1848
Almanya Devrimi ve 1871 Fransa Paris Komünü, 2 sanayileşmekte / sanayileşmiş
toplumda idi.
1920
Ukrayna Mahno ve 1935 İspanya İç Savaşı ise, 2 sanayileşmemiş / köylü toplumda
idi.
4’ünde
de marksistler, anarşistlere rakip / düşman idi. 4’ünde de onlara ihanet edip
arkadan vurdular.
1848’de Engels,
Stirner’i tanıyormuş.
Özellikle,
1871 Marx-Engels x Bakunin-Neçayef
kuadralektiği tarihin en ilginç poli-diyalektiklerinden
birini (6 adet olarak) oluşturur.
1920’de
Troçki, Mahno’yu (yarı doğrudan, yarı hileyle / arkadan) vurdu.
1935’te
stalinistler, anarşistleri (arkadan) vurdu.
Burada
asıl vurgu, 1872-1916 dönemi için
önemli:
2018’de
bile, anarşist = terörist ikilisini yaratan süreç, bu dönemde oluştu.
Dünya’daki tüm anarşistler, büyük olasılıkla umutsuzluktan harakiri / kamikaze
yaklaşımla, cumhurbaşkanı, çar, oligark, şu bu demeden, tüm hegemonlara
suikastler düzenlediler. Başarılı da oldular ama yapanlar ipe gittiler.
Anarşistlerin
en büyük çıkışı da, en büyük başarısızlığı da bu dönemdedir.
1968’de
de anarşistler vardı ama çoğu pasifist (pasivist değil) idiler. Hipi, keş, şu bu olarak yani.
Aranot:
Anarşistin Yemek Kitabı’nın ABD’li yazarı, 1968’den 50 yıl sonra, 2018’de, daha
çoğunu yapar mıydı ya da daha çoğu
gerekir miydi, sorusuna, evet,
yanıtını vermiş. Bu, çok-çok önemli bir ayrıntı.
1968’li
aktif eylemcilerin tamamı, şu ya da bu açıdan marksist olarak öne çıktılar.
Yani 1917 ve 1949, nedense onlara marksizmin zaferi gibi göründü. Ve / ama
sonra bunun böyle olmadığı ortaya çıktı ve / ama bu daha 1917’de Rosa’nın parti
diktatörlüğü uyarısı ile zaten belliydi ve her zamanki ve her yerdeki gibi kuram, eylemin çok-çok ilerisinde idi.
Her 2
dünya devrimi de, 2 dünya savaşı ertesinde oldu. 2 Asya ülkesinde oldu. 2’sinde
de, Rusya’da 1905’te, Çin’de 1911’de, devrimci süreçler savaş alanına çoktan
inmişti. Yani, 2’sinde de süreç oldukça uzun sürdü, Çin’de çok-çok uzun sürdü,
durulduğunda da bitti: 1971 Nixon’un çabası ile, 1976 Mao’nun ölümünden önce.
1970
1968’in yenilgisi, 1980 neo-liberalizmi, 1990 Doğu Bloku çöküşleri ile 2000
geldiğinde, anarşizm yeniden anımsandı, çünkü umutsal bir vakum oluşmuştu ve insanlar yeniden eski defterleri
karıştırdılar. Ancak bu kez, hata yapılmamaya çabalanıp, uygulanabilir bir
kuram arandı ve 20 yıldır hala bulunamadı veya inşa edilemedi.
Böylelikle,
1840-2020 döneminde marksizm ve anarşizm, düşman kardeşler olarak, yanyana ve karşıt karşıta tepiştiler. Marksizm,
pragmatist olan ve kazanan taraf oldu; anarşizm, romantik olan ve yitirdikçe
umutlanan taraf oldu.
Burada
ironik bir ikilem var:
Her 2’si
de tarih tarafından tuş edildi. Ve /
ama fatura marksizme çıkarılırken, anarşizme çıkarılmadı, çünkü 2’li
mücadelelerde kazanan taraf, hep marksizm idi. Bu da, mazlum edebiyatının popülizmi demektir. Anarşizm 2020 sonrasında, kazara burada kalırsa,
feci sıçar.
Gerçi
hep sıçtı ya. Hiç olmazsa bu, Beckett salaklığı gibi, kaybettikçe mutlanan ve umutlanan salaklık olmasın.
2020
momentimiz budur.
Nokta.
Es.
(24 Ocak 2018)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder