parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 30, 2015

Bağımsızlar ve Demokratlar Birliği: Fransa



Dünya’da, özellikle de Avrupa’da, 1789 Fransa Devrimi ertesinde oluşmuş, klasik sol-mağ parti dağılımı dengesinin açmazları, politik partileri yeni arayışlara yönlendirdi.
Bu durum, Almanya’da yeni / farklı / küçük / marjinal partilerin oluşmasına ve oy almasına yol açtı ve neredeyse kısa gelecekte hepsinin oy toplamı, ana sağ ve ana sol partilerin oylarını geçti geçecek gibi.
Bu durum, olayın beşiği Fransa’da ise, tuhaf bir oluşuma yol açtı:
Bağımsızlar ve Demokratlar Birliği.
Birlik 9 partinin (Radikal Parti, Yeni Merkez Parti, Mrkezi Dayanışma, Demokratik Avrupa Gücü, Modern Sol, Bölgeler Hareketi, Bağımsızların ve Köylülerin Ulusal Merkezi, Liberal Demokrta Parti, Yeni Demokrat Ekoloji) birleşiminden oluşmuş.
Biraz, ne deve ne kuş gibi bir oluşuma benzemekte.
Bu grup, 22 Mart 2015 seçimlerinde, kalkıp Sarkozy’nin partisiyle katılım koalisyonu kurup, % 28,2 oy alınmasını sağlamış. Bunun ne kadarı onlara ait, henüz belirsiz.
2 meclisli Fransa’da, 43 ( / 348)  senatörleri ve 30 ( / 577) milletvekilleri var. Demek ki azıcık elitistler. Demek ki % 6-12 de potansiyel oy oranları var. Parti 2012 tarihinde kurulduğu için, bu ilk seçim denemeleri. Onda da, seçime ayrı girmemiş oldular.
Seçimlerin ikinci turu da var. Oy kaybeden sosyalistler Marie le Pen’e oy verslkdmsı diye, sağ koalisyona oy verilmesini istemiş ki bunu daha da önce yaptılar ve bu da, hiçbir biçimde demokrasi sınırları içinde bir eylem / tutum / davranış değil.
Şimdi ikilem şu:
Bu 9 parti tek tek seçime girse, bir şey yapamaz.
Bu 9 parti, birarada koalisyona girince de, ne yapmış oldukları belli olmadı.
Fransa’daki bağımsız seçilme kurallarını merak ettim doğrusu. Eğer, seçilebiliyorlarsa, onlara önerdceğim tek anlamlı politik davranış o  olur.
Tersi durumda ne yapabilirler ki?
Sağ partilerle koalisyon yapan Sosyal Demokrat Parti’ye entegre olan Yeşiller, Almanya’da ne yaptı ki?
Farklı ve/ya yeni olmak bu mu ki?
(Fransa’daki oluşumun içinde, taa eski-eski toprak, Viscard D’Estaing var.)

Yani bizcesi Fransa, sağ-sol politik açmazına şimdilik bir çözüm üretemiyeceğini, üstüne üstlük bir de böyle bir niyetinin bile olmadığını açımladı bu durumla.

Perşembe, Ekim 24, 2013

Demokrasi Dersleri




... vermek küçük bir ülkeye nasipmiş.

“San Marino'da AB'ye üyelik başvurusu için yapılan referandumda ‘evet’ oyları az farkla önde çıksa da katılım oranı yüzde 32 karar yeter oranının altında kaldığından kazanan ‘hayır’ cephesi oldu.

İtalya toprakları içinde kalan 32 bin nüfuslu San Marino'da düzenlenen referanduma katılanların 50.3'ü AB üyelik başvurusuna onay verirken yüzde 49.7'si buna karşı çıktı.

‘Evet’ oyları kıl payı önde olsa da, katılım oranı yüzde 20'de kalınca hükümetin AB'ye üyelik başvurusu yapma planı suya düştü.

