bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ocak 05, 2015

Kimyasal Reaksiyonlarda Neden-Sonuç İlintisi



Bir neden bir sonuç yaratıyor dediğimizde, o neden olmazsa o sonuç olmaz olarak anlıyoruz. Bir de zamansal ardışıklık anlıyoruz ama bunun görüngüsel açıdan bozulabildiği, yani nedenin sonuçtan sonra görüngüleştiği durumlar da olabiliyor bazan.
Yani:
N → S
Bazı durumlarda:
S → N (görüngüsel olarak, varlıksal olarak değil)
Kimyasal olarak ise, reaksiyona girenler ve reaksiyondan çıkanlar, neden ve sonuç oluyor.
Yani:
A + B → C + D
Bazı durumlarda katalizör gerekiyor ki bunun yazılışı şöyle:
A + B → C + D | e
Ya da neden-sonuç açısından bakılırsa:
A + B + ε → C + D
Düz mantıkta tek neden tek sonuç yaratır. Bazı kimyasal reaksiyonlarda 2 neden 2 sonuç yaratır. Bazı kimyasal reaksiyonlarda artı epsilon katılır işin içine, katalizör olarak yani.
Temel neden-sonuç ilintileri ise:

‘0, ε, 1, 2, çok, sonsuz’ biçiminde, ‘5 x 5 = 25’ olanak / notasyon içerir. (Epsilon sıfırdan büyük en küçük sayıdır, ‘çok çok az’ olarak da düşünülebilir.)

Salı, Kasım 05, 2013

Gates vs. Zuckenberg



Bill Gates abimiz şöyle demiş:

“Gates, ‘Sıtma aşısını düşünelim. Gelişen bir ülkede herkesin hayatına mal olan bir hastalığı tedavi etmek mi önemli yoksa oraya internet taşımak mı? Siz internetin öncelik olduğunu düşünüyorsanız, benim öyle düşünmediğimi bilin’ diye konuştu.”


Bunu Zuckerberg’in şu sözüne karşı söylemiş:

“Facebook CEO'su ve kurucusu Mark Zuckerberg, Ağustos ayında yazdığı bir makalede, ‘Tüm dünyayı internetle tanıştırmak bizim neslimizin önündeki en büyük hedeflerden biri’ demişti.”


Toz duman olmuş ortalık. Perdeyi bir aralayalım bakalım:

Öncelikle, dinimize küfredenin Müslüman olması, daha uygun gibi, bu bir:

Bir zamanlar 100 milyar dolara sahip olan Gates, bunun için dünya ekonomisine en az 1 trilyon dolarlık çıkış verdirmişti.

Artı, Microsoft’un tekelleşme herzeleri mahkemelere konu olmuştu, yani 10 dolarlık malı bize 100 dolara kakalamıştı kendileri.

Bilgisayar 100 dolara insin diye, 10 yıl falan debelendiler, şimdi tablet PC 100 dolar ve kimse bunun yapanlara teknoloji veya Nobel barış ödülü falan vermedi, bu iki.

100 dolarlık ilaç mı, 100 dolarlık bilgisayar-internet mi?

İkincisi, pekala birincisinin binlercesini çözecek bilgileri ikincilere sağlamış olabilir çoktan, bu üç.

Zaten it sürüsü gibi çoğalan 4. Dünya nüfusunun korunmasının gerekip gerekmediği, insani açıdan tartışılır bir konudur, bu dört.

Gates ve Hawking, ölümsüzlüğe karşı olduklarını açıklayarak, zaten teknolojik gelecekbilim bilincine sahip olmadıklarını belli etmişlerdi. Dolayısıyla, Gates’in gelecek hakkında söyleyecekleri geçersiz olacaktır, bu beş.

Bu durumda Gates ve Zuckenberg, ‘Çingene’yi kral yapmışlar, babasını astırmış’ durumunda olmakta. Ya da Gates eski / yaşlı kral, Zuckenberg müstakbel / genç kral...

Biz kullanıcılara ise, onların tahayyül eddemedikleri sapa özgürlük alanları verildi internet ile...

Özgürlük; tüm köleleştiricilere ve gönüllü kullukçulara karşın, bugünün, yani yeni orta çağın birincil sorunsalıdır bizce...

Bunu imlemek istedik...

Geri kalanı teknoloji gürültüsü veya kültür kirliliği yalnızca...


Salı, Ekim 08, 2013

İnsan Beyni Projesi



Bir haber:

“Çoğunluğu Avrupa ülkesinden 135 bilimsel kurumun katılımıyla gerçekleşen ve 10 yıl sürecek olan uluslararası İnsan Beyni Projesi'ne başlandı.

Toplam maliyetinin 1 buçuk milyar doları bulması beklenen araştırma, kısmen Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor.

İngilizce 'The Human Brain Project' ya da kısaca HBP olarak bilinen projenin amacı, insan beyninin işleyişini bilgisayar ortamına taşıyacak teknolojileri geliştirmek.

Ayrıca her yıl on binlercesi yayımlanan beyin araştırmalarını bir araya getirerek bir veri tabanının oluşturulması hedefleniyor.”


Haberde de belirtildiği gibi bu, insan genomu projesine benzer bir biçimde, konunun bütünlüğünü derleyici bir çaba.

Devam ediyorsunuz. Karşınıza ortada 2 proje olduğu çıkıyor, biri AB’ninki, biri ABD’ninki:



Demek ki ortada bir rekabet var. Demek ki ortada bir koordinasyonsuzluk olacak. Balık baştan kokuyor gibi.

AB ve ABD çatışması açıkça ortaya konuyor gibi.

Çiftlice (‘ABD x AB’ ve ‘genom x beyin’) karşılaştıralım ve karşıtlaştıralım:

Geçmişe baktığımızda, insan genomu proesinden elde edilen bilgilerin hala tümüyle yorumlanamadığını ve üstüne bir de karşıt biçimlerde yorumlandığını belirtelim.

Yani:

Bir:

Bilimsel bilginin anafikri, hala temelde yorumdan, daha doğrusu kavramsal çerçevenin yaratılmasından oluşuyor.

İki:

Aynı bilgilerle karşıt / farklı kavramsal çerçeveler oluşturulabiliyor ki bu zaten bilimsel bilginin evrim tarihinde bilinen bir gözlem. (Bunun temel nedeni, veri tabanındaki noktalamaların çoğunun ana haritayı çizmekten çok, hata fonksiyonu olam niteliği taşıması. Bu, özellikle hassas konularda daha çok böyle oluyor.)

Devam:

AB-ABD karşıtlığı, rekabet yoluyla daha çok yorum da yaratabilir, ya da tam tersine bilimsel bilgi üretimi kilitlenmesi de yaratabilir ki Einstein fizik alanında bunu önce AB’de, sonra ABD’de kilitleme olarak bize yaşattı: Yüz küsur yıldır yerimizde sayıyoruz.

En önemli konu şu:

Beyin ve zihin birebir işleyen bir konu değil. Daha da ileride kaotik modellerden hiçbirini kaldıramadı / kabul edemedi şimdiye kadar.

Yani:

Zihnimizi hiç mi hiç bilmiyoruz ve bunun kabahati tümüyle bizde, çünkü 50 milyar ışık yılı ötesini bile biliyoruz şimdilerde ama içimizi bilemiyoruz, çünkü modelimiz uygunsuz.

Yani:

Yanlış sorulmuş sorular, yanıtsız kalmaya baştan mahkum.

Bu proje de öyle görünüyor.

Modeli kurmaya yeltenenler önceleri zihin felsefecileri oldu ve bugün elimizde saçmasapan 2 tez-antitez ikilisi var: Monizm ve düalizm.

Geriye bakarsak:

Beynin haritalanması zamanında zaten yapıldı. Oradaki birebirlik, örneğin bir nokta uyarılınca, tek bir ve yalnız bir anının canlanması, hala kabul edilen bir şey ki bu oldukça kuşkulu bir durum: Hiçbir model, anıların birebir yeri olduğunu önesürmüyor. Artı, hiçbir hassas ölçme aleti, beynin hücrelerinin bölgelerini birebir saptayabilecek kadar güçlü değil.

Sonuç:

Bir:

Bu iş CERN ve NASA kurumlarına benzeyecek gibi: Onlar da, bilimde AB-ABD karşıtlığını taşıdı. Onlar da 5.000’er kişiden fazla dahi çalıştırdı. Yine de her ikisi de, ne Einstein’ı aşabildi, ne de 2 uzay mekiği kazasına engel olabildi.

İki:

Bu türden bilimin madden ve manen güçlü desteği hep yaşanageldi. Yani, bu türden destekler ve projeler bilimi her zaman ilerletmiyor. Şu anki yeni orta çağda da böyle olacak gibi.

Üç:

En önemlisi: Einstein türünden dogmalaşma, ne yazık ki beyinde de yaratılacak gibi. Dünya’nın çevresi hesaplandıktan sonraki 2 milenyum boyunca Dünya’nın yuvarlaklığı inkar edildi. Bilimciler de insan ve epistemolojik faşistliği kolayca giyebiliyor beyinlerine.

En son sonuç:

Göreceğiz.

10 yıl sonra.


Pazartesi, Temmuz 29, 2013

Hesaplamalar ve Uygulamalar

Dünya’nın çevresi MÖ 100 gibi bir zamanda hesaplandı. Yöntem, zamanı ve aradaki uzaklığı ölçerek, 2 farklı yerdeki gölge uzunluklarının eşdeğerlik zamanını ve/ya eşzamanda gölge uzunluğu farkını bulmaktı.

Ay’ın çevresi, Dünya’nın çevresi ve Ay Tutulması’nda Dünya’nın Ay üzerindeki gölgesinin eğrilik yayının açısı kullanılarak hesaplandı. Yine yaklaşık aynı zamanlarda..

Ay’ın Dünya’dan uzaklığı, bu 2 çevre / yarıçap kullanılarak, Ay’ın gökyüzünde bir Ay çapı kadar yer değiştirmesinin kaç derece ettiği gözlenerek ve bunun 360 dereceye oranıyla elde edilecek çokgenin kenar sayısını Ay’in çevresiyle çarparak hesaplandı.

Peki, Dünya’nın çevresi ne zaman dolanıldı?

1.700 küsur yıl sonra filan.

Peki, Ay’a ne zaman gidildi?

2.000 küsur yıl sonra falan.

İşte o nedenle, hesaplamalar ve uygulamalar birbirinden epeyi ve epey farklıdır. Genelde hesaplama ve kuram önce gelir ama istisnalar da mevcuttur.

Pratik bir konuda katkımız olsun:

Ursula K. Le Guin 1976’da ‘Mülksüzler’i yazdı. O bilimkurgu romandaki roman kahramanı Shevek, bir denklem bulur ve mühendisler o denklemden ışık hızından hızlı iletişimi hemen becerebileceklerini önesürerler. Oysa ki burada açıklandığı üzere, bu pekala mümkün olamayabilir.

Genelde iletişim fotonlarla, yani elektromanyetik dalgalarla kurulur. Oysa ki nötrino kullanmak ışık hızından hızlı gidebilmek için daha uygundur. Sonuçta nötrino, fotondan daha düşük kütle eşdeğerlidir.

Sözü bağlarken:

Boyut fermuarını yıllar önce tasarladık ama onun gerçekleştirilmesi belki 2 milenyumdan çok alabilecek. Kuram-eylem bireşimi / praksisi olanağını gözönüne alarak ve hesaba katarak, onun gerçekleştirilmesinin, global kültür ona hazır olunca mümkün olacağı kanısındayız. Genede öyle olmakta.


Cuma, Haziran 29, 2012

Soru ve Yanıt


Soru şu:

“İngiltere’deki Kraliyet Kimya Birliği, ‘Mpemba Etkisi’ adı verilen şu soruya ikna edici cevap verebilen kişiye, 1.000 sterlin (yaklaşık 2 bin 800 TL) ödeyeceğini açıkladı. Soru ise, ‘Neden sıcak su, soğuk sudan hızlı donar?’”


Yanıt ise şu:

Çünkü sıcak su, soğuk sudan daha az yoğundur. Onun da çünküsü katı buz sıvı sudan daha az yoğundur. Yani, katısal atomik konfigürasyon sıcak sıvı suda, soğuk sıvı sudan daha kolay ve hızlı oluşur.