Bu bir fotobiyografi.
Metinleri zayıf kalmış.
Üstüne bir de, Ali Nesin – Aziz Nesin metin
ayrımları ve Aziz Nesin’in kendi metinlerinin referanssızlıkları eklenince,
biraz karışık / belirsiz bir metin ortaya çıkmış.
Fotoğraflar ise oldukça zengin dağarcıklı.
Ancak, kronolojik sıra içinde verilmemişler pek.
Metni okurken, senkop yaşanıyor.
Toplamda vasatın üstünde bir derleme olmuş.
Oysa, çok daha yukarıda bir düzeyde olabilirdi.
Aziz Nesin’in 2 takıntısı var: Ölüm ve borç.
Ölüm konusu, ‘Hiç Bozulmaz Ustanın Keyfi Bugün’ başlıklı, Milliyet Sanat’ta
taa 1980’de yayınlanmış bir öyküsünde çok iyi verilir. (Bilmem bu öykü
kitaplarına girdi mi?)
Borç konusunda ise, baltayı taşa vurmuş (ama bu muğlak kalmış): % 90 küsuru
aptal olan sadakaverenlere karşı ne borcun olabilir ki?
Onlar o borcu sana veya bir başkasına iyilik olsun
diye değil, cenneti satın almak için vermişlerdi. (Haa, % 1 iyi her zaman var
ama onlar senden borçlarını zaten istemezlerdi.)
Kitabın en zayıf yanı, bir tek açık verdiği, Aziz Nesin’in kadınları
konusunda. Delilerini bile açıksözlülükle yazan Nesin, kadınları konusunda,
mahremiyete binaen aşırı ketum davranmış. Epeyi belgeyi kendisi öldükten sonra
yok edilmek üzere düzenlemiş ve bildiğimiz kadarıyla da yok edilmişler.
Toplama bakalım:
Nesin, ne aydınlık, ne yazarlık açısından benim ilgi spektrumunda değil.
Yine de, ona karşı her zaman sempatinin ötesinde birşeyler hissettim. Bunun
temel nedenini, onun ve onun gibilerin, kendilerini ve yaşamlarını post-Osmanlı
ve erken Cumhuriyet kuburuna ve kabirine, gönüllü olarak hafriyat olarak
kullanmış olmalarına saygı duymama bağlıyorum. Böyle bir kamikazeliğe, ülkeler
kültür tarihlerinde kolay kolay raslanmıyor.
Kitap bunu iyi açımlıyor. Hazırlayanların ellerine sağlık.
Rahmetliyi hüzünle yad ediyorum.
Dipnot: Gönül isterdi ki Nesin, ender görülen şeylerden birini becerip, 100
yıl yaşasın ve biz bu kitabı onun 100. doğum gününde, 2015’te birlikte
okuyabilelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder