Cuma, Mayıs 27, 2016

Kargalar Kafeste: Klip

Kabare desen değil, parodi desen değil, protest desen değil, bir acaip bir şey.
Sözleri şöyle ve Mehmet Teoman’dan imiş:
“Bir tarih yazmış bu toprak
Ne canlar yanmış yolunda
Her yeri cennet vatanım
Dağlar taşlar olmuş halkımı yaratan
Bir sevgi doğmuş yürekten
Bir kuvvet bütün ellerden
En yüce günde analar
Kurtlar kuşlar olmuş halkımı yaratan
Gözleri çakmak her yerde
Mertlikte yoktur üstüne
İşte bu benim halkımdır
Bu benim halkım bu benim halkım
Sevdalar taşır yürekte
Aslanlar yatar gönlünde
İşte bu benim halkımdır
Bu benim halkım bu benim halkım
Bir garip olur akşamlar
Gün doğar güneş ışıldar
Yaşlı genç seni selamlar
Merhabalar olmuş halkımı yaratan”
Teoman, Nükhet Duru onu bırakalı beridir, uzun süre ortalıkta görünmedi müzisyen olarak. O dönem bestecilerin şarkıcılarca sıçrama tahtası olarak kullanıldığı, erken-Özal devirleriydi. Sonra sonra kerrakeler bitti, sırlar döküldü. Yaldızların altındaki akrepler ortalığa saçıldı.
O ara-süreyi Teoman disk-jokey olarak geçirdi, DJ değil, o zamanlar henüz öyle denmiyordu.
Sonra sonra bu yıl, 2 parça klip ile ortalığa çıktı ama tasarımcılık veya aranjörlük yanından epeyi yitirmiş olarak.
Parçada bir eski-eski oyuncu, bir hava durumu sunucusu var ayırsayabildiğim. Bir tür yenik ordunun askerleri gibi.
Klip siyahbeyaz. Bir tane iriden büyük, erkeklere bir kafa fark atmış bir hanım var, tanımıyorum.
Bir ara oyunculara yüzlerin monte edilmiş olduğunu bile düşündüm ki hala öyle olsa şaşırmam.
Bir tür post-post-Brecht Genco Erkal yorumu gibi bir şey:
Bu duvarı badanaya badanaya...
Herhalde Dünya’da epik’i istemeden absürd, hem de sapına kadar alaturka absürd kılmış tiyatrocu kesimi bir bizde vardır.
Bu klip de öyle:
Biten denizi ve batan Dünya’yı badanaya badanaya...
Bu benim halkım’ı badanaya badanaya...
Dipnot:
Daha yazacaklarım var ama dava açılmasın diye otosansürledim onları.

(24 Mayıs 2015)

TC Hükümetleri

93 yıl ve 65 hükümet.
Kabaca 1,5 yılda 1 hükümet.
AKP dönemine bakalım:
13,5 yıl ve 8 hükümet.
2 yılda 1 hükümet etmiyor, de sen ona 1,5 yılda bir.
Başı da bir, sonu da bir. Sorsalar, AKP şu, AKP bu deniyor.
İstikrar diyenler için bir not olarak koydum bunu.

(24 Mayıs 2016)

FB Psike Art Rekabet Diyaloğu

"Çocuklara sağlıklı rekabeti öğretmeliyiz."
David Baron, Psike Art, Rekabet.
+
Eşit koşullardaki yarış-ımsı-oyun, keyifli de olabilir. 1,35 milyonda 96 kişi seçilip, 50'sini kafadan geçtiğini görüp, 20'sinin de seni kafadan geçtiğini görüp, yarışa başlamak, benim açımdan eğlenceliydi: Zeka ve bilgi yarışı yani. AFL'den sonra, bir de BÜ'de aynı durumla karşılaşmak, beni çifte şaşırtmıştı, tüm zekiler AFL'de sanıyordum ve RC ve Alman Lisesi olgusunu bilmiyordum o zamanlar. Zeki, maço ve kılıbık bir erkek olarak, kendimden zeki kadınlar, beni hep eğlendirdi (tavus kuşu gibi tüylerini pek bi’ kabartırlar), yarışa ve rekabete gark etmedi ama. Epistemik demokrasiyi severim, yeneceğim maça çıkıp fark atmak, ahlakıma uymaz, en azından epistemik ahlakıma. Zeki bir kız arkadaşımın dediği gibi: Benimle zeka oyunu oynayacak birilerini aradığım söylenir hep. O, benimle oynamayanları dövdüğümü söylemişti ama buna hiç katılmadım. Yineliyorum: Kazanma yarışı değil, eşit koşullarda oyun. Herkese öneririm, insanı geliştiriyor. O nedenle, fizikte Einstein ile, coğrafyada Eratosthenes ile yarıştım: En iyilerin en iyileri ile. Bu, insanı insandan ve beyinden başka bir şey yapıyor.
(24 Mayıs 2016)

Perşembe, Mayıs 26, 2016

Gezi’yi Rektumuyla Algılamak

Bazılarının beyni, midesindedir, bazılarınınki daha da aşağıdadır.
Birininki örneğin:
“Devrimi yapacak olan kitlelere öncülük eden profesyonel devrimcilerdir. Gezi direnişi, profesyonel bir kitlenin, amatör devrimcilere öncülük etmesidir.”
Kaynığını yazmamayım da, dava sözkonusu olmasın.
Öncelikle, tersi sözkonusu idi:
Gezi’de amatörler, 68’liler ve 78’liler dahil, amatörlerin profesyonellere yol göstermesi oldu. Hatta, başta amatörler ‘de gedin’ diye bir silkelendiler ama profgesyoneller kene gibi yapıştı gösterilere ve içini de etti.
Sonralıkla, bu parti faşizmidir.
Ben de entellektüelim. 10 milyarda birlik türünden. Ancak, kalkıp da, ‘geh bili bili koyuncuklarım’ geyiği yapmam.
Kitlenin demografik dağılımın, devrimden bin çeşit şey anlayacaklarını bilirim. Bu kadarını tarih de bilir ama beyni rektumunda olanlar bilmiyormuş.
Sonuçta, SSCB-Stalin ve Çin-Mao var. Kafaüstülük var. Bunlar 2016’da hala bu geyiklerdeler.

(24 Mayıs 2016)

Bir Hayvan Hakları Aktivisti Neden İntihar Eder?

Şu nedenle olabilirmiş:
“İnsanlarınızı, dünyanızı, varlıklarınızı kısacası tüm yarattıklarınızı yok edemeyeceğim için yok olmayı deniyorum bir kez daha. Bu sefer gerçekten bir son olmasını umuyorum.”
Hem geçersiz, hem de tutarsız bir önerme gibi.
Bu Dünya üzerindeki herşeyi yok etmek mümkün olduğu gibi, epeyi geniş bir hacim için de bu mümkün.
Haa, bu 1 veya 10 yılda olmazdı da, 100 veya 1.000 yılda olurdu.
Ki kendi kendine böyle olması veya insanların bunu yapması da mümkün.
Bu, geçersizlik bölümü.
Diğer yazılanlar, Müslüman / mümin eğilimli birinin Müslümanlar’ın insanlık-dışı davranışları nedeniyle, balatayı sıyırtma sözkonusu olduğunu imliyor.
O nedenle de, başkalarını yok edemiyorsam, bari kendimi yok ederim, ikilemi sözkonusu olmuş gibi.
Bu, tutarsızlık bölümü.
‘Son’ sözcüğü, daha önceki intihar girişimlerini de imliyor.
Sonuç:
Aklıma, ‘Sana Gül Bahçesi Vaat Etmedim’ / Greenberg ve Benjamin geliyor:
Bir:
Dışarısı toplama kampı, içerisi tımarhane. Bakınız Greenberg.
İki:
Bazıları baştan vazgeçer. O zaman da, intihar eden Museviler nedeniyle, mahallenin havagazı kesilir. Bakınız Benjamin.
Ey kari, tarih çöküyor, sen ne yapacaksın?
A: Katl-i vaciplik davranışlar.
B: İntihar.
C: Ayrılmak.
D: Seyir.
E: Hiçbiri.

(24 Mayıs 2016)

Anekdot: Domates, Biber, Patlığcaan

Baharın gelişiyle birlikte son haftalarda, ortalık seyyar zerzevat satıcılarıyla doldu, hepsi motorize ve hepsi gürültü terörize.
Bunun 2 nedeni var:
Bir:
Artan işsizlik.
İki:
Devlet otoritesizliği. Çünkü bir ara onları sıfırlamışlardı. Ciddi cezalar yazılıyordu. Yasak pala geçerli ama uygulayacak devlet görevlisi yok ortalıklarda.
Artı bir gözlem daha:
Mahalle bakkallarından sonra, mahalle manavları da geri dönüş yaptı. Çünkü market-pazar fiyatları uçtu gitti. Dünya’da gıda fiyatı artan tek ülke biziz, çünkü çevredeki ülkelere fırsat maliyetiyle zerzevat satıyoruz ve herşey dahil turuzmiyle yılda fazladan 10 milyon kişi besliyoruz, Suriyeliler hariç.
Dipnot:
Burada, neo-sürpriz olgu parçacıklarını kavramsal çerçevede yorumlama sözkonusu. Bir de, eski-yeni ayrımını göz etmek: Farklı olanı bilebilmek için, farksız (standart-referans) olanı da bilmek gerekiyor gibi.

(23-24 Mayıs 2016)

Cannes, Loach, Etc

Yazık, bir yaratıcı böyle yerlerde sürünmemeliydi.
Berlin, Venedik, Cannes film festivali üçlemesi, 1950-1985 arasında sanat sinemasını sırtladı.
Sonra, hiç gerek yokken, holivudlaştırıldı.
Sonra, sinema metamorfoza uğradı: Sanat-tür filmi ayrımı, ayrı ayrı yollardan bulanıklaştı, ayırtsızlaştı, sentezlendi ama praksislenemedi.
Aynı sırada; onlardan bambaşka mecralarda, reklam, klip, bilgisayar oyunu, trük, jenerik, fragman kısafilmleştirildi.
Üstüne, yine bambaşka bir mecradan, 6-60 saniyelik vine video devreye girdi.
1985-2015 arasında ise, eski tüm ustalar hiçbirşey olmamış gibi davrandı.
Sonuca bakar mısınız?:
“Loach; Francis Ford Coppola, Shohei Imamura, Emir Kusturica, Bille August, Dardenne Kardeşler ve Michael Haneke'nin ardından Altın Palmiye'yi ikinci kez alan 8'inci yöentmen oldu.”
60 yaş üstü tüm ustaların en beğendiği filmlerin tamamı, 1960 öncesi yapılmış gibi.
Politik duruşları bulanık veya yok gibi.
Ya da Loach gibi:
Hem, sinemaya karşıymış gibi, habire son filmini sunuyor; hem de, düzene karşıymış gibi yapıp, ödül töreninde slogan atıyor ama ödülü de sıkı sıkı tutuyor.
Olmuyor moruklar, olmuyor:
Götünle deve sürmek olmaz.
Ya bu deveyi güdersiniz, ya da başka sinema diyarına gidersiniz.
40 yaş altılar tarafından, onlarca alanda sinema-ötesi diyar yaratıldı. Siz hala, gerçeğin çölünde, sanat-tür filmi vahasına sığınmış, suyun başında itişip kakışıyorsunuz.
(24 Mayıs 2016)

Clinton’a Trump Şoku

Yeni bir durum:
“Donald Trump, son yapılan bir ankete göre, yüzde 46’lık destekle, olası rakibi Hillary Clinton’ı 2 puan geçti. ABC ve Washington Post’un Mart ayındaki anketinde Hillary Clinton, Trump’ın 9 puan önündeydi. Yani sadece iki ayda, Trump desteğini 11 puan yükseltmiş oldu.”
İzlediğim yerli ve yabancı haber prgramlarında, nedense herkes Trump’ın önünün kesileceği ve seçtirilmeyeceği yönünde kanıya sahip. Bu, bir arzunun dışavurumu yalnızca bence.
Oysa gözden kaçanlar şunlar:
Zeki, bilgi ve liderlik öğelerindeki eksiklik açısından, al birini, vur öbürüne. Bunlar öne çıkabiliyorlar, çünkü insan yok, çünkü nitelikli insan politikaya girmez, girse de katledilir.
Nasıl ki Trump, Ross’un açtığı zenginlikten gelen siyasetçi yolunu yürüdüyse, bundan sonra da başka birileri, Clinton’un ve Trump’un açtığı eksikli siyasetçi yolunu yürüyecek. Bu, AB için de böyle, olay Avsuturya’da başladı bile.
ABD’nin inişini, bu ikisi istese de engelleyemez ve hızlandıracak yalnızca.
Dolayısıyla olay, yalnızca bildiğimiz Hacivat-Karagöz patırtısı ve grotesk-komedisi.

(24 Mayıs 2016)

Zenginler Paralarını Nereye Yatırırlar?

Yeni zenginlerde ‘trend’ler de değişmiş.
Eski zenginler, paralarını daha çok borsaya ve yatırım fonlarına yatırırlarmış.
Yeni zenginler, sapa iş alanları bulmuşlar:
Örneğin uçak kiralama gelişmekte olan bir yatırım alanı. Yatırımcıların parası kullanılarak uçak satın alınıyor ve havayolu şirketlerine kiralanıyor.
Bu uçaklar satıldığında yatırım yapmış olanlar parasını geri aldığı gibi, sadece kiralama gelirlerinden de yıllık yüzde 9 gibi bir kâr payı elde ederler.
“İngiltere’deki zenginlerin yöneldiği yatırım alanlarından biri de çiftlikler. ... Bu alanda yapılacak yatırımların yıllık kârının yüzde 4 civarında olacağı, ayrıca zaman içinde toprağın da değer kazanacağı tahmin ediliyor.”
Görüldüğü gibi bunlar reel sektör alanları.
Yani, neo-ekonomik parametreler, dönüp dolaşıp eski iş alanlarını sağlam buldu.
Reel sektörlerin en olumsuz yanı, işin başında kendiniz durursanız, karınızın artacak olması. Oysa ki bu eski veya yeni zegin rantiyeler bunu istemezler.
Bu arada, eski olsun, yeni olsun tüm zenginler, aynı lüks tüketim markalarını kullanırlar. Moda oludkalır dönemlerde yani. Bu açıdan aynıdırlar yani.
Eski olsun, yeni olsun zenginler, nedense sanat ve kültür alanlarına yatırım yapmayı pek sevmezler. Dünya’da boşta gezen para belli, müzayede sektörünün global yıllık cirosu belli. Düşük bir yüzde.
Burada en önemli ayrıntı şu:
Teknoloji alanlarına zenginler yatırım yapmıyorlar, teknoljiden 8kazara veya kenid çabasıyla) zengi olmuş şirketler yatırım yapıyorlar. Dünya’daki yıllık patentlerin en önemli bölümünü, IBM, Apple ve Google gibi şirketler yaratıyor, bu yeni zenginler değil.
Tüm bu veriler, zenginlerin ve onların yatırımcılarının hayal gücünün eksi olduğunu imliyor bize.

(24 Mayıs 2016)

Çarşamba, Mayıs 25, 2016

NEK: Biyoloji: Evrim

Bu, çok-çok az geçerli olsa bile, bugüne kadar düşünülmemişliği çok ironik olan bir durum.
Tayvan-Endonezya-Yemen deniz göç sırasında oluşan veya alıntılanan aşırı kıvırcık saçlılık, Babilliler’e dış aktarım olarak katılmış olabilir. Aşırı kıvırcık kıllılık, Etyopya-Yemen melezi bir nitelik gibi görünüyor şimdilik.

