liberalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liberalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Temmuz 26, 2012

AB ve Avro Çökerse Ne Olur?


Son durum şu imiş:

“Dünyaca ünlü para spekülatörü Macar asıllı Amerikalı Yahudi işadamı George Soros tarafından desteklenen, Yeni Ekonomik Düşünce Enstitüsü (INET), ‘Avrupa bir uyurgezer edasıyla boyutları tahmin bile edilemeyen bir felakete doğru sürükleniyor’ uyarısında bulundu. INET bünyesinde 17 tanınmış ekonomi uzmanının bir araya gelmesiyle oluşturulan Euro Bölgesi Kriz Konseyi (INET Council on the Euro Zone Crisis-ICEC) tarafından hazırlanan raporda, ‘Tüm domino taşları birbiri ardına yıkılıyor. Krizin sonsuza dek süreceği hissine bir an önce son verilmesi kritik önem taşıyor’ denildi.” (Kalınlaştırma bize ait.)


Bakalım aslında ne imiş?:

Bir:

Kapitalizm, 2. Dünya Savaşı sorasında yeni bir evreye girdi: Dezenformasyona dayalı spekülasyona dayalı, yalnızca para ile oynamak için para ile oynamak oyunu. Bu, aslında bir tür tefecilik.

Para kapitalizmden daha önce de vardı.

Tefecilik de kapitalizmden daha önce de vardı.

Ancak tefeciler, geçmişte iş yaparken kendi kellelerini de yitirebilirdi veya borç verdikleri kişiler kellerini yitirebilirlerdi. Yani, savaş ve ticaretin biraradalığı gerçeği yürürlükteydi.

1945-1990 arasındaki dönemde, 1. ve 2. Dünya birbiriyle sıcak savaşa girmediği için AB oluşabildi ve bu tür para spekülatörleri palazlanabildi: Spekülatörler için sıfır risk yaratıldı. (Örneğin Soros, sterlin operasyonunda beyaz yaka suçu işledi ama kimse ona dokunmadı.)

Yani, kelle korkuları olmadığı için, bu denli pervasız davranıp dünyayı yokoluşa sürüklediler ve sonra da kurtarıcı rolüne soyundular.

Dünya’yı Soros ve onun gibiler batırdı doğru ama o kurtaramaz. (Onları destekleyenler ve onların destekledikleri de, Nixon’dan oğul Bush’a bir dizi siyasi kukla idi.)

İki:

Burada yeni bir olguyu daha gözlüyoruz:

Eskiden nicel değişimler kendiliğinden nitel değişimlerdi.

Şimdi, birbirine özdeş öğeler, örneğin bir yumurta, farklı yerlerde ama aynı zamanda, birbirinden farklı ekonomik anlamlar taşır, oldu.

Öncelikle, 1 dolarla farklı yerlerde farklı sayıda yumurta satın alabilirsiniz.

Sonrasında, 1 yumurta ile bir yerde sağ kalırken, diğer bir yerde 1 yumurta sabah kahvaltınızda dişinizin kovuğuna bile gitmeyen bir aperatif olabilir, oldu.

İşte burada, gelir dağılım eşitsizliğinin ve işsizliğin, ekonomik sayılar olmaktan başka gerçekler taşıdığı gözlemine varıyoruz.

Üç:

Tarihte döngüler vardır:

10, 25, 50, 100, vd yıllık döngüler.

Bu döngülerin birincil nedeni, salınımları sağlayan öğelerin arasında faz farkı girmesiyle genlik salınımlarının büyümesidir. Yani, kaotik bir yapıda çok küçük öğeler ya sistem tarafından soğrulur, ya da çığ etkisi yaratır.

Bu döngülerin ikincil nedeni, döngülüğün üst yarısı olan çıkış, yataylaşma, ve inişin, organizmalara benzer biçimde hep gözlenmesidir (ama bununla organik modeli kullanmayı imlemiyoruz).

Bu yarım sinüs eğrisi, başka bir parametreyi ters-yarım sinüs eğrisi olarak etkileyebiliyor. Sonuçta, bir ülke zenginleşirken, genelde bir ülke de fakirleşiyor, gibi bir durum sözkonusu.

Dört:

AB 1945 sonrası koşullarda kurulabildi. Ancak bunun için çok geç olduğu 65 yılda kanıtlandı ki bu da aslında o düşüncenin hemen hiç uygulanamaz olduğunu da kanıtladı.

27 ülkenin şu an ekonomik veya kültürel ortak çıkarları olmadığı ve tek kıtalığı pek benimsedemedikleri (ya da bunun için gerekenleri yerine getirmekte pek istekli olmadıkları) ortaya çıktı: 10 yılda diyelim.

Ancak, son 10 yıldır, özellikle de 2007’den beridir ABD’nin AB’nin yok olması için çok özel bir çaba gösterdiği ortada ve bunu açıklamaya kimsenin cesareti yetmiyor.

Avronun başına gelenlerin birincil müsebbibi ABD. Hem bunu yapabilecek güçteki tek ekonomik güç onunki, hem de kendi batışını ertelemek için AB’nin batışını öne almakta beis görmedi.

ABD-AB savaşı mümkün değil biliyoruz ama artık ekonomik ittifak da mümkün olamaz duruma getirildi.

AB ve avro çökerse, bunun ilk önce altında kalacak ülke ABD’dir. ABD borçlanamazsa batar ve AB bu borç çemberini döndürecek tek etken idi. Artık değil.

Böylelikle saptamamız şu:

Global simgesel yeni makro ekonomik kriz, 2029’dan öne alındı, belki 2019’dan da öne.

Bunun sonucu, halihazırdaki 200 ülkenin 400 ülke olması olmayacak, global pazarın çöküşü olacak. Global GSMH 5-7 yılda beşte / onda birine düşecek, öncelikle de dış ticaret.

Burada ara bir ikaz: Global illegal pazar, legal pazarın % 10-20’si idi. Yeni durumda o da küçülebilir ama pekala büyüyebilir de. Enternasyonal mafya, kendi ekonomisini çoktan kurdu bile: Kendi altınları / paraları, kendi silahları, kendi orduları var. En önemlisi kendi global ‘web’leri var.

Sonuç?:

Göz göre göre getirilen kriz kapıdan içeri sokuldu.

Ancak, tüm sonuçları o denli açıkseçikçe öngörülümez.

Bir tek:

Çevrenizdeki dumanlı havayı sevecek kurtların dost ateşine dikkat. (Soros gibiler dahil.)

Çarşamba, Mayıs 02, 2012

1946-1980 ve 1980-2014


Tarihte alınan aralık ölçeği görülen panoramayı doğrudan etkiler.

Buna Türkiye’den bir örnek verelim.

Yukarıda anılan dönemler eşit uzunlukta ve ikincisi henüz tamamlanmadı ama bazı açılardan denklik taşıyorlar:

1946-1980 arasıki 34 yıllık dönemde, Türkiye çokpartili döneme geçti, sıfırıncı liberalizmi denedei ve 3 askeri darbe oldu.

1980-2014 arasındaki 34 yıllık dönemde ise, 3 liberalizmi hegemonyacılar başarılı olarak dayattılar. Global gelişmeler nedeniyle de, libelarizm de tükendi.

Sonuçta demokrasi her 2 dönemde de en son öne alınan süreç oldu.

Cüneyt Arcayürek’in toplamda 20 cildi ve 7.000 sayfayı aşan, güncel gazetecilik bakış açısından yazılmış olan, bu dönemlerin tarihçesine baktığımızda, iktidar seçkinlerinin hiçbirinin öncelikli yeğleminin demokrasi olmadığı görülüyor. Onun yerine, görülen alaturka bir tavır: İdare etmek (mecaz anlamında). Demokrasi, ortada top çevirip idare edilmeyip, üzerinde militanca mücadele etsen de, 100 milyon nüfuslu bir ülke ve 10 milyon nüfuslu büyükkentler için, gerçekleştirilmesi zor bir proje veya başka bir deyişle dünyada da durum bizimkine benzer, hem 1., hem de 3. Dünya’da böyle.

Bu 68 yıllık panorama, 90 yıllık Cumhuriyet tarihçesinin bir parçası olmasına karşın, bu daha dar referans, 9 dönemli (3 adam 3 darbe + 3 libelarizm) açılımdan daha açıklayıcı olmakta.

Bu açıdan bakıldığında 1. Cumhuriyet’in biteceği de, bitmişliği de, onun sürmesi için cidden hiç uğraşılmamış olduğundan ve generaller gibi uğraştığını sananların da onu yıkmaları nedeniyle, açıkça ortada imiş gibi gözleniyor.

Bu da farklı bir bakış açısı işte.

Dipnot: Okur göremese de, bu bakış açısı aynı zamanda AKP’nin 2013-2023 hayallerinin geçrsizliğini de imliyor.

(2-3 Mayıs 2012)

Salı, Ocak 17, 2012

Siyasette 2010 Momenti

AKP tükeneli epeyi oldu. Ancak, daha önceki ANAP ve DYP tükenişleri gibi, kitle ve iktidar seçkinleri bu tükenişin bilincine henüz varamadı, dolayısıyla önlenebilir, kalıcı ve fazladan zarar, gereksiz yere büyüyor.

Ne yapılabilir?

İşçiler grev yapıyorlar ama destek az. Memurların bir günlük direnişi türden, kitleyi gerçekten sarsacak (bilincini demiyorum, günlük yaşamını diyorum) eylemlerden bir dizisi gerek.

Olur mu?

Olabilir ama az olasılıkla. İnsanlar korkak.

12 Eylül’den ve Evren’den korkmayı anlarım ama Erdoğan’dan korkmayı anlamam.

Düşünün ki ordu bile sindi, yoksa 1997’deki gibi darbeyi çoktan dayamışlardı. Demokrasi sevdaları nedeniyle değil, generallerin erken emeklilik korkusu nedeniyle.

Liberal-muhafazakar geçinen 3 kuşak iktidar nedeniyle, Türkiye’nin (aile gibi) geleneksel tüm yapıları çöktü. Değişime direniş kalmadı. Yalnızca zayıf bir vızıklanma kaldı geriye.

Bu durumda marjinallere ekstra-larj (XL) bir yol açıldı. Ortada fiilen devlet filan yok. Keşler yakında AKP binasında altın vuruş yapacak durumda.

Kendi biyografim için konuşursam, geçmişte (gençken) gerçekten gereksinim duyduğum bir yaşama hacmi bu. Şimdi bu kadarı bana fazla geliyor ayrı konu. Geçmişte yer darlığından canımı çok yaktılar. Şimdi toplumun yarıdan fazlası marjinal olduğu için, kimsenin kimseye diyecek sözü kalmadı.

Bir de, Fassbinder tipi, melokomik / melotrajik biyografi çöküşleri örnekleri, sağanak yağmur gibi gelmeye başladı. Düşünün ki son 5 yılda kendimden 1-5 yaş genç, en az 10 kişiyi gömdüm. Yakın çevremdeki (100’de) 10’dan çok kişi, ölümcül hastalıklarla mücadele ediyor, üstelik öyle yaşamlarının sonunda filan da değiller. Toplum ve Cumhuriyet gerçekten çöküyor. Bunun ‘3 İstanbul’ romanındaki 100 yıl önceki benzer örneklerden biliyoruz.

Ne olacak?

‘Winds of change’ gürül gürül esecek. Kendini sağlama bağlayan, epeyi sallanıp sağ kalacak, gerisi enkaz olacak. Sonrasında, Berkes’in gözlediği, fırtına ertesi ve yeni dönem oluşurkenki intihar dalgaları gelecek.

Türkiye 3 x 3 = 9 tam dönemi geride bıraktı. Şimdi küsurlu, kırınımlı ve Fetret’sel dönemlerdeyiz. 2023’e kadar böyle gideriz.