Filmin
fragmanını izledim ve sinopsisini okudum. Başını sonunu biliyorum.
Filmin
konusu şu:
“Sözleşmeli
bir katil var. Bir adamı öldürüyor.
Öldürülen
adamın cerrah bir kızkardeşi var. Bu katili yakalattırıp, onu uyutup, onu
erkekken kadın yapıyor.
Adamın
erkekken kadın sevgilisi var. Kadın olunca, yine onunla sevişiyor ve hala
sevgililer. (Anti-Triton 1.) Kadın adama yardım da ediyor.
Adam,
konuyu bilen herkesi sorguya çeke çeke öldürüyor.
Kadın cerrahın
da parmaklarını kesiyor:
O onun
iş aleti olan penisini (erkeklik simgesini ve silahını) aldı, o da onun iş aleti
olan parmaklarını aldı.”
Aslına
bakılırsa, bu düpedüz bilimkurgu.
Çünkü
bir erkek, bir kadına bedence 40 yaşında şakkadanak dönüştürülemez. Göğüslerin
büyümesi veya silikonlanması aylar alır. O nedenle burada, anahtar aç-kapa bir
seks-transı durumu tanımlıyoruz: Erkek bir anda kadın olarak uyanır ki bu,
Triton’un konusudur. Ama, ruh olarak hep erkek ve artı katil olarak kalır. (Anti-Triton
2.) Bu, mümkün, hem de epeyi gerçekçi olarak mümkün: Satırına satırına
olmayabilir ama ilkede mümkün, çünkü zaten kiralık kadın katiller ve gerçek
dövüşçüler var, 1.95 boyunda ve 120 kilo olarak falan.
Filmde
eski erkek yeni kadının bir repliği var:
“Eğer,
eski benden bir şey kalmışsa, onu göreceğiz.”
Görülür
de, ortalığı dümdüz eder. Beyzbol sopasıyla kafa kırar kadın kadın. Sevgilisi
de, onun yaptıklarını uzaktan memnun memnun seyreder ki gerçekçi olan durum da
budur.
Peki,
aynı süreçte Triton ne yapmıştı?:
Adam,
kadını anlayabilmek için, kadın bedenine girmişti ve ilk gördüğü kadın olarak
yalan söylediğiydi.
2017 Assignment,
ne yapmış peki?:
Adam,
istemeden ve habersizce kadın bedenine sokulur ama ruhu değişmez, şiddeti de.
Yalan falan da söylemez. Düpedüz gerçeğe dalar ve herkesi de daldırır.
İşte,
2017 Assignment’ın asıl-asıl Anti-Triton’u budur:
Epistemik realite:
Yalan,
hiç kimsenin hiçbir işine yaramaz. Yaramadı da.
Erkeklerin
de, kadınların da, Triton’un da, Mülksüzler’in de (onun da kadın ve erkek
üzerine epeyi yalanı mevcuttur), her 2 romanın (sırasıyla birincisinin ve
ikincisinin) biseksüel-erkek ve (en azından görünürde) heteroseksüel kadın
yazarlarının da.
Ekstradan
tartışma:
Kadın
doktor, erkek katili kadın yaparak, onun ‘psychic pain’ (psişik acı / varoluş
acısı) çekmesini istediğini söyler. Hesapça o, kardeşini kaybederek bunu
çekmiştir.
Ama
hesabı tutmaz: Katil acı çekeceğine, herkese feci acı çektirir, ona da.
Avcının
avlanması budur. Bir de, ‘İntikam Üçlemesi’ndeki intikamcı avcının, yaptığı bir
hata nedeniyle, kendisinden bilgililere / zekilere / güçlülere kendisinin av
olması var ki bizce aynı ana tematik sözkonusu.
Günümüz
psiko-politik momenti de, tam da budur ki / ve bu da, ayrı bir bilimkurgu
başarısı ve artı Anti-Triton’dur, çünkü onda da, romanın sonunda bir savaş
başlar: Dünyalararası br savaş.
Şu anda
olup biten de, aslında Homo Sapiens -
Homo Posterus savaşı olmakta: Türlerarası
bir savaş.
Bu,
böyle biline…
(3 Ekim 2017)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder