buhran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
buhran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 01, 2013

Krizler ve Tükenişler

Krizler insan kültürünü buduyor. Denk gelirse, konunun ömrünü uzatabililiyor da. Denk gelmezse, kısaltıyor da.

En son elimize bir örnek geldi:

“Petrol üretiminin aynı oranda artmamasının da etkisiyle 2011 yılında 44,8 yıl olan dünya petrol rezerv ömrü 2012 yılında 48,8 yıla çıktı.”


Bunun nedeni ne?

2007-2013 ekonomik krizi. Özellikle de G-7 için olanı.

Peki, bu 4 yıl ne işe yarar?

Kalıcı fosil enerji ikamesi için 4 yıl daha olarak...

Daha sırada gıda ve susuzluk krizleri de var ve bunlar aslında doğrudan ekonomik etkili değil... Dolaylı etkileri ekonomiye yansıyacak.

Dönelim geçmişe:

Özellikle ABD’de, özellikle de o uzun kuyruklu arabalar döneminde bu denli israf yaşanmasaydı, o 49 yıl çok daha uzun olabilecekti kesin.

Peki, bu işe yarayacak mıydı?

Sonuçta, petrol er veya geç bitecek. Bu bilindiği halde, 50 yıl için bile önlem alınmazken, 100 yıl veya daha uzun süre için hiç önlem alınmazdı, orası kesin.

Doğrusal programlama sınırları da var, kaotik yalpa (pertürbasyon) sınırları da...

Bu 50 yıl, 250 yıllık 2. Sanayileşme’nin menzilini öne ve arkaya çekecek.

Ayrıca, 1950-2000 arasındaki 50 yıllık 2. Sanayileşme ön-dönemi, o araba israfı olmasa, olmayabilirdi de gibi...

Yani:

Krizler, tükenişler ve yeni başlangıçlar; birbirinin hem nedeni, hem de sonucu durumunda ve bunun neden-sonuç ağları henüz tanımlı değil. Çünkü bunun için geçmişte de, bu süreçlerde de sabit veri tabanı oluşturulmadı henüz.

Bir önlem:

20 yaş altındaki çocuklarınızı ve torunlarınız petrolsüz dönem için şimdiden eğitin...

Orman yangını, yangın başlamadan da, yayılmadan da  engellenebilir.

Krizler de öyle...

Ve.

Bir hastalığı engellemek, tedavi etmekten her zaman daha kolaydır, ucuzdur, mantıklıdır, vd...


Salı, Ocak 31, 2012

2009 ve 2029

2009 krizi global bir krizdi. Bu kadar makro olacağı öngörülmüyordu ama tarih boyunca en makro-makro olanlardan biri de değildi.

1949 Çin Devrimi’nin 1848 Devrimi’nin simgesel bir ardılı sayılması gibi, 2029-2030 muhtemel makro-makro global ekonomik krizini de, o 1929 ve bu 2009 krizinin ardılı sayarsak, 2009 krizi 2029 krizini büyültmüş mü olacak, küçültmüş mü?

Ön-hafif depremler, daha büyük art-ağır depremlere de neden olabilir, onu hafifletebilirler de.

1929 krizine ve 2009 krizine bakarsak, 2029 krizinin 5-10 sene boyunca % 5-10 olmak üzere, global ekonomide % 50 civarında bir küçülme demek olacağını öngörebiliriz. Çin hesabıyla % 50 büyümemeyi de ekleyebiliriz.

2007-2009 krizi ise 3 yılda yıllık % 3-4 küçülmeyle, Dünya ekonomisinde % 10 küçülme demek oldu. % 10 da büyümemeyi ekle, % 20 demek. Bu % 20’yi Dünya kaldırdı, biraz inledi ama şoku atlatacağa benzer. Ya % 100 de ne olacak?

Öyleyse kestirim ne?

Araya su ve gıda krizlerinden en az birisinin alt-dalgalarından birkaçının gireceği kesin. Cep telefonsuz ve internetsiz ölmezsin ama susuz ve yemeksiz ölürsün. Ayrıca bu tür toplu ölümlerin ardından salgın hastalıkların başgösterdiği de biliniyor. Kuş gribi 300 milyon can alabilir, diye hesaplandı.

Abartalım:

Dünya 10 yılda yılda % 2 nüfus kaybıyla, toplamda % 20 nüfus kaybına uğradı diyelim ki bu tarihsel örneklere bakınca aşağı yukarı en yukarı limite yakın bir durum sayılabilir.

Söylemesi hoş değil ama bu sonuç, tarihe ve kültüre zararlı değil, yararlı bir durum olur, olacaktır, olmuştur.

Olumsuz olarak bundan en çok nasiplenecek 3. Dünya olacak ama enerji krizinden AB asıl nasibi alacak, yani 1. Dünya da global felaketlerden muaf değil.

Dönelim şimdiye:

Bu kriz, bir büyük krizin ön-provasıydı. Kriz yönetiminde G-7 ve 1. Dünya sınıfta kaldı çoktan.

Demek ki şimdi panik azdı ama daha büyük krizde panik olacak, hani biz Türkiyeliler’in hep yaptığı gibi. Ayrıca, 11 Eylül 2001’de New York yönetimi ve halkı da ambale olmuştu.

Demek ki halklar ve iktidar seçkinleri tarihten ders almıyor, daha önce almadığı gibi.

Nedensellik açısından bakarsak 2009 krizi, biraz kendi ellerimizle yarattığımız bir şeydi, kapitalizmin asıl doğasının getirdiği depremlerden değildi.

Kapitalizmin yapısallığının, gerçekten kısırdöngüsel bir açmazlar dizisi içerdiğini, 250 yıldır kimse öğrenemedi, daha kötüsü Dünya Sistemi savunucuları bile. Avrupa’nın onlarca kez yaşadığı granülleşmeyi koskoca tarih dehaları göremiyor.

Şimdi de, G-7, G-8, G-20, AB-ABD granülleşmeleri var. Çıkarları çakışmadığı gibi, bakış açıları da uyuşmuyor. Peki, nasıl birlikte karar alacaklar da, onu uygulayacaklar? Kyoto Protokolü’nün açmazı onyıllardır ortada.

Aslı duvar ve travma burada. Hiç önlem yok. Hiç ihtiyaç akçesi yok. Hiç kriz yönetimi A, B, C, ... , Z planları dizisi yok.

Budalalar gemisi tam gaz fırtınaya yol alıyor.

(9 Haziran 2009)