IŞİD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IŞİD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ekim 17, 2016

Türkiye’nin Musul Planında Son Moment: 17.10.16, 17:00

Kurtulmuş’un açıklaması şöyle:
“Kurtulmuş, Başika'da Türkiye'nin eğitim kampı kurduğunu ve bu kampta eğitilen 4 bin kişinin eğitim gördüğünü belirterek, "Eğitim görenlerden 3 bin kişi, peşmergelerle birlikte Musul operasyonuna katılmıştır" diye konuştu.”
Yani, o 3 bin kişi Arap, yani C planı, yahi Barzani Türkiye’yi sattı, yani ağır ödeyecek, yani baraj yıkılacak, yani ABD bunları hesaplamadı.
Peki, PKK Barzani’ye dalınca ne olacak?
Peki, koskoca ABD Türkiye’yi 1 yıldır nasıl Başika’dan çıkaramadı?
Peki, Halepçe’yi Barzani’yi yaşamadı mı?
Peki, TC IŞİD’e hafif bilgi sızdırınca ne olacak?
Haa evet, TC accaip riskli oyunu seçti ama Barzani ve Obama daha da beterini seçti. Operasyon Kasım 2016 başında bitememiş olacak.
Var mısınız bahse?

(18 Ekim 2016)

Cumartesi, Temmuz 25, 2015

Açılış Hamleleri



Açıkseçik ve düzenli oldu:
Birinci gün: IŞİD PKK’ye saldırdı.
İkinci gün: PKK TC’ye saldırdı.
Üçüncü Gün: PKK IŞİD’e saldırdı.
Dördüncü Gün: IŞİD TC’ye saldırdı.
Beşinci gün: TC IŞİD’e saldırdı.
Altıncı gün: TC PKK’ye saldırdı.
Notlar:
Bundan sonra bu kadar nizami düşük yoğunluklu savaş olmaz.
Hüda-Par, DHKP-C gibi küsur durumlar da var.
2003 Kasım terörü, ‘2 x 2’ düzeninde idi. 2015 Temmuz terörü, ‘2 x 2’ + ‘2 x 2’ oldu.
TC, duruma her zamankince geç aydı. Bu da savaş nedeni kazanmasına neden oldu. ABD, buna mızıldandı ama bir şey yapamaz.
Hedefler; büyükkent-turistik odak ve sivil-askeri (polis dahil) olmak üzere çeşitlemede.
Çok çok fazla düzensiz ve gayrınizami destek atışı olacak.
Dost ateşi başladı.
‘Ay pardon, yanlış kişiyi vurmuşuz’ başladı. (NATO kendini vurdu örneğin.)
Eğitim zayiatı çok çok fazla olacak.
Gönüllü ve gönülsüz ceylanlar çok çok fazla olacak.
Bu bir geçiş süreci. Aynı zamanda mayalanma süreci. Yeni Orta Çağ’ın ön dönemleri.
İşin içine, bir biçimde mafya da girecek bu kez, belki girdi bile. Ancak kazara veya raslantıyla.
Savaş tarihinin büyük sayılar kuramı işliyor artık.
Hala ve hala:
Anadolu beylikleri dönemi gibi, Ortadoğu beylikleri dönemi başladı.
Kuzgun leşe olanlar, çok çok fazla ağlak yapıyorlar. Bu da, yaptıklarının sonucunu hiç mi hiç hesaplamadıklarını imliyor.
TC, kendinin bir kobay olduğu bir deneye kendini soktu.
ABD, AB, Çin ve Rusya, makro gözlemciler ve deneyciler.
Bu ölüm oyununda, küçükler kazanacak: Battle Royal 1-2. Bu kesin. Ancak geçici olarak. Belki maksimum 50 yıllığına.
Haa evet, matematiksel oyun kuramı, Huizinga’nın oyun kuramı ve sanat, özellikle de sinema, çok önceden gerçeği geçti ve onu önceden dilegetirdi, tıpkı Kafka’nn ‘Açlık Şampiyonu’su ve ‘Ceza Sömürgesi’si gibi.
Yani:
Sentez, bu kez çok çok daha büyük olacak ama praksis olamaycak, çünük bu, bir proto-praksis geçici kuramsal ve geçici edimsel..
Ölçek ve ölçüt, Kraliyet’ten (Royal’den) daha daha büyük. Hatt-ı müdfaaf yokttur, sath-ı müdafaa vardır, bitti. Şimdi tüm Dünya bir savaş alanı / sathı oldu, ‘Battle Royal 2’deki gibi.
Savaş cehennemine hoşgeldiniz.
İhanetlere hoşgeldiniz.

Sürprizlere hoşgeldiniz.

Perşembe, Temmuz 23, 2015

Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok



Bu, Güneydoğu’da savaşmış emekli bir asker olan Pamukoğlu’nun kitabı.
Aşağı yukarı doğru bir saptama.
Eksiği de var:
100 bin ölüyü nasıl verdiğimizi anlatıyor ama bu hesaba katılıp katılmadığı hala belli olmayan 18 bin fali meçhulü ve 18 bin kayıbı anlatmıyor. O da, onunki gibi, bir 1993 öyküsü sonuçta...
Fazlası da var:
Savaş, bir kahramanlık öyküsü değildir.
Savaş, insan rezilliğinin bir panoramasıdır. Her kezinde farklıdır üstelik. İnsan türü, rezillikte çok yaratıcı davranır.
Asıl klip konusu:
Bir müzik kanalında ‘Unutulmayanlar’ bölümünde, yaklaşık 20 yıllık olan, Mahzun Kırmızıgül’ün ‘Kardeşlik Türküsü’ çalındı 23.07.15 günü:
Melokomik bir söylem.
Ölümden söz ediyor ama Yeşilçam arabesk filmi kıvamında.
30 sanatçı.
Bir ama, bir taksi şoförüne yüz binler kaptırmış, bir şu an ölü, 3 arabaskçi, bir aranjmancı...
Kadro bu...
Bir barış türküsü nasıl oluyor da bir marş ritminde oluyor?
Barış güvercininizi ızgara mı alırdınız?
“Dağlar oy oy oyyy...”
Batarya’nın Batu’su der ki:
“Pazarlıklar bitti, savaş zamanı...
Söyleniyor dinlemiyorsunuz, dinlediğinizde anlamıyorsunuz, ölürken de ağlıyorsunuz...”
Pavyon ekosu fonda:
-sunuz...
-sunuz...
-sunuz...
Finaldeki TC haritası yeterince imleyici-dolu gösterge.
Beyaz barış güvercini yok artık, siyah savaş kargası var şimdi ve burada...
Şarkının sözleri:
“Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye
Yaşamak dururken bu kavga ne diye
Dağlar oy oy yollar oy oy
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy
Bir kardeş kardeşi vuruyor ne diye
Bir ana ağlıyor evladım nerede
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy
Susmuyor silahlar feryat var gecede
Dinsin bu gözyaşı bitsin bu işkence
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy”
İnsanın cehennemine hoşgeldiniz...
Allah’ın cehennemine hoşgeldiniz.
Tanrı’nın cehennemine hoşgeldiniz...
Yehova’nın cehennemine hoşgeldiniz...
Araf’ta değil, marj’da olun...
% 90 kaçın, % 10 ortalıkta hiç görünmeyin...
İnsansanız yani...
Not:
Son 3 Gün:
IŞİD PKK’ye, PKK TC’ye, PKK IŞİD’e...
Geriye kaldı 6 varyasyon ve sonsuz tur...

Bu kez, limitsiz zaman ve en az 1 milyon ölü tahmin ediyorum bir gelecekbilmici olarak...

Cuma, Kasım 14, 2014

Devrimciler, Kürtler ve Savaş Ahlakı


Cehalet insanı söyletiyor.
Akademisyen Foti Benlisoy, Kürtler’in şu anda ABD ile işbirliği için, şöyle bir inci yumurtlamış:
“Önemli olan taviz, geri adım, uzlaşmanın hangi stratejik çerçevede ilerleyeceği. Bu konuya dair yazımda da Lenin’den bir alıntıyla ifade etmeye çalışmıştım; Brest Litovsk antlaşmasını biliyorsunuz, aslında bir anlamda bir ‘teslimiyet’ anlaşmasıdır. Yani Rusya’nın en zengin bölgelerini Alman emperyalizmine hediye ediyorsunuz. Bolşevik parti içerisinde de çok muhalefet görmüştür. Çünkü kitleler de devrimci savaş istemektedirler. Almanya’yla savaşacaksın. Orada şunu söylüyor Lenin; ‘İki tip uzlaşma söz konusudur. Bir haydut önünüzü kesmiş, canınızı kurtarmak ve daha sonra onu yakalamak üzere siz paranızı silahınızı, eşyanızı veriyorsunuz. Bu bir uzlaşma biçimi olabilir.’ Benim demeye çalıştığım, PYD’nin de karşı karşıya kaldığı uzlaşma biçimi bu. Sırtı duvarda. Bu uzlaşma biçimi anlamlı. ‘Ama’ diyor Lenin, ‘haydutla oturur, paranızı bilmem neyinizi ona ortak iş kotarmak üzere veriyor, onun yağmasına katılmak üzere uzlaşıyorsanız, o başka bir meseledir.’”
Öncelikle sözü geçen anlaşmaya bakalım:
Rusya, bu anlaşma ile ne yapmış?:
Kars’ı Türkiye’ye, Baltık Ülkeleri’ni Almanya’ya devretmiş.
Akademisyen arkadaşa göre, bunlar Rusya’nın malı oluyormuş.
Aynı anlaşmaya göre, Polonya da Almanya’ya devredilmiş.
2. Dünya Savaşı öncesinde Stalin de, aynı Polonya’yı Hitler’e teslim etmişti.
Ayrıca sözü geçen aynı Lenin de, asıl kendi toprağı olan Kronstadt’ı 1921’de düzlemişti / sıfırlamıştı.
Arkadaşın reel politik’i böyle bir şey.
Demek ki arkadaşa göre devrimci Kürtsel ahlak, böyle bir şey: Gerekirse, bilmem neni satacaksın.
Daha da önemlisi bu beyan, devamında, Kürtler’in Büyük Kürdistan’dan şimdilik vazgeçmesinin de geçici bir strateji olduğunu rahatça gösteriyor. Çünkü bugün IŞİD’in elinde olan topraklara aslında Kürtler talip.
Yalan, düşmanıyla işbirliği, kendi sivillerini ölüme terketme, kendinin olmayan sivillerin ölümünü isteme, hatta buna olanak hazırlama, şimdilik yapılanlar bunlar. Örneğin Kobani’de Kürtler’in ve talip oldukları Suriye topraklarında Araplar’ın ölümüne hem Barzani, hem de Öcalan seyirci kaldı, hatta bunu desteklediler ki ortalık boşalsın.
Şunu anımsayalım:
Bu, tarihte Kürtler’in Araplar’a ilk ihaneti değil. 1250’de Bağdat yakılıp yıkılırken de Kürtler, düşmanın safında yer alımşlardı ve bunu pahalı ödemişlerdi.
Kısacası, biz buna ‘reel politik’ demiyoruz, ‘oportünizm’ diyoruz.
Olabilir, aç tavuk kendini buğday ambarında görebilir ama reel politik, aynı zamanda kaybetmeyi de hesaba katar, çarşıdaki pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak da var sonuçta.
Gelelim ABD özeline:
ABD Kürtler’i daha önce satmadı mı hiç?
1946’dan beridir 3-5 kez sattı ve Kürtler bundan hiç mi hiç ders almıyora benziyor.
Olabilir, ya devlet başa ya kuzgun leşe, olabilir ama ‘devlet başa’daki kelle ile, ‘kuzgun leşe’deki kelle aynı, yani sizinki olmalı, bir savaş ahlakı gereği olarak: Başkasının kellesiyle gerdeğe girilmez.
Son 10 yıldır özenle savaş hukuku kaydı yapan biri olarak, şunu vurguluyarak belirtelim:

Kürtler, tarihte savaş suçundan yargılanıp, suçlu bulunup, mahkum olan ilk halk olma şerefini kazanmak üzereler.

Çarşamba, Kasım 05, 2014

Yalnız Kurt ve Canlı Bomba



Eskiden canlı bomba vardı. Şimdi yalnız kurt var.
Birincinin şimdi ve burada kitel üzerindeki medya geştaltı etkisi daha ve en yüksek çizgide: ‘That is the question.’
Canlı bombayı, pek ünlü olmayan (eski Seylanlı) Sri Lankalı teröristler icat etti ama Filistinliler, kavramı onlardan apartıp, global çapta ünlü yaptılar.
Eh, Unabomber bir bakıma (nerede patlatacağı belli olmayan) bir canlı bombaydı, şimdi de yeni kuşak yalnız kurtlar kavramı ondan apartıp, daha bir ünlü oluyorlar.
Bu bir.
Canlı bomba tümüyle, yalnız kurt da % 50’den çok, eyleme giderken ölümü üstlenir.
Bu iki.
Yöntemler değişirken, işlev denli, işlevsizlik de önemli kalır. Tamam, bir bomba patlatma yöntemi er veya geç deşifre edilir ve artık önlenebilir olur ama sen kalkıp da, her bombayı aynı biçimde çift fitilli yaparsan da, bu senin alameti farikan olur ve tanınırsın ve sanki asıl işlev(sizlik) bu olur gibi.
Bu üç.
Koşut biçimde, 1970’lerde uçak kaçırınca, bu medya geştaltı yaratıyorsa ve 2010’larda yaratmıyorsa, yöntemi değiştirirsin ama her 2 durumda da sonuca giden yol, iyi bir pazarlıkçıdan geçer sonuçta. Yani, ekip çalışması ve görünen terörist önemlidir denli, görünmeyen terörist önemlidir de, yoksa konudan yanlış dersler çıkarırsın.
Bu dört.
Atlayarak gidelim: Konunun son çıkışındaki, ya davadan vazgeçmek, ya da düşmanınla özdeşleşmek açmazı, tüm asilerin başına gelebilir, bilindiği kadarıyla geliyor da. Yani, terörizm bir tao değildir, çünkü Konfüçyüs veya onun koşutu  tarzı bir tao olamaz.

Bu da beş.