simülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
simülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 22, 2013

Viral Videoların Salgın Kaotiği


0. Derece Koyutlar:

Bir: Ne salgınları biyolojik hastalık sayıyoruz, ne de viral videoları kültürel hastalık. Her ikisinin de yayılması ve durması için kaotik dağılımlı parametreleri olan ve matematiksel modelini sorguladığımız değişkenlikler (atematiksel) fonksiyonları olarak sayıyoruz.

İki: Bunun benzeri olan bir durum, orman yangınıdır. Bir orman yangını, kendini de bitirebilr, sonsuza dek yayılabilir de.

Üç: Henüz olguların ve olayların veri tabanından tümevarımla kesin denklemlere varmayı beceremedik ve bunun peşindeyiz.

Ana metin:

Viral videolar, virüs gibi çok hızla yayılan videolardır.

Genelde çok hızlı yayılırlar ama yayılmaları bir süre sonra sıfıra limitlenir.



Salgınlar ise farklı bir görüngü kümesi sergileyebilir:

Salgınlar, kuluçkaya veya uykuya yatabilirler, böylelikle de gelecekte 1 veya 1’den çok kez daha yeniden salgın olma / yaratma potansiyelini taşırlar.

Şimdilik böyle bir viral video görülmedi henüz.

Ancak, internet ileride yüz yılını falan doldurduğunda, yeterince yineleme kümesi birikecek ve bu görülecektir. Örneğin, belli makro toplumsal olayların yuvarlak sayılı yıldönümlerinde, eski dönemin belgesellerinin seyrine yönelik olarak bu durum gözlenebilecektir.

Bu bir.

Görülen viral video dağılımlarına bir bakalım ve onları modellemeyi deneyelim:

Muhatap sayısı sabit giden yayılım var, muhatap sayısı artarak giden yayılım var.



Bu daha çok, kalıcı ün ve geçici ün ayrımında ama o da kesinlikle bir salgın konusu.

Bu iki.



Muhatap sayısı pratikte sıfır olan bölgeler var. Örneğin viral videolar için bu, internetsiz bölgeler olmakta. Veba salgınında Avrupa’nın belli bölgeleri, ana ticaret yolları üzerinde olmadıkları için, salgından kurtulabilmişlerdi. Demek ki bu koruyucu hekimlik konusu.



Bu üç.

Zamansal olarak eşzamanlı sayılabilirseler de, bazı salgın hastalıklar ve bazı viral videolar, diğerlerinden çok daha hızlı yayılabildi ve her ikisi için de, bunun nedenleri tam açıklanamadı henüz. Ancak, 1 parametre var: Çığ etkisi. Yani, daha çok izleyici başlangıcı, daha çok izleyici devamı demek. Bunun tersi de, kendini bitirme demek.

Bu dört.



Bir de bunun daha küçük ölçeklileri var. Makro viral videolar, global toplam seyircide 100 milyonu gördü. Oysa sosyal medyada her gün binlerce veya yüz binlerce ölçekli paylaşımlar yapılıyor ve bunlar düzenli olarak sayılmıyor. Kaos matematiğine göre, bunların mikro örüntüleri büyüklere benzer ama varyasyonlu olacaktır. O varyasyonlar da ana denkleme ulaşmamızı sağlayacaktır.

Bu beş.



Salgın hastalıkların yayılma mevsimi olduğu gibi, viral videoların da, tüm sosyal medya konularında gözlendiği gibi, yayılma saatları var.

Bu altı.

Sonuç:

Bunlar, bir tür doğrusal programlama sınır doğruları çiziyor.

Ancak, bizim aradığımız doğrusal-olmayan bir matematiksel model.

Bu durumda, 2 modeli melezleyeceğiz demektir.


Pazartesi, Ağustos 27, 2012

Oyun ve Gerçek


Epistemolojik açıdan çok ilginç bir momentteyiz: Tarihte ilk kez simülasyonlar gerçekten daha gerçek olmakta. Bunun temel nedeni, statiklikle dinamikliğin çok ilginç bir grift-geçişim örüntüsü çizdiği bir dönemde yaşamamız.

Çocuk oyunu, bilgisayar oyunu, ludoloji, benzetişim (simülasyon), efsane, arkatip, vd, hepsi hepsi, genel olarak gelen ve/ya gelecek gerçekliklerin bilinçli ve/ya bilinçsiz zihinsel ve/ya kültürel tasarımlarıdır. Bunun temel nedeni, genetiğin yerini kültürün ve iç belleğin yerini dış belleğin almasıdır. Yani toplum, zihinselden çok kültürel yollardan yeni şeyler öğreniyor ki ikisinin dinamikleri birbirinden oldukça farklıdır ve bu da neden toplumun çok yavaş ve milyonda bir bireylerin neden çok hızlı öğrendiğini açıklar: Kültürün jetonu zihinden daha geç düşer.

Oyun kuramı ve sibernetik, doğrudan bu alanı çalışmayı yeğleyen çokdisiplinli bilgi alanları ama ne yazık ki 70 yılları dolmasına karşın hala emekleme evresindeler. Çünkü, tıpkı i sayısı durumundaki gibi, onları da icat edenler (Nash ve Wiener) bugünün koşullarını öngörebilecekken bunu yapamadılar.

Şimdilerde bu aşağı yukarı halloldu. Stratejist başlığı altında toplanan uygulamalı gelecekbilimciler birçok şeyi olmadan tasarlayabiliyor. Öyle ki tasarım kimi gerçeğin hemen önünde vuku buluyor.

Bu konuda bir örnek de ABD’den gelmiş:

“Simülasyonun en kilit ülkesi olan Türkiye, oyunun sonuna kadar Suriye’ye tek başına müdahale etmekten kaçındı. ABD ve Suudi Arabistan ekipleri ise Türkiye’yi buna zorladı.

Önce Suriye’deki olaylarda ölenlerin sayısının artması meselesi gündeme geldi. Türkiye yine müdahaleden uzak durdu. Bu kez Suriye’den kaçan mültecilerin sayısı arttı. Bu da Türkiye’nin müdahalesine yetmedi. Ancak bombalama olaylarının başlamasıyla birlikte Türkiye, Suriye’ye askeri operasyon başlatmak zorunda kaldı.

Senaryoda bombalamaların nerelerde olduğu tek tek belirtilmedi. Ama Türkiye ekibinin konuyu kendi içindeki değerlendirmesinde Gaziantep ve Kahramanmaraş gündeme geldi. Bombalamaları kimin yaptığı  söylenmedi.”


Bu durum, planlayıp vurmak mıdır, yoksa öngörünün gerçekleşmesi midir?

Şu anda fark noke.

Ancak simülasyonda eksik olan nokta şu: Şu ana kadar Türkiye zaten Suriye’ye kezlerce girmek istedi ve ABD tarafından engellendi. Suudi Arabistan’ın yangına benzin dökmesi ise, densizlikten başka bir şey değil, çünkü çarşıdaki bulgura giderken evdeki pirinçten olup, iktidarlarını kaybedebilecekler.

Oyunda bu kadar az değişken-parametre-oyuncu yok. Filistin ve İsrail teröristleri ve devlet teröristleri, pratik açıdan sürpriz at durumundalar. Yani, ne yapacaklarını kendileri de bimiyor ki biz bilelim. Ancak bu, ‘bir puslu hava perdelemesi’ değil, gerçekten yeni durumda herkesten şaşkın. Tamam, Arap Baharı geyikleri filan ama herkes durup dururken bir anda 1 milyar kişinin savaşa girebileceğine ancak yeni aydı. Aymayanlar da var ama onları geçelim, oyunda o denli ağırlıkları yok.

Yeniden simülasyona bakalım:

Benzetişimde diğer parametreler de olmalı. Oyunda, ABD ve Türkiye temel parametre ama Suudi Arabistan değil. Gerçek yaşamda da değil, benzetişimde de değil. Benzetişimde ABD bunun böyle olmadığını bilerek, onu başka ülkelerin yerine ‘perdeleme değişkeni’ olarak yaratmış olabilir.

Yeniden gerçeğe bakalım:

Türkiye’nin savaşa girip girmeyeceğine kimse karar veremeyecek, kendi bile, çünkü bu domino etkisini kimse hesaba katmadı.

Aslına bakılırsa, farklı yollardan da olsa, benzetişimde de, gerçekte de, işler çığırından çıktı.

Sonul gerçek bu.

Bu durumda kimse gidişatı belirleyemez, bu mikro ölçekli örnekte de öyle, genel makro durumda da öyle.

Bu öz kaotik bir durumdan çok, yapay bir kaotik durum.

ABD’nin kendi yarattığı yapay kaotikliği, geleceksel potansiyel bir öz kaotiklik olarak gelecekten devralması ve nou aktuelleştirmesi de, oyunbilimin olanakları arasındadır.

Asıl saptamamız da budur.

Açıklama: Büyük devletlerin son dönemlerinde birden çığırından çıkıp, saçma sapan davranmasının kaderselliği, tarihte ve gelecekbilimde şimdiye dek çok tartışıldı. Bu metin, onun bir dinamiğine açıklama getirme çabasıdır.