piazzolla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
piazzolla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mart 04, 2015

Neo-Tango Notları



Sonunda...
Teşekkürler Youtube, yarım hız özelliğini ilk kez kullandım... (Bu, bir reklam değildir, bakınız Magritte ve Foucault.)
Bir tango dansı bu, onu ilk kezinde doğrudan yarım hızda izledim:
Tam 25 yıldır tangoyu tamı tamına böyle hayal ettim ben. Mükemmel ötesi bir şeydi, güzelliği acıtıcı bir izlenimdi.
Evet, o eksi bir anından sıfır anına ancak yeni geldim.
Müzik de o hızda olmalı, bu çok çok önemli.
(Gövdeler uygun, biraz gençler, biraz daha kısa ve kalın gövdeli olabilirler belki ama bu, daha da sonraki ileri-çözülecek-problem ve meta-tango problematiği şimdilik.)
Şerh 1:
Linkteki klipteki dansın adı da yeni tango ama benimkisi ondan epeyi farklı bir yeni tango, dolayısıyla yeni-yeni bir daha gerekebilir sonradan. Artı, Piazzolla’nınki de yeni tango idi. Yani, şimdilik elimizde 3 tane neo-tango tanımı mevcut.
Başlangıç bu idi, epsilon ek ise şu:
Yalın, ‘Bir Bahar Akşamı’ ve ondaki aralara serpiştirilmiş olan alaturka-modern-dans planları:
Ondaki modern dans planı, kesmeli-yavaş planda yapılmış, onu da yavaş plana alınca, dans bambaşka bir şey oldu çıktı ve onu da ayrıca başka bir konu olarak (kamera hızı – göz hızı diyalektiği olarak) irdelemek gerekli.
Şerh 2: Bu dans, hız açısından masabaşı kurgulamalı, yani homojen ve sürekli görüntülü değil.
Şerh 3: Bu heterojen-süreksiz hızdaki dans planının hızıyla bir kez daha oynanınca, hız algısı bozuluyor. Bunun kamerasal bir şey mi, gözsel bir şey mi olduğunu henüz bilmiyorum, bunun retineks poliyalektiği olduğunu biliyorum.
Şerh 4: Bu dans planındaki dansçılar genç, zayıf, uzun ve hafif gövdeliler. Tango yapacakların bizdeki alaturka karşılıkları, göbek dansı yapan kadın olabilirdi ama o da uymuyor bir biçimde ve bu da ayrıca irdelenmesi gereken bir konu (yerellik ve özgünlük-caz sentezlik açısından).
Konumuza geri dönelim:
Klipteki en önemli hareket savrulma. (Bunun sözel ve motor semantiği ayrıca çalışılmalı.)
Tangoda bu savrulma, dönme momentumu ve dönem ataletiyle (rotational inertia) elde ediliyor. Zaten kısa ve kalın gövdeler de o işe yarıyor ama benzer gövdesel yapıdaki, göbekli bir Arap erkek tango yapsaydı, berbat olurdu, Arap kadın olmazdı gibi, işin çinde göbek dansı kıvraklığ var ne de olsa...
Tangodaki bu savrulma, klipteki yarım hızla çok görünür, hatta acıtıcı güzellikte oluyor: Tangodaki, kadınla erkeğin aslında birbirini itmesini motor olarak çok çok iyi mecazi ifade ediyor.
Asıl önemli olan şey ise, o tangoyu gerçek yaşamda o yarım hızda uygulayabilmek. Sanılacağının tersine, tüm danslarda yavaş hız, hızlı hızdan daha çok enerji harcatır ve koordinasyonu çok çok daha zordur.
İşte, burada buto’ya geliyoruz şakkadanak: Durmayı modern dansta bir tek onlar biliyor ve göstermiş durumda.
‘Tango Notları’nda, bu yarım hız tangoyu izlemeden önce, bunu tümdengelimle imlemiştik, şimdi de tümevarımla imlemiş olmaktayız.
Çıkış soru kipi:

Yahu, bunu yüzyıldır neden hiçbir tangocu (teorisyen ve pratisyen) göremedi, başta Piazzolla (üstelik tam da o hıza limitlenen bir tango bestecisidir kendisi)?

Pazartesi, Şubat 09, 2015

Tango Notları



Kesinlikle ve kesinlikle, dünya salon dansı yarışmalarındaki gibi, tango yapılmaz. Zaten tangonun yarışması olmaz. Zaten tangonun salonu olmaz.
Ara ek: Aslına bakılırsa tango, en azından doğrudan seyretmek için midir, o bile kuşkulu bizcesi. Onu (canlı yayın tangoyu) seyrederek epeyi şey öğreniyoruz, ayrı konu. Demek ki buraya, tango icrası sırasında canlı seyirci izleyici olmayabileceği şerhini eklemiş olalım biz de.
Tango, bir spor değildir, bir sanattır. Akrobatik yanı da yoktur. Bedensel zorlukları vardır ama akrobasi yalnızca ve yalnızca zorluk için zorluktur, işlevsel olarak değil, örneğin akrobasi pekala insanı sakatlayabilir. Tango ise, insanı sakatlamaz, iyileştirir, hem bedenini, hem ruhunu.
Tango, yerel / ulusal bir modern dans çeşididir, Japon buto’su gibi. Ve sonradan, caz gibi globalleşmiştir. Ve yine caz gibi, henüz yolu bitmemiştir. Onun yolunu tıkamamak, onun avangardlığını korur. Yoksa, onun da yaratıcılığı, diğerleri gibi kuruyup gider, muhtemelen gitti bile.
Avangard olmayan tango, tango değildir. Avangard olmayan modern dans, modern dans değildir. Avangard olmayan dans, dans değildir (salon dansları başta olmak üzere). Avangard olmayan sanat, sanat değildir.
Tango, seksin ayakta yapılanıdır.
Tango, seksin başka türlü yapılanıdır.
Tango, seksin aktuel değil, potansiyel de olsa, az bulanan bir türüdür. Bu bile önemlidir, bambaşka libido ve yaratıcılık yolları açabalir bizlere.
Dansın da, modern dansın da, seksin de başka türlü olabilenini yapmak, ağır (zihinsel, bedensel, cinsel) efor gerektirir. Gerçek politik tangoyu, Carlos Sauro, ‘Tango’ filminde bir bölüm olarak yaratıp koyarak, bunu göstermiştir. Piazzolla, bunu başka ve epeyi dolaylı biçimde yapmıştır: Bu nedenle de, aksiyon anti-faşisti değildir, yani o tangonun faşistliğine taraftar kalır: Kendi müziğini yaratabilmek ve sürdürebilmek için. Sonra da, 40 küsur yıl boyunca aynı tango müziğini ve neredeyse her kezinde, ilk kezinden (‘Pulsacions’ albümünden) daha kötü olarak yinelemiştir.
Tango, dolgun bir kadın ve kalın bir erkek bedeni ister. Boy önemli değildir, boyla birlikte kilo ve boyun kiloya oranı değişir yalnızca.
Tango, erkeğin kadından uzun olduğu biçimde tasarlandı ama pekala tersi de olabilir: 2 kadının tangosu olmuştu.
Şerh: 2.25’erlik ve 125’er kiloluk 1 kadının ve 1 erkeğin tangosu, epeyi ilginç olurdu. Bu boyda, futbol kalecisi ve güreşçi erkekler olabildiğine göre, burada da sınır zorlanabilir pekala gibi. ‘Taht Oyunları’ndaki kadın-dev savaşçı, pekala bunu becerebilir gibi.
Arjantinliler’in de yaptığının tersine, tango yavaş yapılır. Bütün modern danslar yavaş yapılır. Bütün yavaş yapılan danslar ve modern danslar, eforu hızın azalmasıyla ters ve geometrik oranlı olarak arttırır. (Buto bunun en açıkseçik kanıtıdır: Ya da durmak, devinmekten daha zordur.)
Arjantinliler’in yaptığından biraz farklı olarak, kadınla erkek, birbirine uzak olarak değil, yakın olarak, çoğunluk sürtünerek tango yapar, yapsa gerekir. Bu izlenmeyi zorlaştırır, dolayısıyla yeni film-çekim teknikleri bulmak gereklidir. Ayrıca bu sürtünme, yine Arjantinliler’in yapıtğından azıcık farklıdır.
Tangodaki klasik mimik-jest replikleşmesinin tersine, doğaçlama da vardır. Daha önceki çalışmalarda bunu ayarlamak mümkündür. Aynı mimik-jest replik jestleşmesinin birden çok karşılığı olur. Bunlar devinim olanaklarını içeren bir ağa / merceğe doğru ıraksar ama sonra yakınsar. Böyellikle, permütasyonlar uzun süre yineleme olmayacak denli çeşitli olur ve artı tango yolunu yitirmez ama dansçıların güçlü bir motor belleğe sahip olması gerekir o zaman. Böylelikle tango, tekdüzeliğinden kurtulur.
Tangoya sokulan üçüncü kişi klişesi, başka biçimlerde tasarlansa gerekir.
Tangoya çakılmış olan iktidar kurma ilişkisi, kadınlarla erkeklerin iktidar ilişkisi, artık epeyi ve epeyi değiştiği için, yeniden şak diye tasarlanması mümkün değil şimdilik ama hiç olmazsa bunun denenmesi gerekir şimdilik.
İlginç olan şey, reel-tangodaki dokunma eksikliğidir. Ne görünüyor olursa olsun, reel-tangoda kadınla erkek greçek anlamda birbirine dokunmaz ki zaten reel-iktidar mücadelesi de budur. Hani, ‘Shibumi’de birbirini orgazma ulaştırma ve ulaşmış gibi kandırma  türünden, kadın ve erkek arasında, birbiri üzerinde iktidar kurma vardır ya, onun gibi bir şey.
Demek ki anarşinin, iktidarın, dokunmanın, durgunun, seksin, tango için yeniden hayal edilmesi gerek. Bu ister yerel, ister global olarak denenebilir; ister tümevarımsal, ister tümdengelimsel olarak; ister edimsel, ister kuramsal olarak denenebilir: Yeter ki ve yeter ki artık denensin. Yoksa, bu yapılamazsa, birkaç onyıl içinde tango kültürel antropolojinin ufkundan ayrılacak. ‘Hollanda Dans Tiyatrosu’nun avangard modern dansı öyle oldu ve klasikleşti / klişeleşti çünkü.
Ara ek: Türk tangosunun olamıyacağı, Şecaettin Tanyerli sayesinde 50 yıl önce falan kesinleşti.
Tangoda anarşiye kapı açılmamış pek. Oysa tango, tanım gereği anarşist bir şey.
İktidar bu sıralar, yönetmektense yönetilmeyi seçenlerle hiç yönetmemiş ve hiç yönetilmemişlerin praksisinde saklı durumda şimdiden.
Dokunmayı, insan türü ve onun kültürü, 5 milenyumdur öğrenemedi hala, Taoist / zen budizmsel dokunma bile icat edilemedi o zaman bile ve hala henüz maalesef.
Durguyu, buto çok iyi icat etti. İster sıfır icat, ister varyasyon. Burada yol açık durumda.
Seksin epeyi çeşitlemeleri yeniden ve yeni olarak icat edildi ama nedense, buralara giren pek yok şimdilik gibi.
Üste ek: Oysa tango, birbiri üzerinde iktidar kurup da, seksi beceremeyebilmenin tam da üzerinde raksediyor.
Yeni-(1)- tango daha önce icat edildi.
Demek ki ‘yeni-N-tango’ icat edilmeli.
Nokta. Es.

Konu sürecek.