San Marino, 1991 yılından beri AB ile Gümrük Birliği içinde ve resmi para birimi olarak euroyu kullanıyor.”


Birçok ders birarada:

Eğer seçimlerde katılım oranı, bir düzeyin altında kalırsa, o seçimin tanım olarak seçimliği kalmaz. Seçime katılanların bir görevi oy almaksa, bir görevi de oy alacak pozisyonda (veya buna ikna edecek) olmaktır.

Sonuca bakarsak:

Evet oranı, toplamda % 10 gibi. Eğer, nüfusun % 10’unun aldığı bir kararla bu sonuç olumlu sayılsaydı, geri kalan % 90, o karara uymazdı. San Marino zaten küçük ülke, parçalanmazdı da.

Küçük ülkelerde fiili demokrasi daha işleyebilir durumda gibi.

Diğer bir önemli nokta şu:

San Marino ekonomik açıdan zaten fiilen AB’de. Demek ki dertleri politik: AB federasyonu içinde yer almak istemiyorlar.

Diğer konular:

AB’ye girmeyi reddeden, önce reddedip sonra kabul eden ülkeler var. Kimse de kalkıp, bir düşün içinde yer almayı, birleşik bir Avrupa olmayınca çıkan savaşları, halkların neden tercih etmiş olabileceğini araştırmadı.

Bu konuda bir referandum yapıldığında sonsuza kadar geçerli oluyor ama iç konularda seçim sürekli yineleniyor ama bu konu daha makro bir sorun: Bu da, demokrasinin bir açmazı.

Sonuç:

San Marino tek başına politik bir vektörün yönünü ve büyüklüğünü imledi: AB olmasa daha iyi olabilir, epeyi uzun bir süre için.


Çarşamba, Haziran 19, 2013

Anketler ve Oylar

Son 1 aydaki seçmen anketlerinin sonuçları şöyle imiş:

“POLLMARK

Pollmark anket sonucuna göre AK Parti yüzde 51, CHP yüzde 22, MHP ise yüzde 14 oy alıyor.

ANDY-AR

Andy-Ar anketine katılanların yüzde 49,6'sı hafta sonu seçim olsa AK Parti'ye oy vereceklerini belirtirken, CHP'nin oy oranı yüzde 23, MHP'nin oy oranı ise yüzde 15 oldu.

ORC

ORC'nin Haziran ayı anketinde ise Ak Parti yüzde 41.5, CHP yüzde 26.8, MHP yüzde 12.6, BDP ise yüzde 5 oranında kaldı.

METROPOLL

...

AK Parti'ye oy veririm: % 35,3
CHP'ye oy veririm: % 22,7
MHP'ye oy veririm: % 14,5
BDP'ye oy veririm: % 6,2
Kararsızım: % 7,6
Cevap vermeyenler: % 6,2
Diğer: % 5
Protesto oyları:& 2.8”


Çıkarsamalar:

Halkımız yönünü şaşırdı. Son olaylar insanları kafa karışıklığına itti.

Veya:

Halkımız ne halt yediğini bilmiyor. Her zamanki gibi.

Gezi olaylarının senkoplu gelişimi, oyların dağılımını da etkiledi. Halkımız değişken.

Anket şirketleri hile yapıyor olabilir.

Anket şirketleri güvenilir yöntemler kullanmıyor olabilir. Örneğin, örnekleme kümeleri çok küçük olabilir.

Sonuçta, yine de tüm sonuçlar birarada geçerli olamaz.

Ortalama almak bir yöntem olabilir.

Boştaki oylar epeyi çok.

Boştaki oyların dışında % 15 AKP oy oranı oynaması var. Parti değiştirecek oylar onlar.

4-5 milyon kişi daha, yani % 8-10 oranda yeni seçmen var.

Demek ki yeni bir Genç Parti vakası yaşanabilir.

En son:

Türkiye büyük bir belirsizliğe girdi. Neo-liberalizm, bu belirsizlikte sürebilecek bir uygulama değil.

Gerisini göreceğiz.