Salı, Ekim 03, 2017

Anti-Triton Bilimkurgu Olarak 2017 Assignment

Filmin fragmanını izledim ve sinopsisini okudum. Başını sonunu biliyorum.
Filmin konusu şu:
“Sözleşmeli bir katil var. Bir adamı öldürüyor.
Öldürülen adamın cerrah bir kızkardeşi var. Bu katili yakalattırıp, onu uyutup, onu erkekken kadın yapıyor.
Adamın erkekken kadın sevgilisi var. Kadın olunca, yine onunla sevişiyor ve hala sevgililer. (Anti-Triton 1.) Kadın adama yardım da ediyor.
Adam, konuyu bilen herkesi sorguya çeke çeke öldürüyor.
Kadın cerrahın da parmaklarını kesiyor:
O onun iş aleti olan penisini (erkeklik simgesini ve silahını) aldı, o da onun iş aleti olan parmaklarını aldı.”
Aslına bakılırsa, bu düpedüz bilimkurgu.
Çünkü bir erkek, bir kadına bedence 40 yaşında şakkadanak dönüştürülemez. Göğüslerin büyümesi veya silikonlanması aylar alır. O nedenle burada, anahtar aç-kapa bir seks-transı durumu tanımlıyoruz: Erkek bir anda kadın olarak uyanır ki bu, Triton’un konusudur. Ama, ruh olarak hep erkek ve artı katil olarak kalır. (Anti-Triton 2.) Bu, mümkün, hem de epeyi gerçekçi olarak mümkün: Satırına satırına olmayabilir ama ilkede mümkün, çünkü zaten kiralık kadın katiller ve gerçek dövüşçüler var, 1.95 boyunda ve 120 kilo olarak falan.
Filmde eski erkek yeni kadının bir repliği var:
“Eğer, eski benden bir şey kalmışsa, onu göreceğiz.”
Görülür de, ortalığı dümdüz eder. Beyzbol sopasıyla kafa kırar kadın kadın. Sevgilisi de, onun yaptıklarını uzaktan memnun memnun seyreder ki gerçekçi olan durum da budur.
Peki, aynı süreçte Triton ne yapmıştı?:
Adam, kadını anlayabilmek için, kadın bedenine girmişti ve ilk gördüğü kadın olarak yalan söylediğiydi.
2017 Assignment, ne yapmış peki?:
Adam, istemeden ve habersizce kadın bedenine sokulur ama ruhu değişmez, şiddeti de. Yalan falan da söylemez. Düpedüz gerçeğe dalar ve herkesi de daldırır.
İşte, 2017 Assignment’ın asıl-asıl Anti-Triton’u budur:
Epistemik realite:
Yalan, hiç kimsenin hiçbir işine yaramaz. Yaramadı da.
Erkeklerin de, kadınların da, Triton’un da, Mülksüzler’in de (onun da kadın ve erkek üzerine epeyi yalanı mevcuttur), her 2 romanın (sırasıyla birincisinin ve ikincisinin) biseksüel-erkek ve (en azından görünürde) heteroseksüel kadın yazarlarının da.
Ekstradan tartışma:
Kadın doktor, erkek katili kadın yaparak, onun ‘psychic pain’ (psişik acı / varoluş acısı) çekmesini istediğini söyler. Hesapça o, kardeşini kaybederek bunu çekmiştir.
Ama hesabı tutmaz: Katil acı çekeceğine, herkese feci acı çektirir, ona da.
Avcının avlanması budur. Bir de, ‘İntikam Üçlemesi’ndeki intikamcı avcının, yaptığı bir hata nedeniyle, kendisinden bilgililere / zekilere / güçlülere kendisinin av olması var ki bizce aynı ana tematik sözkonusu.
Günümüz psiko-politik momenti de, tam da budur ki / ve bu da, ayrı bir bilimkurgu başarısı ve artı Anti-Triton’dur, çünkü onda da, romanın sonunda bir savaş başlar: Dünyalararası br savaş.
Şu anda olup biten de, aslında Homo Sapiens - Homo Posterus savaşı olmakta: Türlerarası bir savaş.
Bu, böyle biline…

(3 Ekim 2017)

Hiç yorum yok: