
Bu durumda, böyle bir niyet (yani insan türünü toptan temize havale etmek) için, binlerce odak / olay gerektiği ortaya çıkar.
Yani, insan türü son 5 milenyumda öyle bir aşamaya geldi ki kendi kendini yok etmek ister ama bunu beceremez gibi bir momentteyiz şu an.
Ancak, gelecekte er veya geç insan türü bunu becerecek. Çünkü tarihten biliyoruz ki bir makro kültürel eğilim başladı mı (olumlu veya olumsuz olsun) o vektör, asla ve kata global toplu bilisizlikten yok olmaz. O nedenle, birçok makro kütüphane yok edilmesine karşın, bugün hala 5 milenyumluk klasiklerden haberdarız ve bugün için sanat, bilim, felsefe diye bir şeyler mevcut.
Bası sosyal psikologlar, insan türünün evrimi sırasındada beyninin ve dolayısıyla duygularının kaldırabileceğinden fazlasını yaşaması nedeniyle, kendini yok etmeye, yani intihara meyilli bir varlık olduğunu tanımlarlar. Bizcesi, bunun böyle olup olmaması insan türünün yok olup olmamasını belirlemeyecek, tıpkı Celal Şengör’ün ve daha nicesinin insan türünün kendini yok edeceğini sanmasının durumu değiştirmeyeceği gibi.
Kıssadan hisse: İnsan türü sürmeyi hak etmiyor ama abiyogenesis çalışmalarımız imliyor ki tüm canlılık ve zekalılık evrimsel açıdan oldukça makro bir çıkmaz yolda.

Evet, bunun antitezi var: Başkalaşım, transhümanizm, post-hümanizm, meta-hümanizm. İşte Celal Şengör, bunu öğrenememiş ve kendisinin de itiraf ettiği üzere, hümanist faşizmde takılıp kalmış.