(24 Mayıs 2016)

NEK: Biyoloji: Evrim

Türkiye’deki Orta Asyalı göçmenler üzerindeki gözlemim bana şunları düşündürdü:
Bir:
Çekik gözlülük, Neanderthaller’n bir alt-ırkı olabilir. Aynı zamanda bu, o alt-ırktan olan Neanderthal-insan melezi de olabilir.
İki:
Bu da, Neanderthal, Denisova, Andronovo üçlüsünün etkileşimlerinden biri olabilir.
Üç:
Neanderdthaller’in başka alt-ırkları da olabilir.
Burada önemli olan şu:
Melez-safkan akışımlarında oluşan düğüm-olgularda sürpriz olabiliyor. Laz burun Grek’ten, sarışınlık Viking’den, açık ten daha önceki bir Kuzey melezi olan Gürcü’den ama biz üçünü bugün Lazlık olarak tanımlıyoruz. Melezlikler safkanlaşmış yani.
Orta Asyalılar’ın Neanderthaller gibi geniş-kare ve basık yüzlü olanları var, oval ve rölyef yüzlü olanı var. Bunların ilki Neanderthal, ikincisi Denisova veya Andronovo kökenli olabilir.

(22 + 24 Mayıs 2016)

Heil Avusturya Heil

Avusturya’da, Yeşiller’n adayı, uç sağın adayını burun farkıyla geçerek başkan oldu:
Birinci soru:
Avusturyalılar, Almanlar’dan neden daha sağda?
Tatarlar Türkler’den neden daha sağda ise o yüzden:
Rollerini abartıyorlar ve sonradan o ulus sayıldılar.
İkinici soru.
Bundan sonra ne olacak?
Uç sağ, Avusturya’da % 10’dan % 50’ye çıktı. Hitler desen, zaten Avusturyalı idi.
Bu gidiş:
Uzun zaman aldı ve biraz daha zaman alacak.
Göçmenler kaçınılmaz ama faşizm de kaçınılmaz, tüm AB için böyle.
Göçmenler bu kez yeni kavumler göçü ile AB’yi içeriden çökertecekler.
Ancak, onlar olmasıydı da, AB her açıdan fiilen bitmişti.
Aslına bakılırsa galiba, AB hiç olmasa gereken bir hayaldi.
AB, daha önce taa Orta Asya’dan zorunlu göçmen almıştı, bu kez Afrika’dan ve Ortadoğu Asya’dan göçmen alacak.
Eski kuşak göçmenler yeni kuşak göçmenleri aşağılayacaklar ve kendileri Avrupalı, onları barbar sayacaklar.
Son ve çıkış:
Bu oyun, tarihte daha önce n kez oynanmıştı, bu ‘n + 1’incisi...  

(23 Mayıs 2016)

İnsanlar Neden Tek Tanrılı Dinlerde Zorlanırlar?

Zordurlar çünkü, kolayı çok-çok tanrılı dinlerdir ve o nedenle binden bir tanrıya doğru, 10-50 bin yıllık bir kültürel evrim sözkonusudur.
Mantığı zordur, İslam ve Hristiyanlık için Aristo Mantığı gerekmiştir, hermenötiklerini düzene koymak için.
Ancak o da, bir şey ya vardır, ya da yoktur ile mantık boşluğu yaratmıştır. Oysa, Uzakdoğu hermenötiği, eksi varlığı bile olanaklı kılar.
O nedenle, tarihin gevşeme dönemlerinde insanlar tek tanrıdın animizme, putperestliğe ve agnostizme regresyon yaşarlar, şu sıralar Türk-İslam TC-2015 geleneğinde olduğu gibi.
Şerh: Günde 5 vakit namaz gibi göreli kolay bir ibadeti insanlar yapmazlar da, oruç gibi göreli zor bir ibadeti yaparlar. Bunun başka bir biçimde açımlanması olsa gerek. Belki orucun, cuma namazı gibi görünür olmasının payı vardır bunda.
İnsanların inanmakta bile aksamaları, zihinsel evrimde hala epeyi geri bir aşamada bulunulduğunu imler.

(21 Mayıs 2016)

Punk Değil, Pulp Çizgiroman: Kara Bilim

Bilimkurgudaki siber-punk ve siber-pulp ayrımını, Chew çizgiromanı ile ilgili metinde açımladık.
Orada, bu çizgiroman için söyleyeceğimiz şeyi söylememiştik:
Anarşizm, bu çizgiromanda ele alınış biçimiyle pulp bir yaklaşımla ele alınmış ve bu hem anarşizme karşı ayıp, hem de anarşizmi kafaya alabileceğini sanan Yanki salaklığı olmuş.
Siberpunk çizgiromanların siberuzayla ilgili olanları, tuhaf bir kendiliğindenlikle, epistemik anarşist ve daha çok epistemik agnostik oluyor.
Pulp çizgiromanlar ise, altalanları ne olur olsun, gayrıciddi, absürd olamadan saçmalayan ve şimdilerde 40 yaş-altı ergen eksi zekası ve eksi bilgisi sahibi oluyorlar.
Kara Bilim, tüm bu olumsuz yönlere birarada sahip, üstüne bir de ‘space opera’ olmuş, hem de en köpüklüsünden, en içi boşundan, en renklisinden değil ama.

(21 Mayıs 2016)

Salı, Mayıs 24, 2016

Kılıçdaroğlu: Siyasi hayatımı bitirebilirim ancak referandumun neden olacağı karanlığı engellemeye değer!

İşte bu adam bu kadar bilgisiz, zekasız ve bilinçsiz:
“Kullanacağınız ’evet’in anlamı şu: Dokunulmazlık kalkacak. Kalkınca da ben ve başka CHP’liler yargılanacağız. Belki de bir yıldan fazla ceza alacağım ve siyaset yapmamın önü kesilecek. Ancak, AKP’nin ‘referandum’ kumarı, ülkenin geleceğini karartacak sonuçlar yaratacak. Türkiye’nin geleceği için kendi siyasi geleceğimi riske attığımın farkındayım.”
Konunun senle ne ilgisi var behey adam?
Senin gibi muhalefet liderini Erdoğan nereden bulacak?
HDP’liler savaş ilan etti bile, bunu da mı bilmiyorsun?
MHP-AKP işbirliğinin nerelere varacağını da mı görmüyorsun?
Takmışım senin siyasi geleceğine...
2013’te gitti caanım Cumhuriyet, şimdi de senin sayende gitti caanım ülke...

(21 Mayıs 2016)

Zarrab’ın Kerrakesi

Anlaşıldı.
Amaç, AKP’yi ve Erdoğan’ı kıskaca almak ki bu da bunu daha önce beceremedikleri ve artı konunun askeri / savaşsal pazarlığa açık olduğu düşüncelerini çıkarsatıyor.
Olay, Emine Erdoğan’a ve Egemen Bağış’ın eşine uzanmış.
Zarrab, bir tür adım adım pazarlıkla, lokma lokma yem veriyor savcıya.
Dönüp dolaşıp olay, doktorluk ve avukatlıktan sonra, musahebeciliğin de ölümcül bir meslek olmasına, yani öl-yaşa kararını verebilir olmasına geliyor.
Mafya da muhasebeden yargılandı, insanlık suçları kaçakları da.
2017’de epeyi AKP’li yurtdışına çıkamaz olacak gibi.
Asıl sorun, kaçak paraları ABD’nin alıp alamadığında.
Uzan paraları kurtardı ve kendini koruyacakları satın aldı, AKP’liler paraları kurtaramazlarsa anında satılırlar, kurtarırlarsa paçayı sıyırırlar.
Sonun sonunun ortası bu moment işte.
Yine de, 2 ay için verimsiz bir mücadele bu:
Tavşana kaç, tazıya yakala ile, bu işler artık yürümüyor.

(20 Mayıs 2016)

FB Psike Art Cinsel Kimlik Diyaloğu

Üzerine ne kadar çok laf üretirseniz üretin, hiçbir zaman kendisinden söz etmeyi başaramayacağınız bir noktaya taşınmış durumda cinsellik. Bu nedenle, cinsel kimliğini deneyimleyen genç insanların durumu, hayatı boyunca eline tornavida almayan birinin torna makinesinin başına geçmesinden hiç farkı yok. Ne yaşaması gerektiğini bilmiyor; öyle çok ima yüklenmiş durumda ki, cinselliğin “doğal” bir güdü olması gerektiğinden bihaber.
İsmail Güzelsoy, Psikeart "Cinsellik", Mayıs-Haziran 2010.
+
Metin, kendiliğinden anlam ikilemi taşıyor:
Cinsellik doğal ise, bilinmesi gerekmez, tornanın başına geçince, eller işler yalnızca.
Cinsellik üzerine konuşmak başka, onu yaşamak başka. Yaşlılar onu yapamadıkları için hakkında çok konuşurlar, ‘shrink’ler onu yapabilmeyi satmak istedikleri için hakkında çok konuşurlar.
Cinsel kimliğini deneyimlemek ile cinselliğini deneyimlemek bambaşka şeyler. Seks için seks yaptığında, cinsel kimliğin falan yoktur ortada, yalnızca hormonların vardır ki bu kerhane cinselliği olanı değil, gönüllü olarak 2 tarafın sevişmesi olanıdır.
Sevişmede ne yaşaman gerektiğini bilmek yoktur. Ne yaşamak istediğin vardır. Onu da zihnin bilmez, gövden bilir ve de hormonların.
Eğer bir insan, imalarla veya kitaplardan öğrendiğiyle seks yapmaya kalkarsa, çok ironik durumlara düşer. Porno filmlerde bile kadınlar orgazm olur ama bazı kadınlar orgazmı görmeden, açılmadan iade mezarı boylarlar. Orgazm da kitaplardan öğrenilmez. ‘Shrink’ten hiç öğrenilmez. ‘Shrink’ bir yanlışın yerine, diğer bir yanlışı koyar yalnızca bu konuda.
Sonuç:
Gövden seksi bilmiyorsa, çok şanssızsın ve senin için hiçbirşey yapılamaz.

(20 Mayıs 2016)

20 CHP’li Tarihi Kazıdı

376 kişi evet dedi, AKP + MHP 356 idi. 20 de CHP’l evet demiş oldu.
Tamam anladık, MHP koalisyon derdinde ve bunu alamayacak.
CHP’nin derdi ne?
Kılıçdaroğlu’nun derdi ne?
Ne demek, referandumu halka anlatamamak?
Ne demek, partiyi parçalamak?
Şu anda Kılçdaroğlu, Baykal’ı geçti zarar olarak.
Buradan çıkan tek sonuç şu:
O da geçici ve 5 yıl sonraki çakma sosyal demokrat iktidar için aday adayı değil.
Çıkış:
O CHP’li vekiller, betona ayak basan ameleden beter biçimde tarihe geçtiler. Aferin onlara.

(20 Mayıs 2016)

