biyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 16, 2014

Abiyogenesis: NEK



Yaşamın ana hammaddesi olan karbonun, yine yaşam aracılığıyla (canlılarda kullanılarak)  > milyonda 999.999 oranda biyosferin  (limit kalıcı olarak) dışına itilmesi ve bunun da 2 farklı / makro aşamada (kireçleşme ve kayagazılaşma olarak),  mikroorganizmalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi:
Bir:
Makroorganizmaların oluşma koşullarını açımlıyor. (Bir bakıma mikroorganizmalar kendi var olma potansiyellerini tümüyle yok ettiler ki bu Darwin yaklaşımıyla olmayacak bir şeydir.)
İki:
Makroorganizmaların da gelecekte kendini yok edebilmesini, bunu o giden karbonu atmosere geri döndürerek yapabimesini ön-ima olarak imliyor.
Üç:
Bu, yaşamın başlama ve 3 farklı sürme aşamasının, neden-sonuç ağı olarak, birbirine karşıt / birbirinden farklı yapılarda olduğunu imliyor.

Dört: Bu durumda, yaşam-öte’nin evrilmesini ve öte-evrilmesini karbonu kullanarak ve/ya kullanmayarak yapması ayrımı önemsizleşiyor. Peki, ayırtsızlaşıyor mu? Makro bir ikilem bu.

Pazartesi, Aralık 15, 2014

NEK: Matematik / Fizik




Ekonomideki kılıf / zarf eğrisi, zarfladığı eğrilerin hiçbirinin maksimum noktasından geçmez ama öyle olduğu varsayılır.
Bu, dalga-ışık paketçiği için de böyle olabilir. Bu durumda:
Bir: Işık dozu, algımız istatistik ama fiziksel yönden, retinasal / biyolojik yönden değil ve ayrı olmak üzere olur.
İki: Işık-dalga paketçiğinin bileşenleri ve/ya sonuçları şunlar olabilir:
İki bir: Bir dalga altbirimi, nötron gibi, bağımsız olarak var olamayabilir veya çok kısa süreli var olabilir.
İki iki: Bütün, ışık olarak değil de, başka biçimde tanımlanabilir (ki bu lambda dalga boyunun limit sıfıra gitmesi ve orada klasik mekaniğe dönüşmesi ile çift kısadevre yapıyor).

İki üç: Parçalardan, bildiğimiz ışık-dalga paketçiği yerine, başka bütünler oluşturabilir.

Perşembe, Temmuz 25, 2013

Koaservat, Enzim, Viroit, Virüs, Bakteri, Vd

Cansızlıktan canlılığa giden aşamaların araları muğlak kalmakta.

Yine de bakteri düzeyinde bir canlı, günümüz biyonanoteknolojisi ile sentezlenebilmekte, yani Allah’ın mucizesi olduğu varsayılan şey yapılmakta.


En aşağıdan başlarsak:

Karbon, +4 ve -4 olabilen elektrokimyasal değerliğiyle, limit sonsuz sayıda bileşikler kurabilmekte. Silisyum ise, aynı koşullara sahip olmasına karşın; çok daha ağır bir element olduğu için, sınırlı sayıda bileşk oluşturabilmekte; yine de, hem karbon, hem de silisyum, sıvı-katı arası kabul edilen bir faz olan jel fazında epeyi molekül üretebilmekte ki bizler de ne de olsa jel kıvamındayız.

Koaservatlar, fizikokimyasal koşullar nedeniyle birarada durabilen kompleks karbon molekülleri.


Enzimler, canlıların bedeninde bulunan organik katalizörler, yani organik reaksiyonları çok çok hızlandırıyorlar. Bilinen en büyük enzim, insan bedeninde kas devinimlerini etkileyen ama başka canlılarda başka işlevleri yerine getiren, 205.000 daltonluk (hidrojen molekülü ağırlığındaki) ‘myosin’.


Viroitler, halka biçimindeki DNA parçacıkları. Toplamda 10.000 atom kadar küçük olabiliyorlar.


Virüsler, geleneksel söylemde canlılığın eşiğinde kabul ediliyorlar. Canlılığın bazı tanımlarına göre canlı, bazı tanımlarına göre cansız sayılabiliyorlar.


Virüslerin kötü yanı, geriye fosil bırakmamaları, böylelikle evrimsel tarihlerini çalışmak imkansız gibi.

Virüsler genelde bakterilerden küçük ama en son ortalama bakterilerden epeyi büyük virüsler de keşfedildi.


Yani anlayacağınız üzere, her birinin tanımı birbirine geçişebiliyor.

Evrim tarihi uzmanları, bugünkü hücrelerdeki mitokondrinin bir zamanlar bağımsız bir canlı olduğu kanısında. Bu da, virüsün mü, bakterinin mi, en bir canlı olduğu tartışmasını anlamsızlaştırıyor.

Nasıl ki geçmişte canlılar genetik malzemesiz idiyse, gelecekte de olabilecek. Bir yazar, buna ilişkin tasarımlar sunmuş:


İşin içine artık klonlama ve beden nakli de girdi. Yani, ölümsüzlük artık mümkün (ama hala yasak, hem Papa tarafından, hem de BM tarafından).

Biyonanoteknoloji, o çok büyük enzimlerin etkin-işlevsel bölümünü (onda birinden küçüğünü) üretebiliyor, böylelikle de genetik tedavi çok kolaylaşıyor.


Tümdengelime dönersek:

Canlılık ve zeka; kendi düzenlenebilen, belli bir düzeyin üstünde oto-kritik, negatif entropili (azalan karmaşalı) kompleks sistemlerdir. Tüm atomlu sistemlerin tabi olduğu, kuantum fiziği ve kuantum kimyası kurallarına uyarlar. Bu demek değildir ki yaşam yalnızca biyokimyadır. Aradaki farkı Kauffman güzel özetlemiştir.


Özetlersek:

Bazı organik sistemler, döngülü neden-sonuç ilintileri üretirler ve onlara tabi olurlar, yani doğrusal (Aristo’sal) neden-sonuçlu olmadıkları için, canlılık ve zeka birbirine benzer ama diğer kategorilerden ayrılır ve ayrışır.


Gerisi; üniversite bir fiziği, kimyası ve biyolojisidir.

Nokta.