Evet, Evet, Evet İstiyorum

50 yıl kadar önce, böyle bir bulvar draması oyun vardı. Konusu aklıma düştü.
İnternete baktım. Şunu buldum:
“EVET EVET (EVET, İSTİYORUM)
Türü    OYUN
Orjinal Adı      JA! ICH WİLL
Orjinal Dili      İSPANYOLCA
Çevirilen Dil    İNGİLİZCE”
Çevirilen dil İngilizce ama başlık Almanca. Özgün dile ise İspanyolaca. Ahan da, kültürel ve mental konfüzyon dediğimiz tam da bu olmakta.
Oyunun konusu şöyle:
Nikah masasına oturmak üzere olan bir gelin adayına, biri evliliğinin gelecek bölümlerini gösterir, iyiler de vardır, kötüler de ama evliliğin boktan bir şey olduğu kesinkes bellidir baştan.
Gelin de son replik olarak başlığı söyler:
Evet, evet, evet istiyorum.
Toplama kampına giden yolun taşlarını kendi elleriyle döşeyen Museviler de öyle demişlerdi.
Şu an savaşa % 50 oy vermiş olan Türkiye halkları da.
Olay, Cem Yılmaz’ın Güliver karikatürü gibi:
“Oh Güliver, evet hepsini istiyorum.
Saçmalama.”
Sonrası replik ise şu:
Çong song tun çeng.
Dipnot:
İnternet, oyunun 1971-72 sezonunda sahnelendiğini yazıyor. Ben de oyundan televizyon aracılığıyla haberdar olmuştum ki bize tv 1972’de gelmişti. 50 değil de, 40-45 yıl diyelim o zaman.
50 yıl hikayesi ise şu:
Radyodan ilk anımsadığım yıl 1963 olmak üzere, 50 yıl küsur yıl önce, sabahları İstanbul bulvar tiyatrolarının oyunları anons edilirdi, cingıl cingıl, ‘Demirbank hayırlı işler diler, Demirbank, dong’ cingılı ile, asbah 06:30 veya 07:00 gibi.
O soğuk kış sabahlarının kokusunu hiç unutmuyorum ayrıca. Tezer Özlü’nün romanı gibi. Bu da, o özgün duygunun kokusu olsun.

(20 Mayıs 2016)

Pazartesi, Mayıs 23, 2016

FB TC Politika Monoloğu

Davutoğlu gittikten sonra, AKP giderken hissettiğim tek şey, tarihin bu denli sık tekerrür ettirilmesindeki inatçılık ve inkar kültünün absürd olduğu. 1989 Özal-Yıldırım ANAP ve 1993 Demirel-Çiller DYP durumlarının aynısı, 2014-16 Erdoğan-Davutoğlu AKP ve üçüncü adım olarak yaşandı.
(5 Mayıs 2016)
+
Dündar'a silah çekilmesi, en çok onun işine yaradığı için, paradoksal ve ironik bir olay oldu. Tarihsel gerilim arttıkça, bu türden yüksek gerilim alanlarında savrulmalar sürecek. Yandaş basın, 3 gündür Davutoğlu travmasını atlatamadı henüz: Aguk guguk yapıyorlar. Demirören basını ise, Dündar saldırısını anında internetten sildi. Yani, inkar kültü feci egemenleşti: Benim koleksiyoner müşteri tayfam, perşembe günü öğleden sonra bile, Davutoğlu'nun istifasını duymamıştı. Yok saymak, sonuçlarını ödememek değil elbette. Faşizm ve engizisyon dozu, kritik eşiği aştı. Toplama kamplarına en olmadık insanlar gidecek: Malum, alaturka kültür şeşi beş baktığı için, kendi adamını dost ateşiyle vurur, Dilipak'ın başına bir şey gelse, şaşırmam yani.
(7 Mayıs 2016)
+
Binali Yıldırım başbakan seçilince, AKP'liler pek sevindiler, yırttıklarını sandılar ama yanıldılar. Kısa gelecekteki savaş koşulları için Bozdağ veya Ala türü insanlar gerekliydi: Ya, tam itaat, ya kendi faşizmi. Yıldırım, çok-çok hızlı karar vermesini gerektiren durumlarla karşılaşacak ve kilitlenecek. Akbulut da, ANAP'ı böyle bitirdiydi, 1 koyup 3 alınacak bir savaş yüzünden. İnkar kültü artık işlemiyor: Akbulut, o savaştaki zararın 100 milyon dolar olduğunu söylerken, ABD büyükelçisi onun yanında ve canlı yayında 100 milyar dolar dediydi ve çok gülmüştüm buna: Birileri ölse de aymaz ki Yıldırım da öyle. Birinin soyadı ile birinin adı aynı: Yakışır amcası. Tarih de ironiyi sever. Teşekkürler AKP, sen olmasan biz senden nasıl kurtulacaktık? Bak, CHP dokunulmazlıklara evet diyecekmiş 20.05.16 günü. Merak ettiğim şu: Erdoğan, referandum şıkkının da harakiri olduğuna ayabildi mi?

(20 Mayıs 2016)